Geri Bildirim
  • Lâ tahzen! (Üzülme!)İnsanlar senin kalbini kırmışsa üzülme!Rahman: (c.c), “Ben kırık kalplerdeyim” buyurmadı mı?O halde ne diye üzülürsün ey can?Gündüz gibi ışıyıp durmak istiyorsan;Gece gibi kapkaranlık nefsini yak !..“Derdim var” diyorsun;Dert insanı Hak’ka götüren Burak’tır; sen bunu bilmiyorsun.Sanma ki dert sadece sende var.Şunu bil ki;Sendeki derdi nimet sayanlar da var.Umudunu yıkma; Yusuf’u hatırla.Dert nerede ise deva oraya gider.Yoksulluk nerede ise nimet oraya gider.Soru nerede ise cevap oraya verilir.Gemi nerede ise su oradadır.Suyu ara, susuzluğu elde et de sular alttan da yerden de fışkırmaya başlasın.Dünya malı Allah’ın tebessümüdür: ona bak! Ama sarhoş olma…Lâ tahzen! (Üzülme!)Irmağa deniz, denize okyanus sığmaz. .“Aşık” olmayana anlatsan da “Ben” “Sen” anlamaz.Hakka ulaşmak için yoldur desen kimse inanmaz…Gönlünde zerre-i miskal şems olmayan;Yanmaz, yanamaz…Ayağın kırıldı diye üzülme!Allah senden aldığı ayak yerine belki sana kanat verecek.Kuyu dibinde kaldın diye üzülme!Yusuf kuyudan çıktı da Mısır’a sultan oldu, unutma!İstediğin Bir şey; Olursa Bir Hayır,Olmazsa Bin Hayır Ara…Geçmiş ve gelecek insana göredir. Yoksa hakikat âlemi birdir. Bu âlem bir rüyadır. Zanna kapılma ey can! Rüyada elin kesilse de korkma, elin yerindedir. Dünya bir rüya ise, başına gelen felaketler de geçicidir. Neden çok üzülürsün ki? Herşey üstüne gelip seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde sakın vaz geçme:– Çünkü orası gidişatın değişeceği yerdir.Bu âlemin, bu kâinatın kitabı sensin:Aç da kendini oku ey can!Kâinatın en uzak köşesi, senin içinde ufak bir nokta…Ama sen bunun farkında bile değilsin.Derdin ne olursa olsun korkma!Yeter ki umudun ALLAH olsun…Herkes bir şeye güvenirken;Senin güvencen de ALLAH olsun.Hiçbir günah, ALLAH’ın yüce merhametinden büyük değildir ama;Sen yine de günah işlememeye bak..Lâ tahzen! (Üzülme!)Derdin ne olursa olsun bir abdest al, nefes gibi…Ve bir seccade ser odanın bir kösesine, otur ve ağla ,Dilersen hiç konuşma…O seni ve dertlerini senden daha iyi biliyor unutma.Dua ederken O’na kırık bir gönülle el kaldır.Çünkü Allah’ın merhamet ve ihsanı, gönlü kırık kişiye doğru uçar.Sopayla kilime vuranın gayesi, kilimi dövmek değil, tozu kovmaktır.Allah tozunu alıyor diye, niye kederlenirsin EY CAN!?Lâ tahzen! (Üzülme!)Bir şey olmuyorsa:Ya daha iyisi olacağı için,Ya da gerçekten olmaması gerektiği için olmuyordur.Şu uçan kuşlara bak! Ne ekerler, ne biçerler…Onların rızkına kefil olan Allah; seni mi ihmal edecek sanırsın!Yeter ki sen istemeyi bil…Belalar sağanak yağmurlar gibi yağar.Ancak başını ona tutabilenler aşk kaydına geçerler.Belâ yolunda muayyen bir menzildir âşık.Her nereden gam kervanı gelse de.Aşk derdinde olan kişi;Baş derdinde değildiYapılma, yıkılmadadır;Topluluk, dağınıklıkta;Düzeltme, kırılmada;Murat, muratsızlıktadır;Varlık, yoklukta gizlidir…Ne kötüdür insanın aklıyla yüreği arasında çaresiz kalması.Ne kötüdür zamanın bir an kadar yakın,Bir asır kadar uzak olması.Ve bilir misin?Ne acıdır insanın bildiğini anlatamaması..“Ben”, deyip susması…“Sen”. deyip ağlamaklı olması…Eğer sen Hak yolunda yürürsen, senin yolunu açar, kolaylaştırırlar.Eğer Hakk”ın varlığında yok olursan, seni gerçek varlığa döndürürler.Benlikten kurtulursan o kadar büyürsün ki âleme sığmazsın.İşte o zaman seni sana, sensiz gösterirler.Sevginin diğer bir adı da sabırdır:Açlığa sabredersin adı “oruç” olur.Acıya sabredersin adı “metanet” olur.İnsanlara sabredersin adı “hoşgörü” olur.Dileğe sabredersin adı “dua” olur.Duygulara sabredersin adı “gözyaşı” olur.Özleme sabredersin adı “hasret” olur.Sevgiye sabredersin adı “AŞK” olur…Ne istersem ben Mevlâ’dan isterim.Verirse yüceliğidir. Vermezse İmtihanımdır…Allah’tan bir şey istersen:Kapı Açılır, sen Yeterki Vurmayı Bil !…Ne Zaman dersen bilemem ama,Açılmaz diye umutsuz olma,Yeterki O Kapıda Durmayı Bil…!Hz. Mevlânâ Celaleddîn-i Rûmî.
  • Lâ tahzen! (Üzülme!)

