• Gecenin üzerime örttüğü çiy damlalarından kurtulup, doğrularak günün ilk öğününü, belki de mideme girebilecek birkaç lokmayı bulabilmek için hayatın içine atılıyorum. Benim olan tek şey şuradaki boş çöp tenekesinin yanında duran karton parçası. Gecenin ayazında bedenimin bütün sıcaklığını çekti oda. Beni sömürdü resmen, taş gibi kalktım yattığım yerden.

    Sağ, sol. Sağ, sol. Sağ, sol... Şu yoldan bir karşıya geçersem türlü zenginliklerin kucağında bulacağım kendimi. Hissediyorum. Bu gün benim şanslı günüm.

    .....................

    Ani bir fren sesi.... Gözlerim kapanır.. Tek duyduğum kulağımı yırtarcasına

    Dat daat daaaaaaaat...

    Gözlerimi açarım ve tamponla burun burunayım. Gözümün önünden geçecek bir film de çekemedim ki hayatım boyu. Bir sulu biftek geçmiş olsa boğazımdan şöyle hapur hupur yemiş olsan, onu görmek uğruna bile olsa o tamponu burnuma yerdim ama nerdeee...

    Hav hav hav hav

    Dat dat dat...

    Hav hav hav hav...

    Kazanan benim tabii ki.. Şoför pes edip benim geçmemi bekledi. Salına salına geçiyorum. Ne de olsa günün ilk kazananıyım. Hani tacım, karşılama töreni? Neyse birkaç parça ekmeğe de razıyım..

    Tıngır mıngır yolda ilerliyorum.  Acaba nerde bu günkü kısmetim? Fırıncı Ahmet abide mi? Ciğerci Necdet abide mi? Yoksa yoldaki bir hayırsevere mi denk gelicem, bu soğuk havada mideme sıcak bir şeyler girmesini sağlayacak. Bunun iihtimali piyangoyu tutturma ihtimalimden bile düşük ama hayal dünyamda her şeye yer var. Orası dipsiz bir kuyu. Karnımı doyurabilecek her ihtimale açığım.

    Ooo işte Ahmet abinin fırını. Bu ne!! Kucağında bir sürü ekmek olan biri, hem de istiflemiş ekmekleri, önünü göremiyor. Şimdi paçadan bir dalsam, elinden o taze, sıcacık ekmeği düşürse de midemde davul zurna çalsa. Ooooohh mis.. Ama olmaz ki. Adımı çıkartırlar saldırıyor diye. Sonra mı? Bir daha bu mahalleye adım atamam. Mahalleyi bırak bide barınak belası var. Oraya gidenlerin sonu hiç hayır değil. Ya zehirlenenlere ne demeli? Offff en iyisi mi paçadan saldırmak yerine aç karınla bir umut ciğerci Necdet abim.

    Tekin değil yürüdüğüm sokaklar. Her yerde bağırış çağırış, gürültü, kalabalık. Zor, çok zor hayvan olmak, insanların bile birbirini sevmediği bu dünyada. Sözde insanoğlunun tekme salvolarından kurtulmak her oryantalin harcı değil burada. İyi kıvırmak, koşup kurtulmak gerek. Üzerime tükürmek isteyenler de var üstelik. Tam kurtuldum derken o da ne!! Büyük bir bot patladı yüzümde.. Bu günün kısmetini aldım galiba. Ağzım burnum kan içinde, ciğercinin önünde auuu... Auuu...

    Necdet abi beni o halde hoş karşılamadı, uyuz mu kaptı kim bilir ne hastalık var deyip beni uzaklaştırmak için süpürgeyle belime belime çalıştı. Bende son hızla oradan uzaklaştım. Nereye mi? Başladığım yere. Çöp tenekemin yanına. Belki birkaç lokma yemek artığı ya da kuru ekmeğe denk gelirim de günü aç kapatmam diye umarak gidiyorum. Biliyorum. Necdet abiden en güzel ciğeride yedim, fırından sıcak ekmekte.

