• 248 syf.
    ·Puan vermedi
    Judith Butler; feminist felsefe, queer kuramı, siyaset felsefesi ve etik dallarına katkı sağlamış Amerikalı postyapısalcı filozof. Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley'de Retorik ve Karşılaştırmalı Edebiyat bölümlerinde profesör olmanın yanı sıra European Graduate School'da Hannah Arendt Felsefe Profesörü'dür.
     Etkilendiği kişiler ise Michel Foucault başta olmak üzere, Simone de Beauvoir, Sigmund Freud, Jacques Lacan'dır.

    Kitapta yazar "beden"i şöyle değerlendirmektedir; Beden statik bir fenomen değildir. Bir yönelmişlik hali, yöneltimiş bir güç ve bir arzu halidir. Beden tüm yaşamsal mücadelelerin çabaların yaşanılıp deneyimlendiği bağlamdır. Beauvoir 'kadın doğulmaz kadın olunur' derken, bu 'oluş' hali cisimsizleşmiş bir özgürlük durumundan kültürel bedensellik/cisimlilik haline bir geçiş olarak düşünülmemelidir der Butler. Bir kimse en başından beri bir kişinin bedenidir ve ancak bundan sonra birinin toplumsal cinsiyeti olabilir.Yaşantılanan ve deneyimlenen cinsiyetimiz de başından beri toplumsal cinsiyetlidir.
    Yani bilinç her zaman bedenli bir bilinçtir ve bu beden de en başından beri cinsiyetli bir bedendir. Ama başından beri cinsiyetli bir beden oluşumuz içsel veya 'doğal' addedilen bir özle dünyaya geldiğimiz anlamına gelmez. Bu 'öz'e sahip olduğumuz beklentisi dilsel ve tarihsel olarak kurulmuştur. Erkek ya da dişi olarak sınıflandırılırız ve toplum bu kategorilere göre bedenli varlığımızdan dolayı bizden bir takım beklentiler içerisine girer. Hangi kategoriye ait olduğumuza biz karar vermiyoruz belki ama toplumsal cinsiyet performansımızı bu beklentilere bağlı olarak oluşturmakta bedenli bilincimizin bir tercihi olacaktır. Fakat Butler'a göre sorgulanması gereken bu ikili 'cins' kategorisinin kendisi olmalıdır.

    Cinsiyet kategorilerinin üç farklı söylemsel bağlamda soykütüksel eleştirisini yapan Butler, bedensel kategorileri doğallıktan çıkarma ve yeniden imlemeye yönelik bir strateji olarak bir dizi parodik pratik betimliyor ve öneriyor; bu pratikleri, beden cinsiyet, toplumsal cinsiyet ve cinsellik kategorilerini kesintiye uğratan ve bunların altüst edici bir biçimde yeniden imlenip ikili çerçevenin ötesinde çoğalmalarına vesile olan toplumsal cinsiyet edimlerine dair performatif bir kurama dayandırıyor.

    Butler diyor ki, çalışmasının bütününde, cinseliğin tek anlamlılığını, toplumsal cinsiyetin iç tutarlılığını ve hem cinsiyet hem toplumsal cinsiyet için geçerli olan ikili çerçeve, eril ve heteroseksist baskının çakışan iktidar rejimlerini, pekiştirip doğallaştıran düzenleyici kurgular olarak ele almıştır; bedeni ise imlenmeyi bekleyen hazır bir yüzey olarak değil, siyasi olarak imlenip sürdürülen bir dizi bireysel ve toplumsal sınır olarak değerlendirmektedir.

    Kitap üniversitelerde yüksek lisans ve doktora derslerinde okutulan bir kitap biçimsel olarak incelediğimizde ise dili ağır bunda çevirinin de etkisi yadsınamaz ve ihtiva ettiği alanla ilgili terimler çok fazla ve akademik dille yazılmış bir kitaptır okumaya başlamadan önce cinsiyetle ilgili yeterli okumanın yapılması, alanla ilgili terimlerin öğrenilmesi gerekmektedir. Bu alanla ilgili çalışma yapanların oldukça faydalanacağı bir kitap fakat akademik çalışma şeklinde olduğu icin roman okur gibi okunmuyor.Keyifli okumalar.