• Kopma, kolejli öğrencilerle donatılmış romantik komedi tadında ilerleyen Hollywood filmlerden farklı olarak Amerikan eğitim sisteminin korkunç yüzünü gözler önüne seriyor. Kadrolu öğretmenlik yapamayan ve yedek öğretmen olarak görev yapan Henry Barthes, aslında öğrencileriyle birebir ilişkileri çok kuvvetli ve başarılı bir öğretmendir. Kendi umutsuz olsa da, öğrencilerin hayata daha pozitif bakmasını sağlayabilen Henry, görevlendirildiği son devlet okulunda büyük bir karamsarlık olduğunu ve öğrencilerin içlerine kapanık, hayattan kopmuş halde olduğunu fark eder. Sınav sonuçları berbat, personel hayattan bıkmış haldedir. Kendi gibi umutsuz olan öğrencileri hayata döndürmeye çalışırken öğretmenleri gibi değil, onlardan biri gibi olduğunu hissettir. Tüm bu çabalarıyla Henry, yalnızca kendini değil çevresindekileri de hayata döndürmeye başlar.

    Bu dünyanın zorluklarını anlamamıza yardım edecek ve bize hep yol gösterecek birine sahip olmanın ne kadar önemli olduğunu anlamamızı isteyerek başlıyor film. Henüz filmin açılış sahnesinde bu konu üzerinden işlenen dram, film boyuncu bir saniye bile yanımızdan ayrılmayarak etkisini son sahnesine kadar hissettiriyor. Kötü de yapmıyor. Çevremize daha sağlıklı bakmamızı, etrafımızdakilerin en önemlisi bizi eğiten bugünlere getiren insanlara ne kadar saygı duymamız gerektiğini anlatıyor. Eğitim sistemindeki düzensizliklerin ve yozlaşmanın önüne geçebilecek gücün içimizde olduğunu hatırlamamızı sağlıyor.



    Uzun zamandır, “Adrien Brody kadar başarılı bir oyuncu neden böylesine başarısız yapımlarda rol alıyor.” cümlesi yüksek sesle konuşulmaya başlanmıştı ki, Kopma çıkageldi. Kendi adıma, Bloom Kardeşler (Bloom Brothers) ve The Darjeeling Limited’deki performanslarını çok beğenmiş olsam da, başarılı oyuncunun Piyanist’ten bu yana en iyi performansını izlediğimi açıkça söyleyebilirim. Bu konuda American X’in yönetmeni olarak hatırladığımız, yönetmen Tony Kaye’ye,  Adrien Brody’nin performansı için ayrı bir parantez açarak teşekkür etmemiz gerekiyor. Filmin yapımcı-senaristi Carl Lund’un karamsar hikayesini aynı şıklıkta beyazperdeye aktaran Tony Kaye, Kopma’nın adını şimdiden unutulmaz bağımsızlar listeme yazdırmayı başardı.

    97 dakika süren Kopma, son zamanlarda izlediklerimin en iyilerinden. Hem yönetmenine, hem senaristine ve tabii ki de hayranı olduğum Adrien Brody’e büyük saygı duymamı sağlayan filmi es geçmemize çalışanlara inat bir an önce izlemenizi öneriyorum. Herkesin bu filmden öğrenecek çok şeyi var.

    İyi seyirler…