Ecevit, Demokratik Solun Marksist kökenli olmadığını vurgulayarak Batılı sosyal demokrasiden; sınıf savaşını reddederek ve sosyalist ideolojilerin özgürlük karşıtı katı sistemler olduğunu ileri sürerek de devrimci soldan ayrıldıkları noktaların altını çizdi. Konuşma ve yazılarında altyapı-üstyapı, emekçiler ve devrimcilik gibi Marksist kavramları çokça kullansa da, görüşlerini iktisadi politikalarla desteklenmiş Türkiye’ye özgü halk demokrasisi demeti olarak sundu. Ecevit’in 1970’lerde kristalize ettiği ve sonraki politik hayatı boyunca sözcülüğünü yaptığı Demokratik Sol, Kemalizmin, Türk sağının ve sosyal demokrasinin belirli unsurlarını bir araya getiren eklektik bir ideolojiydi.
Alıntı
Ecevit, Marksizmi kategorik olarak reddettiği gibi sosyalizme de mesafeliydi. Sınıfların varlığını kabul ediyor, fakat sınıf mücadelesini ve sınıf siyasetini reddediyordu. Devrim, devrimcilik, altyapı, üstyapı gibi kavramları sıklıkla kullanmasına rağmen sosyalist ideolojiyi hiçbir zaman benimsememişti.
Alıntı
Yön Hareketi, ilk etapta Türk solunun farklı anlayışlarını bir araya getiren bir platformdu. Sonraları ayrışacak olan TİP, Milli Demokratik Devrimciler gibi fraksiyonlara kaynaklık etmişti. Ecevit’in başını çektiği Ortanın Solu hareketinin fikir ve söylemleri Yön Bildirisi’nin izlerini taşıyordu. Yön Bildirisi’nde vurgulanan ilkeler ile Ortanın Solunun genel hatları birçok noktada örtüşüyordu. Bildiride, Atatürk devrimlerinin hedefi olan çağdaş uygarlık seviyesine erişilmesi için demokrasinin kurulması, sosyal adaletin gerçekleşmesi ve bu amaçla hızlı bir iktisadi kalkınmanın gerekliliği vurgulanıyordu. Kalkınmaya devletçilikle ulaşılabileceği belirtiliyor, ancak özel sektörü reddetmeyen karma bir ekonominin Türkiye’yi sosyal adalet içinde çağdaş uygarlık seviyesine taşıyacağı bildiriliyordu. Sendikaların güçlendirilmesi, kooperatifçiliğin hayata geçirilmesi ve reformların gerçekleştirilmesinin ancak devlet müdahalesiyle başarılabileceği ileri sürülüyordu. Atatürkçülük, devrimcilik, halkçılık ve devletçilik ilkelerini Marksist bir perspektiften yorumlayan Yön Hareketi, demokratik sosyalizmi benimsemişti.
Alıntı
Cumhuriyet'in ilk yıllarından beri Kemalizme karşı açık ya da örtülü bir muhalefet yürüttüğü varsayılan gelenekçi, liberal düşünceler ve Kemalizmden görece bir bağımsızlık kazanabilen ırkçı/milliyetçi ideoloji için de kısmen ve zaman zaman geçerlidir. Mesela, bu sayılan üç yapıyı da şu ya da bu şekilde bünyesinde taşıyan Demokrat Parti, Celâl Bayar'ın kimliğinde Kemalist bir sporu da içinde barındırıyordu. Demokrat Parti bu anlamda, Kemalizmin altı okunun en az beşine esasta sadık kaldı: Ne milliyetçilikten, ne popülizmden, ne devletin iktisadi hayatı sevk ve idare etmesi anlamında bir devletçilikten, ne devletin dini temellük ve manipüle etmesi anlamındaki bir laisizmden, ne de jakoben anlamda bir cumhuriyetçilikten vazgeçti. Altıncı ok olan "devrimcilik" ise zaten bir türlü tam olarak anlamlandırılamadığı için, bu tartışmaya dahil edilemez.
Sayfa 647·Kitabı okuyor
Düşünce
İllegal örgütler, adlarını aklımızda tutamayacağımız kadar çoğalmışlardı. Bizlerse idam edilen Denizlerin, vurulan Mahirlerin, kurşunlanan Sinanların hikâyelerini okuyor, birbirimize anlatıyor, devrimcilik denilen şeyin ölümle aynı anlama geldiğini, devrimci ölmenin ne büyük bir onur olduğunu düşünüyorduk.
Sayfa 193 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
arşiv'
Yöncüler açısından, bütün geleneksel aydın hareketleri içinde bağımsızlığın merkezî önemini fark eden, yalnızca, Kurtuluş Savaşı’nın öncüsü Mustafa Kemal Paşa’ydı. “Atatürkçülüğün özünde tam
Sayfa 622·Kitabı okuyor
Düşünce