Yalnızlık sığamamaktır. Yatağınıza, odanıza, sokağınıza, kentinize ve bu dünyaya sığamama halidir. Ansızın bir kitabın sayfalarından çıkıp yakanıza yapışan cümlelerin ve en sevdiğiniz şarkının notalarının bir araya gelip sizi fütursuzca boğmaya çalışmasıdır. Yalnızlık ruhun bedene dar gelmesidir. Bu nedenle acıtandır yalnızlık. Ve Cibran’ın susuzlukla bezenmiş yüreğidir: “Uzundu şu çepeçevre surların içinde acı çekerek geçirdiğim günler ve yalnızlık dolu geceler, bitmek bilmeyen; hem kim ayrılabilir ki acılarından ve yalnızlığından pişmanlık duymadan… Ne üzerimden çıkarıp attığım bir giysi ne de geçmişe gömülecek bir anı, kendi ellerimle parçaladığım bir ten, açlık ve susuzlukla bezenmiş bir yürektir bugün…”