    İnsanlar senin kalbini kırmışsa üzülme!

    Rahman: (c.c), “Ben kırık kalplerdeyim” buyurmadı mı?
    O halde ne diye üzülürsün ey can?
    Gündüz gibi ışıyıp durmak istiyorsan;
    Gece gibi kapkaranlık nefsini yak !..

    “Derdim var” diyorsun;
    Dert insanı Hak’ka götüren Burak’tır; sen bunu bilmiyorsun.
    Sanma ki dert sadece sende var.
    Şunu bil ki;
    Sendeki derdi nimet sayanlar da var.
    Umudunu yıkma; Yusuf'u hatırla.
    Dert nerede ise deva oraya gider.
    Yoksulluk nerede ise nimet oraya gider.
    Soru nerede ise cevap oraya verilir.
    Gemi nerede ise su oradadır.
    Suyu ara, susuzluğu elde et de sular alttan da yerden de fışkırmaya başlasın.
    Dünya malı Allah'ın tebessümüdür: ona bak! Ama sarhoş olma...

    Lâ tahzen! (Üzülme!

    Irmağa deniz, denize okyanus sığmaz. .
    "Aşık" olmayana anlatsan da "Ben" "Sen" anlamaz.
    Hakka ulaşmak için yoldur desen kimse inanmaz…
    Gönlünde zerre-i miskal şems olmayan;
    Yanmaz, yanamaz…

    Ayağın kırıldı diye üzülme!

    Allah senden aldığı ayak yerine belki sana kanat verecek.
    Kuyu dibinde kaldın diye üzülme!
    Yusuf kuyudan çıktı da Mısır’a sultan oldu, unutma!
    İstediğin Bir şey; Olursa Bir Hayır,
    Olmazsa Bin Hayır Ara...

    Geçmiş ve gelecek insana göredir. Yoksa hakikat âlemi birdir. Bu âlem bir rüyadır. Zanna kapılma ey can! Rüyada elin kesilse de korkma, elin yerindedir. Dünya bir rüya ise, başına gelen felaketler de geçicidir. Neden çok üzülürsün ki? Herşey üstüne gelip seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde sakın vaz geçme:
    - Çünkü orası gidişatın değişeceği yerdir.
    Bu âlemin, bu kâinatın kitabı sensin:
    Aç da kendini oku ey can!

    Kâinatın en uzak köşesi, senin içinde ufak bir nokta…
    Ama sen bunun farkında bile değilsin.
    Derdin ne olursa olsun korkma!
    Yeter ki umudun ALLAH olsun…
    Herkes bir şeye güvenirken;
    Senin güvencen de ALLAH olsun.
    Hiçbir günah, ALLAH'ın yüce merhametinden büyük değildir ama;
    Sen yine de günah işlememeye bak!

    Lâ tahzen! (Üzülme!)

