“Sence de hayatın anlamı sadece günün birinde kalplerimizi, ruhlarımızı ve bedenlerimizi gezip sonra da ebediyen yanan bir tutkuda olabilir mi? Arada ne yaşanırsa yaşansın? Ve bunu yaşadıysak belki yine de boşuna yaşamamış olabilir miyiz? Tutku bu kadar derin, bu kadar zalim, bu kadar muhteşem, bu kadar gayriinsani mi? Ve acaba bir kişiye değil de sadece arzunun kendisine mi yönelik?”
“İnsanların yalanlarıyla tanışınca, daima düşündüklerinden ve gerçekten istediklerinden farklı şeyler söylemelerine dikkat edip bununla eğlenmeye başlayınca, hayat neredeyse ilginçleşir.”