"...Öfkelisindir sen. Ben öyle yapacağını sanmıştım. Sıcak bir gözyaşı yağmuruna hazırlamıştım kendimi. Sadece, o gözyaşları benim göğsüme dökülsün istemiştim. Ama sen yerlere dökmüşsün gözyaşlarını ya da mendilini ıslatmışsın onlarla. Hayır, yanılıyorum: hiç ağlamamışsın bile! Bembeyaz bir yüz ve ışığı sönmüş gözler görüyorum karşımda, ama gözyaşından eser yok. Yüreğin mi kan ağladı senin?"
“bazen sana karşı garip bir şeyler hissediyorum. Özellikle de sen böyle yanımdayken. Sanki sol kaburgamın altında bir ip var. Senin de aynı yerindeki bir ipe sıkıca bağlanmış. Kördüğüm olmuş bir ip hem de. Eğer aramıza o koca kanal ve iki yüz millik yollar girerse, bu ipin kopacağından korkuyorum. 0 zaman da bir iç kanama geçiririm diye endişeleniyorum. Sana gelince, sen de beni unutursun."