    Derdin ne olursa olsun bir abdest al, nefes gibi...
    Ve bir seccade ser odanın bir kösesine, otur ve ağla ,
    Dilersen hiç konuşma...
    O seni ve dertlerini senden daha iyi biliyor unutma.
    Dua ederken O’na kırık bir gönülle el kaldır.
    Çünkü Allah’ın merhamet ve ihsanı, gönlü kırık kişiye doğru uçar.
    Sopayla kilime vuranın gayesi, kilimi dövmek değil, tozu kovmaktır.
    Allah tozunu alıyor diye, niye kederlenirsin EY CAN!?

    Lâ tahzen! (Üzülme!)

    Bir şey olmuyorsa:
    Ya daha iyisi olacağı için,
    Ya da gerçekten olmaması gerektiği için olmuyordur.
    Şu uçan kuşlara bak! Ne ekerler, ne biçerler...
    Onların rızkını düşünen Allah; seni mi ihmal edecek sanırsın!
    Yeter ki sen istemeyi bil...

    Belalar sağanak yağmurlar gibi yağar.
    Ancak başını ona tutabilenler aşk kaydına geçerler.
    Belâ yolunda muayyen bir menzildir âşık.Her nereden gam kervanı gelse de.
    Aşk derdinde olan kişi;
    Baş derdinde değildir…

    ...................

    Yapılma, yıkılmadadır;
    Topluluk, dağınıklıkta;
    Düzeltme, kırılmada;
    Murat, muratsızlıktadır;
    Varlık, yoklukta gizlidir…

    Ne kötüdür insanın aklıyla yüreği arasında çaresiz kalması.
    Ne kötüdür zamanın bir an kadar yakın,
    Bir asır kadar uzak olması.
    Ve bilir misin?
    Ne acıdır insanın bildiğini anlatamaması..
    “Ben”, deyip susması…
    “Sen”. deyip ağlamaklı olması…
    Eğer sen Hak yolunda yürürsen, senin yolunu açar, kolaylaştırırlar.
    Eğer Hakk"ın varlığında yok olursan, seni gerçek varlığa döndürürler.
    Benlikten kurtulursan o kadar büyürsün ki âleme sığmazsın.
    İşte o zaman seni sana, sensiz gösterirler.

    Sevginin diğer bir adı da sabırdır:

    Açlığa sabredersin adı "oruç" olur.
    Acıya sabredersin adı "metanet" olur.
    İnsanlara sabredersin adı "hoşgörü" olur.
    Dileğe sabredersin adı "dua" olur.
    Duygulara sabredersin adı "gözyaşı" olur.
    Özleme sabredersin adı "hasret" olur.
    Sevgiye sabredersin adı "AŞK" olur...

    Ne istersem ben Mevlâ'dan isterim.
    Verirse yüceliğidir. Vermezse İmtihanımdır…
    Allah'tan bir şey istersen:
    Kapı Açılır, sen Yeterki Vurmayı Bil !...
    Ne Zaman dersen bilemem ama,
    Açılmaz diye umutsuz olma,
    Yeterki O Kapıda Durmayı Bil...!