    Lokanta artıklarından köfte bile denk geldi. Her tadı biliyorum, ama hayatın tadını alamadım. İnsanoğlu bu tadı bana veremedi, benciller, çünkü kendileri bile bilmiyorlar o tadı. Benim ekmeğime bile göz koydular. Öyle de doyumsuzlar. Sabahtan beri sokaklardayım neden sıcak bir insan eli değmedi başıma? Neden hiç kimse umursamadı beni, bu dünyada bir varlığım yokmuş gibi.. Önlerine bakarak ilerleyen bu insanoğlu hiçbir şeyi göremiyor. Yalnızca kendini, varsa yoksa kendini düşünüyor. Oysa benim açlığım da tıpkı sizin insanlığınız kadar önemli. Bunun farkına varın artık.

    Hayal dünyama dalmış giderken farkına varmadım ama yaklaştım işte. Karşıya geçip bir an önce kavuşmalıyım çöp tenekeme.. Derken o da ne..

    ..........................

    Fren sesi daha yakından.. Dat dat dat...

    (Hav hav yok)

    Gözlerimi kapadım, kendimi sıktım ve derin bir nefes. Yerdeyim. Sabah teğet geçen ölümün kucağında. Hayallerimin başladığı yerde hayatım bitiyor. Ne güzeldi oysa, sulu bir biftek, sıcak ekmek, belki de ciğer. Hiçbiri, soğuk havadan başka hiçbir şey girmedi ağzıma bu gün, yediğim tekmeden sonra dolan kandan başka, bir lokma bile.

    1e 3 karanlık bir metal çöp tenekesi bekliyor beni. Tanıdık bir yerdeyim bu benim sahip olduğum tek şey. Kartonum. Sabah kalktığım karton hala sıcak mıdır ki? Keşke onun üzerinde yatsam, belki iyileşirim. Ama, ama hiçliğe doğru gidiyorum. Biliyorum. Hiç böyle düşünmemiştim şimdiye kadar. İçinden karnımı doyurup yaşamamı sağlayan o metal kutu şimdi mezarım olacak.

    Ağzımdan silik bir hırıltıyla son nefesimi veriyorum. Canım da nefesimle birlikte bedenimi terk ediyor.. Dilim dışarıda kuyruğumdan tutup çöpe attılar, ne de olsa adım sokak köpeği.
  • "Ders bitmiştir. Size verdiğim sunum ödevlerini unutmayın önümüzdeki hafta onlardan not vereceğim. İyi akşamlar." Profun bu sözleriyle kafasını önündeki sıradan kaldırdı. Yine ağlamıştı, kimse fark etmemişti,  her zamanki gibi sessizce dökülmüştü gözyaşları, kimseyi rahatsız etmeden. Notlarını toparladı çantasını ve ceketini alıp sınıftan ayrıldı. Okul çıkışına kadar geldi. Hemen sağındaki büyükçe bir ağacın dibinde duran ve sol ayağından kan akan köpeği gördü. Sonbahardı, sarı yaprakların üzerleri koyu kırmızı kanla boyanmıştı. İçinden attığı çığlık dudaklarında sadece "Neden?" diye bir soruyla karşılık buldu. Sağına soluna baktı, yüzlerce insan geçiyordu birsi neden bu hayvana yardım etmemişti ki?.. Köpeğin yanına gitti. Çantasından çıkardığı mendillerle ayağını sarmaya başladı. Telefonunu aldı yakınlarda bir veteriner olup olmadığına baktı hemen arka sokakta bir tane olduğu gördü. Köpeği o sıcak ve ürkek bakışlarıyla kucakladı. Her inleyişinde bir damla gözyaşı akıyordu kocaman siyah gözlerinden.

    Ve sonunda veterinere varmıştı. Hemen yardım istedi yanına gelen kadına olanları anlattı sonra ona ne olacağını sordu. Kadın tedavisi yapıldıktan sonra barınağa teslim edileceğini söyledi. Onu orda bırakmak istemiyordu ama şimdi yapabileceği bir şeyde yoktu. Kapıdan çıkacakken köpeğin kendisine o kadar sevgi dolu baktığını hissetti ki dönüp baktığında o bakışı yakalamıştı.

