şu eski deyişi bilirsin: "geçmişini hatırlamayanlar tekrarlamaya mahkumdur."
boş boş laflar işte. afilli şekilde de söyleyeyim; "tarih tekerrürden ibarettir."
tamam güzel de, o işler öyle olmuyor işte. geçmişini hatırlayanlar hatırlamayanlardan daha beter bir durumdadır. çünkü insan her zaman kendi tarihi altında ezilir korçi. insan dediğin şey kendi geçmişinin altından kalkamayan bir mahluktur. geçmişinden ders almak falan onların hepsi bir hikayedir. geçmişin seni hep ama hep eksik bırakır, eksik.
adı üstünde geçmiş. düşünsene; değiştiremiyorsun, atamıyorsun, silemiyorsun. hep arkanda, hep hatrında. bir şey söyleyeyim mi, insanın geçmişi olmasaydı mutlu olmak mümkün olurdu belki. o zaman insanın kendiyle barışması için bir şansı olurdu belki de. ama öyle kıyak bir durumumuz olamayacağına göre işte tam da bu yüzden mutlu olmak boşu boşuna kürek çekmek oluyor. yani, sakin olmakta fayda var. çünkü mutluluk denen şey yalan dolan.
geçmişimiz var ve geçmiş kalleştir korçi. aa, tabii şöyle bir vaziyet de var, geçmiş sizi mutsuz ediyorsa gelecek mutlu mu edecek demektir? sanmıyorum be korçi. geçmişimiz vardır ve geçmiş kalleştir.