    Hz. Mevlânâ Celaleddîn-i Rûmî
  • İnsanlar senin kalbini kırmışsa üzülme!
    Rahman(c.c), “Ben kırık kalplerdeyim” buyurmadı mı?
    O halde ne diye üzülürsün ey can ?
    Gündüz gibi ışıyıp durmak istiyorsan; gece gibi kapkaranlık nefsini yak !
    “Derdim var” diyorsun;
    Dert insanı Hak’ka götüren Burak’tır; sen bunu bilmiyorsun.
    Sanma ki dert sadece sende var.
    Şunu bil ki; Sendeki derdi nimet sayanlar da var.
    Umudunu yıkma; Yusuf’u hatırla.
    Dert nerede ise deva oraya gider.
    Yoksulluk nerede ise nimet oraya gider.
    Soru nerede ise cevap oraya verilir.
    Gemi nerede ise su oradadır.
    Suyu ara, susuzluğu elde et de sular alttan da yerden de fışkırmaya başlasın.
    Dünya malı Allah’ın tebessümüdür. Ona bak! Ama sarhoş olma.
    Irmağa deniz, denize okyanus sığmaz.
    “Aşık” olmayana anlatsan da “Ben” “Sen” anlamaz.
    Hakka ulaşmak için yoldur desen kimse inanmaz.
    Gönlünde zerre-i miskal şems olmayan yanmaz, yanamaz.
    Ayağın kırıldı diye üzülme!
    Allah senden aldığı ayak yerine belki sana kanat verecek.
    Kuyu dibinde kaldın diye üzülme!
    Yusuf kuyudan çıktı da Mısır’a sultan oldu, unutma!
    İstediğin bir şey olursa bir hayır, olmazsa bin hayır ara.
    Geçmiş ve gelecek insana göredir. Yoksa hakikat âlemi birdir. Bu âlem bir rüyadır. Zanna kapılma ey can! Rüyada elin kesilse de korkma, elin yerindedir. Dünya bir rüya ise, başına gelen felaketler de geçicidir. Neden çok üzülürsün ki? Herşey üstüne gelip seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde sakın vaz geçme. Çünkü orası gidişatın değişeceği yerdir.
    Bu âlemin, bu kâinatın kitabı sensin. Aç da kendini oku ey can!
    Kâinatın en uzak köşesi, senin içinde ufak bir nokta.
    Ama sen bunun farkında bile değilsin.
    Derdin ne olursa olsun korkma!
    Yeter ki umudun ALLAH olsun.
    Herkes bir şeye güvenirken senin güvencen de ALLAH olsun.
    Hiçbir günah, ALLAH’ın yüce merhametinden büyük değildir ama sen yine de günah işlememeye bak!
    Derdin ne olursa olsun bir abdest al, nefes gibi.
    Ve bir seccade ser odanın bir kösesine, otur ve ağla.
    Dilersen hiç konuşma.
    O seni ve dertlerini senden daha iyi biliyor unutma.
    Dua ederken O’na kırık bir gönülle el kaldır.
    Çünkü Allah’ın merhamet ve ihsanı, gönlü kırık kişiye doğru uçar.
    Sopayla kilime vuranın gayesi, kilimi dövmek değil, tozu kovmaktır.
    Allah tozunu alıyor diye, niye kederlenirsin ey can?
    Bir şey olmuyorsa ya daha iyisi olacağı için ya da gerçekten olmaması gerektiği için olmuyordur.
    Şu uçan kuşlara bak! Ne ekerler, ne biçerler?
    Onların rızkına kefil olan Allah; seni mi ihmal edecek sanırsın!
    Yeter ki sen istemeyi bil.
    Belalar sağanak yağmurlar gibi yağar.
    Ancak başını ona tutabilenler aşk kaydına geçerler.
    Belâ yolunda muayyen bir menzildir âşık. Her nereden gam kervanı gelse de.
    Aşk derdinde olan kişi;
    Baş derdinde değildi.
    Yapılma, yıkılmadadır.
    Topluluk, dağınıklıkta.
    Düzeltme, kırılmada.
    Murat, muratsızlıktadır.
    Varlık, yoklukta gizlidir.
    Ne kötüdür insanın aklıyla yüreği arasında çaresiz kalması.
    Ne kötüdür zamanın bir an kadar yakın, bir asır kadar uzak olması.
    Ve bilir misin?
    Ne acıdır insanın bildiğini anlatamaması.
    'Ben', deyip susması, 'sen' deyip ağlamaklı olması.
    Eğer sen Hak yolunda yürürsen, senin yolunu açar, kolaylaştırırlar.
    Eğer Hakk'ın varlığında yok olursan, seni gerçek varlığa döndürürler.
    Benlikten kurtulursan o kadar büyürsün ki âleme sığmazsın.
    İşte o zaman seni sana, sensiz gösterirler.
    Sevginin diğer bir adı da sabırdır.
    Açlığa sabredersin adı “oruç” olur.
    Acıya sabredersin adı “metanet” olur.
    İnsanlara sabredersin adı “hoşgörü” olur.
    Dileğe sabredersin adı “dua” olur.
    Duygulara sabredersin adı “gözyaşı” olur.
    Özleme sabredersin adı “hasret” olur.
    Sevgiye sabredersin adı “aşk” olur.
    Ne istersem ben Mevlâ’dan isterim.
    Verirse yüceliğidir, vermezse imtihanımdır.
    Allah’tan bir şey istersen; Kapı Açılır, sen yeterki vurmayı bil!
    Ne zaman dersen bilemem ama, açılmaz diye umutsuz olma.
    Yeterki o kapıda durmayı bil!
  • Lâ tahzen! (Üzülme!)