    Yoluna devam etti. Kendi yaşamını düşündü. Daha 24 yaşındaydı. Ama neden bu kadar yaşlı hissediyordu. Yaşıtları eğlencelere dalmışken yaptıkları şeyler ona neden tuhaf, gereksiz ve saçma geliyordu? Yeni bir hıçkırıkla yine gözyaşlarının esiri oldu. Etrafına bakıyor ve kimsenin onunla ilgilenmediğine yanıyordu. Kendisi olsa öylece yol ortasında oturup ağlayan birini görse en azından yardım edebileceğini söylerdi. Bu insanlara ne olmuştu?

    Oturduğu yerden kalktı sanki biri onun ayaklarını hareket ettiriyormuşcasına kapkaranlık hiç bilmediği sokaklarda hızlı adımlarla burnunu çeke çeke ilerliyordu. Sonunda yaprak dökmüş bir sürü ağacın olduğu ormanımsı bir yere geldi, adımlarını yavaşlattı. İleride birinin durduğunu gördü ondan başka kimse yoktu. Başka zaman olsa bu ıssız yerde bir dakika kalamazdı. Ama bugün üzerine üzerine gidiyordu ıssızlığın.

    O kişinin kim olduğunu merak ediyordu. Yanına doğru ilerledi, tam arkasında durdu ve oranın derin bir uçurum olduğunu fark etti. O kişiyse kendisinden başkası değildi. "gözyaşlarımla geldin buraya şimdi hazır mısın?" Diye sordu arkasındaki kendisine. Cevap vermek istedi ama ne olduğuna anlam veremedi. Önündekinin tekrar konuşacağını ve neler söyleyeceğini biliyordu ama nasıl olurdu? Biraz sonra birlikte söze başladılar. 

    "Bak!.. Neredeyim görüyorsun. Uçurumun başında. Oysa daha dün doğmuştum. Neden buradayım biliyorsun. Onlar yüzünden binlercesi... Nedir bu insanların amacı, Ne için yaşadıklarının neden farkında değiller?.. Çözemiyorum! Beynim bulanıyor... Yok olmak istiyorum. Daha çok gençsin ne gördün ki? daha yolun başındasın diyeceksin. Evet öyleyim ve eğer yolun başı böyleyse gerisini merak etmiyorum.

    Acı.. acı.. acı, binlerce milyonlarca acı. Dayanamıyorum artık. Yapmacık gülüşlere, sahte sevgilere, inanıyormuş gibi yaşayanlara, yanmış çocuk cesetlerine, dünya üzerinde en çok sevdiğin insanların bile menfaat peşinde oluşlarına, özellikle her şeye her daim susanlara, ölenlere... ölenlere... ölenlere, gamsızlığa, bir paçavra için göz yaşı dökenlere, unutulan sokak hayvanlarına, evsizlere, iki insan doyurdu diye kurtulacağını sananlara, evladını diri diri gömenlere ve  onlardan çocukluğunu alanlara, sevginin anlamını bilmeyenlere, inatçılara, yalancılığa, kendi yaşadığı hayatla yetinmeyip başkasınınkini de yaşamak isteyenlere, zorbalığa, vicdansızlığa, umutsuzluğa, rakamlı kağıtların  uşağı olanlara bunun için savaşanlara ve daha bir çok şeye... Elimi uzatmak istiyorum ama yetişemiyorum her birine. Sanki bir denizdeyim boğulmak üzere. Hiçbir insan canı yandığı için ağlasın istemiyorum. Neyiz biz ne için varız? Bir birimizi yok etmek için mi? Neden? Herkes herkes gibi mi olmalı? Neden tek bildiğimiz şey yarışmak?  Ben küsüm, artık yarışmak istemiyorum. Mümkündür derin bir uykuya yatmam... İşte uyku bir adım ötemde öyleyse neden uyumama izin vermiyorum? Madem 'dünya hassas kalpler için bir cehennemdir' öyleyse neden yeni bir yolculuğa çıkmıyorum?"



