Nevrotik rekabet ve bağlılık girdabına girmeyen ve "aşk" ya da hırsın kolayca baştan çıkaramadığı kişiler en fazla bütünlüğe sahiptir. Ayrıca, hayata seyirci kalışları çoğu zaman yargılarında da bir hayli nesnel olmalarını sağlar. Bununla beraber, her mesefeli kişi de belirli bir tavır alamaz. Kişi bir fikre itiraz etmek ya da o fikre kendini adamaktan o kadar nefret edebilir ki kendi zihninde bile bir görüşü benimseyip savunamaz; böyle bir durumda ya meseleyi içinden çıkılmaz hale getirir ya da en iyi ihtimalle, kendi kanısı olmadan iyi ve kötüyü, doğru ve yanlışı kaydeder.
" Boynumu üzgün bir çiçek gibi kırıp da
Yollara düştüğümde, başımda deniz köpüklerinden
Ya da sabah yellerinden bir taçla
Yürüdüğüme inanırdım - yanılırdım
Geceyi günle, acıyı sevinçle kardığım
Bu söylencenin bir yerinde durakladım
Ve anlatamadım, konuşamadım bir daha. "
Yalıtkan tip, ne kadar az şey verdiğinin çoğunlukla farkında değildir ve kendisi için çok önemli olan, ancak dile getirilmeyen ve yaşanmayan duygularını eşine adadığına inanır. Coşkusal uzaklık yeterince güvence altına alındığı sürece, kalıcı bir bağlılığı korumaya sahip olabilir. Yoğun ama kısa süreli ilişkiler kurabilir, o, bu ilişkilerde birdenbire ortaya çıktığı gibi birdenbire de gözden kaybolur. Bu ilişkiler çabuk yıkılabilecek yapıdadır, birkaç etken yalıtkan tipin geri çekilmesini hızlandırabilir.
Başkalarının kendisinden yararlanmalarına göz yumduğu zaman bu, uysallığın ve "iyiliğin" dışavurumudur, ama başkalarını kullanmaya yönelik kendi arzusundan uzaklaşma çabası da olabilir.