    İnsanlar senin kalbini kırmışsa üzülme!

    Rahman: (c.c), “Ben kırık kalplerdeyim” buyurmadı mı?
    O halde ne diye üzülürsün ey can?
    Gündüz gibi ışıyıp durmak istiyorsan;
    Gece gibi kapkaranlık nefsini yak !..

    “Derdim var” diyorsun;
    Dert insanı Hak’ka götüren Burak’tır; sen bunu bilmiyorsun.
    Sanma ki dert sadece sende var.
    Şunu bil ki;
    Sendeki derdi nimet sayanlar da var.
    Umudunu yıkma; Yusuf'u hatırla.
    Dert nerede ise deva oraya gider.
    Yoksulluk nerede ise nimet oraya gider.
    Soru nerede ise cevap oraya verilir.
    Gemi nerede ise su oradadır.
    Suyu ara, susuzluğu elde et de sular alttan da yerden de fışkırmaya başlasın.
    Dünya malı Allah'ın tebessümüdür: ona bak! Ama sarhoş olma...

    Lâ tahzen! (Üzülme!

    Irmağa deniz, denize okyanus sığmaz. .
    "Aşık" olmayana anlatsan da "Ben" "Sen" anlamaz.
    Hakka ulaşmak için yoldur desen kimse inanmaz…
    Gönlünde zerre-i miskal şems olmayan;
    Yanmaz, yanamaz…

    Ayağın kırıldı diye üzülme!

    Allah senden aldığı ayak yerine belki sana kanat verecek.
    Kuyu dibinde kaldın diye üzülme!
    Yusuf kuyudan çıktı da Mısır’a sultan oldu, unutma!
    İstediğin Bir şey; Olursa Bir Hayır,
    Olmazsa Bin Hayır Ara...

    Geçmiş ve gelecek insana göredir. Yoksa hakikat âlemi birdir. Bu âlem bir rüyadır. Zanna kapılma ey can! Rüyada elin kesilse de korkma, elin yerindedir. Dünya bir rüya ise, başına gelen felaketler de geçicidir. Neden çok üzülürsün ki? Herşey üstüne gelip seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde sakın vaz geçme:
    - Çünkü orası gidişatın değişeceği yerdir.
    Bu âlemin, bu kâinatın kitabı sensin:
    Aç da kendini oku ey can!

    Kâinatın en uzak köşesi, senin içinde ufak bir nokta…
    Ama sen bunun farkında bile değilsin.
    Derdin ne olursa olsun korkma!
    Yeter ki umudun ALLAH olsun…
    Herkes bir şeye güvenirken;
    Senin güvencen de ALLAH olsun.
    Hiçbir günah, ALLAH'ın yüce merhametinden büyük değildir ama;
    Sen yine de günah işlememeye bak!

    Lâ tahzen! (Üzülme!)

    Derdin ne olursa olsun bir abdest al, nefes gibi...
    Ve bir seccade ser odanın bir kösesine, otur ve ağla ,
    Dilersen hiç konuşma...
    O seni ve dertlerini senden daha iyi biliyor unutma.
    Dua ederken O’na kırık bir gönülle el kaldır.
    Çünkü Allah’ın merhamet ve ihsanı, gönlü kırık kişiye doğru uçar.
    Sopayla kilime vuranın gayesi, kilimi dövmek değil, tozu kovmaktır.
    Allah tozunu alıyor diye, niye kederlenirsin EY CAN!?

    Lâ tahzen! (Üzülme!)

    Bir şey olmuyorsa:
    Ya daha iyisi olacağı için,
    Ya da gerçekten olmaması gerektiği için olmuyordur.
    Şu uçan kuşlara bak! Ne ekerler, ne biçerler...
    Onların rızkını düşünen Allah; seni mi ihmal edecek sanırsın!
    Yeter ki sen istemeyi bil...