    Bir şarkı eşlik etti bana: https://youtu.be/rVN1B-tUpgs
  • ETKİNLİK SONA ERDİ
    Etkinlik 42 hikaye ile tamamlanmıştır. Katılan katkıda bulunan herkese çok teşekkürler.
    --------------------
    #36889321 ile başlattığımız ARALIK ayı hikaye yazma etkinliğinde yazdığınız hikayeleri (link olarak) bu başlık altındaki yorumlarda paylaşabilirsiniz. Herkese kolay gelsin. (TEMA: YOLCULUK ve/veya EMPATİ)

    Hikayeler :
    ------------------
    1. Uğur Ukut - Bir Gece Yarısı - #29427972
    2. İsmini vermek istemeyen kullanıcı - Geçmiş - #37049714
    3. Osman Y. - Empati ve Yolculuk - #37060743
    4. Tayfun - Hiçbir Şey İçin, Artık Çok Geç! - #37072357
    5. https://1000kitap.com/KadimTataroglu - Emar Senfonisi - #37078705
    6. İsmini vermek istemeyen kullanıcı - Özgür Bir Tutuklu- #37086753
    7. https://1000kitap.com/KadimTataroglu - Çirkin Kız - #37135535
    8. https://1000kitap.com/darkqueenofthesky - Karahindiba Mevsimi - #37150869
    9. Oğuz Aktürk - Midnight in 1k - #37150909
    10. Aleyna RLambert - Ben Neyim? - #37155309
    11. Begüm(şimdi düşünmeliyim) - Boş Mu Duvarlar? - #37160233
    12. Esther. Sema - Tren/ Hayat - #37211355
    13. https://1000kitap.com/Simitpeynir - Bitmiş Yolu Yürümek - #37161209
    14. Kevsers - Derin uyku - #37227519
    15. Rahime - Cellat - #37236885
    16. °°° Vaveyla °°° - İsimsiz- #37262947
    17. Mehmet Y. - Amcam - #37309329
    18. Cerrah Asya - İhanetin Bedeli - #37317415
    19. İbrahim (Sisifos) - Sadece Hikaye - #37350041
    20. Esas Adam - Matraksiyon - #37356900
    21. Liliyar - Geldim Baba- #37450354
    22. Ates Delibal - İsimsiz - #37449039
    23. Mahir Amca - Hurdacı - #37484269
    24. İsmini vermek istemeyen kullanıcı - Avara- #37539705
    25. Ayhan GÜVEN -Sokak Köpeği - #37542847
    26. Tauman - Zaman Ya da Hiç - "Seni hala seviyorum." derken saatine baktı kız. "Acelen mi var?" diye sordu çocuk. "Seni hiç sevmemişim." dedi kız. "Üzgünüm."
    27. Serpil Ağ - Hüzünlerin Ardından Gelen Mutluluk - #37546644
    28. Ludovica - Bzen Geç Kalır İnsan - #37552884
    29. Lady Godot - Yorgun Zihnin Yolculuğu- #37680158
    30. Hüseyin T. - Dünürümün Donörü - #37771921
    32. İsmini vermek istemeyen kullanıcı - İçsel Bir Yolculuk - #37784409
    33. Haluk - Deliliğe Övgü - #37853168
    34. İclal - Son Koli - #37854746
    35. Elif - Mazi - #37856875
    36. İsmini vermek istemeyen kullanıcı - Empatik Hikaye - #37918103
    36. İsmini vermek istemeyen kullanıcı - Yalnızca Ben ve Hastalığım - #37941008
    37. https://1000kitap.com/mazkap - Dertden Derinlere Dalmak - #37986274
    38. Erhan - Kırık Bir Rüya - #38022296
    39. Betül Özdemir - Kış - #38023330
    40. Li-3 - Telgrafçı Piç -#38101551
    41. Selim - Soğuk Havada Sıcak Bir İçecek - #38108550
    42. https://1000kitap.com/jokerrrr - Empati de yetmez insanı anlamaya - #38120135