Semerkant etkileyici bir kitap. Aslında benim asıl zevk aldığım kısmı tarihteki gerçek bilgilerin kitapta gerçekten iyi şekilde kurgulanmış olması. Tabi gerçekle hiç alakası olmayan birçok olay da mevcut. Ama okudukça merak edip araştırdım ve bahsedilen kişiler ve olayların çoğunun gerçek olduğunu öğrendim. Bu gerçekler kurgu ile çok iyi bütünleşmiş. Ya da 11. Yüzyıldan bir anda 19. Yüzyıla geçiliyor kitabın ikinci bölümünde ve bunu yadırgamıyorsunuz. Çünkü iki dönem arasındaki bağlantı çok iyi işlenmiş.
Ömer Hayyam, Hasan Sabbah ve Nizamülmülk kitabın ilk kısmının ana karakterleri. Her birinin temsil ettiği şey farklı. Yani o dönem için devlet otoritesinin ve gücün temsili Nizamülmülk, bilim, akıl ve özgürlüğün temsili Ömer Hayyam ve muhalefetin, başkaldırının temsili de Hasan Sabbah. Bu üç karakterin hem dostluğu hem çatışması var kitapta. İkinci kısımda 19. Yüzyılın sonlarından başlayan hikaye ise bence ilk kısım kadar ilgi çekici değildi. O dönemde İran'ın çalkantılı yapısı güzel aktarılmış, bölgenin özgürlük isteğinin ve bunun için verdiği mücadelenin arka planı yansıtılmış. Sonra da 11. Yüzyıldan neden bir anda yaklaşık 800 yıl ileriye gidildiğini anlıyoruz. Çünkü yazar Ömer Hayyam'ın Rubaiyat'ı ile Titanic arasında ilişki kurmayı düşünmüş ve gerçekten iyi kurgulamış. Rubaiyat gerçek, Titanic gerçek ama yazmanın bu geminin batmasıyla beraber yok olması olayı kurgu. Tarihi romanları bu yüzden seviyorum.