    Belalar sağanak yağmurlar gibi yağar.
    Ancak başını ona tutabilenler aşk kaydına geçerler.
    Belâ yolunda muayyen bir menzildir âşık.Her nereden gam kervanı gelse de.
    Aşk derdinde olan kişi;
    Baş derdinde değildir…

    ...................

    Yapılma, yıkılmadadır;
    Topluluk, dağınıklıkta;
    Düzeltme, kırılmada;
    Murat, muratsızlıktadır;
    Varlık, yoklukta gizlidir…

    Ne kötüdür insanın aklıyla yüreği arasında çaresiz kalması.
    Ne kötüdür zamanın bir an kadar yakın,
    Bir asır kadar uzak olması.
    Ve bilir misin?
    Ne acıdır insanın bildiğini anlatamaması..
    “Ben”, deyip susması…
    “Sen”. deyip ağlamaklı olması…
    Eğer sen Hak yolunda yürürsen, senin yolunu açar, kolaylaştırırlar.
    Eğer Hakk"ın varlığında yok olursan, seni gerçek varlığa döndürürler.
    Benlikten kurtulursan o kadar büyürsün ki âleme sığmazsın.
    İşte o zaman seni sana, sensiz gösterirler.

    Sevginin diğer bir adı da sabırdır:

    Açlığa sabredersin adı "oruç" olur.
    Acıya sabredersin adı "metanet" olur.
    İnsanlara sabredersin adı "hoşgörü" olur.
    Dileğe sabredersin adı "dua" olur.
    Duygulara sabredersin adı "gözyaşı" olur.
    Özleme sabredersin adı "hasret" olur.
    Sevgiye sabredersin adı "AŞK" olur...

    Ne istersem ben Mevlâ'dan isterim.
    Verirse yüceliğidir. Vermezse İmtihanımdır…
    Allah'tan bir şey istersen:
    Kapı Açılır, sen Yeterki Vurmayı Bil !...
    Ne Zaman dersen bilemem ama,
    Açılmaz diye umutsuz olma,
    Yeterki O Kapıda Durmayı Bil...!

    Yüce Pîr. Hz. Mevlânâ Celaleddîn-i Rûmî.
  • Lâ tahzen! (Üzülme!)

    İnsanlar senin kalbini kırmışsa üzülme!

    Rahman: (c.c), “Ben kırık kalplerdeyim” buyurmadı mı?
    O halde ne diye üzülürsün ey can?
    Gündüz gibi ışıyıp durmak istiyorsan;
    Gece gibi kapkaranlık nefsini yak !..

    “Derdim var” diyorsun;
    Dert insanı Hak’ka götüren Burak’tır; sen bunu bilmiyorsun.
    Sanma ki dert sadece sende var.
    Şunu bil ki;
    Sendeki derdi nimet sayanlar da var.
    Umudunu yıkma; Yusuf'u hatırla.
    Dert nerede ise deva oraya gider.
    Yoksulluk nerede ise nimet oraya gider.
    Soru nerede ise cevap oraya verilir.
    Gemi nerede ise su oradadır.
    Suyu ara, susuzluğu elde et de sular alttan da yerden de fışkırmaya başlasın.
    Dünya malı Allah'ın tebessümüdür: ona bak! Ama sarhoş olma...

    Lâ tahzen! (Üzülme!

    Irmağa deniz, denize okyanus sığmaz. .
    "Aşık" olmayana anlatsan da "Ben" "Sen" anlamaz.
    Hakka ulaşmak için yoldur desen kimse inanmaz…
    Gönlünde zerre-i miskal şems olmayan;
    Yanmaz, yanamaz…

    Ayağın kırıldı diye üzülme!

    Allah senden aldığı ayak yerine belki sana kanat verecek.
    Kuyu dibinde kaldın diye üzülme!
    Yusuf kuyudan çıktı da Mısır’a sultan oldu, unutma!
    İstediğin Bir şey; Olursa Bir Hayır,
    Olmazsa Bin Hayır Ara...

    Geçmiş ve gelecek insana göredir. Yoksa hakikat âlemi birdir. Bu âlem bir rüyadır. Zanna kapılma ey can! Rüyada elin kesilse de korkma, elin yerindedir. Dünya bir rüya ise, başına gelen felaketler de geçicidir. Neden çok üzülürsün ki? Herşey üstüne gelip seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde sakın vaz geçme:
    - Çünkü orası gidişatın değişeceği yerdir.
    Bu âlemin, bu kâinatın kitabı sensin:
    Aç da kendini oku ey can!

    Kâinatın en uzak köşesi, senin içinde ufak bir nokta…
    Ama sen bunun farkında bile değilsin.
    Derdin ne olursa olsun korkma!
    Yeter ki umudun ALLAH olsun…
    Herkes bir şeye güvenirken;
    Senin güvencen de ALLAH olsun.
    Hiçbir günah, ALLAH'ın yüce merhametinden büyük değildir ama;
    Sen yine de günah işlememeye bak!

    Lâ tahzen! (Üzülme!)

    Derdin ne olursa olsun bir abdest al, nefes gibi...
    Ve bir seccade ser odanın bir kösesine, otur ve ağla ,
    Dilersen hiç konuşma...
    O seni ve dertlerini senden daha iyi biliyor unutma.
    Dua ederken O’na kırık bir gönülle el kaldır.
    Çünkü Allah’ın merhamet ve ihsanı, gönlü kırık kişiye doğru uçar.
    Sopayla kilime vuranın gayesi, kilimi dövmek değil, tozu kovmaktır.
    Allah tozunu alıyor diye, niye kederlenirsin EY CAN!?

    Lâ tahzen! (Üzülme!)

    Bir şey olmuyorsa:
    Ya daha iyisi olacağı için,
    Ya da gerçekten olmaması gerektiği için olmuyordur.
    Şu uçan kuşlara bak! Ne ekerler, ne biçerler...
    Onların rızkını düşünen Allah; seni mi ihmal edecek sanırsın!
    Yeter ki sen istemeyi bil...

    Belalar sağanak yağmurlar gibi yağar.
    Ancak başını ona tutabilenler aşk kaydına geçerler.
    Belâ yolunda muayyen bir menzildir âşık.Her nereden gam kervanı gelse de.
    Aşk derdinde olan kişi;
    Baş derdinde değildir…
  • Dergi, kitapyurdundan aldığım kitaplarla birlikte hediye olarak geldi :)
    Kitap inceleme,tahlil ve eleştiri dergisi
    Peyami safa raporu sunmuş okura eserlerin birçoğu tahlil ediliyor Peyami safa yı tanımak açısından güzel bir inceleme yazısı olmuş..
    Adalet Ağaoğlu nun "dert dinleme uzmanı kitabı tahlil edilmiş
    "Aşırının laneti" ne azın azı ne çoğun çoğu ne ifrat ne tefrid. İtidalli olmalı ortasını bulmalıyız Her duyduğun ve nesne nin. Modern çağın hislerimizi aşırılık sebebi ile yıpratması hazların hep azami derecede istemek. Yalnızlaşmak, kalabalıklar içinde tek kalıyoruz
    Dikkat çekici bir yazı var! "insani yardımın nesi yanlış"
    Savaşları devletler (!) çıkarır yine bu devletler kontrolünde olan kurumlar yardım bahanesi ile onları sömürür
    Kriz kervanı kitabında yazar. Afrika da ve savaş olan ülkeler de yardım götüren malum uluslararası kuruluşların belli ki
    Yerli halkların ergen kızları ile fuhuş yaptığından bahsetmiş. Ve ne hikmetse bu kuruluş un gittiği yerlerde fuhuş artıyormuş. Linda polmen bunlara tanıklık etmiş.
    Bosna savaşında bahsedilen " bize silah verin, verdiğiniz gıdalar ve ilaç lar sadece bizim sağlıklı ölmemizi sağlıyor "
    Bunu bosna Sırp savaşını anlatan incir kuşlarında bi olay da anlatıyor ve (BM barış gücü temsilcisi zevatın adını hatırlamıyorum) sırpların Boşnak kadınlarına neler yaptığını hatta bu temsilcinin kitapta kahramanın adı sueda yanılmıyorsam tecavüz ettiğine değinir
    Şu durumda bile acımasızca görüyoruz ki savaşı yapan güçler yanlışlıkla vurduk tiyatrosunu...