• Didem Madak'ın ölmeden önce yazdığı son şiiri.
    Hikayesi olan şiirlerin en hüzünlüsü, en acısı.
    Her şeyden öte ölmek üzere bir insanın dünyaya bıraktığı son eser.
    Kemoterapi tedavisi gördüğü hastanede kanserden ölmeden önce kardeşi Işıl'a okuduğu şiir.

    Şiirin hikayesini dinledikten sonra "İlk defa bu kadar sağlam yazıyorum" cümlesi ile şiirin başladığını fark etmek insanı tarifsiz bir hüzne gark ediyor.

    Keşke sonu mutlu biten şiirlerden olsaydı...
    Keşke Didem Madak hala aramızda olsaydı...

    https://www.youtube.com/...VAEG8q-zNM&t=10s
  • 114 syf.
    ·1 günde
    -Spoiler içerir-

    Pulbiber Mahallesi, Didem Madak'ın çevresinden gelen ısrar üzerine, ölümünden önce yazdığı son kitabı, o yüzden diğer kitaplarından ayrılan tarafları var.

    Bu kitapta daha çok Didem Madak'ın tedavi gördüğü süreçte yaşadığı sıkıntıları, ağrıları, hastalıkla baş etme çabalarını ve bu nedenle hastalığı bir noktada gözardı etmek için çocuksu bir muziplikle ve bir umarsızlık zırhıyla şiirlerini yazdığını görebilirsiniz.

    "Noel Babalar sakallı değil sakarlar, biliyor musun dedim Zeyna'ya
    Tıraş olurken yüzlerini kesip bir paket pamuk yapıştırıyorlar esasında
    Aslında kaymak gibi adamlar"

    gibi dizeleri olmakla birlikte, hastalığına yenik düştüğü, isyan bayraklarını açtığı veya tam tersi tam bir teslimiyetle ölümü kabullendiği şiirleri mevcut.

    İçeriği ve konusu ne olursa olsun Didem Madak'ın şiirlerinin yeri bende hep ayrı olacaktır. Ve ölümünden önce son yazdığı şiiri de burda paylaşmak isterim.

    128 Dikişli Şiir

    İlk defa bu kadar sağlam yazıyorum.
    Haç şeklinde 128 dikişle.
    Galiba ahbap artık sana ulaşacağım.
    Yeteneğim geri geldi,
    göreceksin artık kutsal dizeler yazacağım.
    Hiç yapmadığım şeyler yapıyorum ahbap
    Maç seyrediyor ve devamlı topa bakıyorum
    Telepati yapıyorum.
    Hey ahbap ben arada bir fikir buluyorum.
    Kuşlar için küçük şemsiyeler yapabiliriz
    Böylece yağmurda ıslanmazlar
    Ve içimdeki ağır sözler için de şemsiyeler
    Böylece paraşütle iner gibi hafiflerler
    Şiirin içine girerken
    Bana bazı şarkılar lazım ahbap
    hafif şarkılar, acı olmayan şarkılar
    çok şarkıya ihtiyacım var
    Tutam tutam saçlarımı savuracak şarkılar
    Saçlarımla ne yapacağını bilemeyenler
    Bir gün onları kaybederler
    Böyle bir şey yani ahbap
    Çok acıyor. Saçlar zaman zaman
    Bana neşeli şarkılar
    B harfine notalardan sütyen yapan şarkılar
    Bir mutfak cadısıyım şu sıralar
    Çeşitli şeyleri çeşitli şeylere karıştırmak
    Ve seni düşünmek, mırıldanmak
    Bazı büyülü yemekler yapmak
    Bazı şifalı yemekler yapmak
    Ve kalmak istemek ahbap...
    Füsunun yeşil ela gözleri var
    Ve pembe plastik fincanı ile kahve getirişi var
    Ve bana anne deyişi var
    Benim pembe fincandan pembe kahve içişim var
    Bu kahveleri seviyorum ahbap
    İçimi pembe bulutlar kaplıyor
    Şekerli ve tatlı bir biçimde havalanıyorum.
    Sonra ağrılar, sonra hastaneler ve sonra doktorlar...
    Şeker donup yapışıp kalıyor bir kağıda...

    Keyifli okumalar...
  • 114 syf.
    ·4 günde·Beğendi·10/10
    Ve son kitabıyla Didem Madak külliyatı bu üçüncü kitabıyla biter. Ne kadar kötü dimi külliyat deyip de üç kitapla bitirmek. Keşke daha fazla yazabilseydin dediklerimdensin Didem Madak. Mekanın cennet olsun.

    Yine kısa ama özlü bir şiir kitabı. Çok güzel süslenmiş kelimeler, imgelemler, raks eden cümleler. Madak'ın tarzını bildiğim size nasıl anlatsam bilmiyorum ama alıntıları inceleyerek bu şiirleri nasıl yazıyor birazcık da olsa tarzını anlayacaksınız.

    Son kitabını biraz zorlamayla yazsada Pulbiber Mahallesi gerçekten bir mahalle. Orada yaşananları bize aktarmış Madak. Mahellenin tanıtımı, tarihi, içinde bomba patlaması vb. Sonrasındaki şiirleri kendi çapında farklı şiirler. Son zamanlarında kayda geçirilmiş şiirleri daha düzgün oluşturulmuş düzgün derken kelimelerle çok oynanmamış ve duygusallığa dem vurulmuş. Hastaneye yatıp, hasta yatağında yazdığı şiir ise çok daha güzel. Son bölümde Müjde Bilir ile telefonla tanışması ve Müjde Hanımın onun kızı gibi davranarak son günlerinde ona bakması ile ilgili bölümü okurken duygusallık had safhadaydı. Tavsiye ederim.
  • 114 syf.
    Pulbiber Mahallesi Didem Madak’ın yayımlanan son şiir kitabı...

    Didem Madak’ın bu kitabında yer alan şiirlerin anlatımı oldukça kapalı. Diğer kitaplarına nazaran bu kitapta yer alan şiirleri oldukça uzun. Kitabın sonunda Didem Madak’ın ölümünden sonra yayımlanan dört şiirine, yakın dostu Müjde Bilir’in Didem Madak için yazdığı bir yazıya ve Didem Madak’ın son şiiri olan 128 Dikişli Şiir’e yer veren ‘‘Ardından’’ isimli bir bölüm de yer alıyor. Bu bölümde Müjde Bilir'in yazdığı yazıyı okurken oldukça duygulandığımı söylemeliyim

    Fikrimce, Pulbiber Mahallesi Didem Madak’ın seslenmelerinin, dertlerinin, hüzünlerinin en yoğun olduğu eseri. Bu nedenle kitabın içindeki şiirler her ne kadar kapalı ve anlaşılmaz olsa da insanı duygulandırmayı başarıyor.
  • 128 Dikişli Şiir

    İlk defa bu kadar sağlam yazıyorum.
    Haç şeklinde 128 dikişle.
    Galiba ahbap artık sana ulaşacağım.
    Yeteneğim geri geldi,
    göreceksin artık kutsal dizeler yazacağım.
    Hiç yapmadığım şeyler yapıyorum ahbap
    Maç seyrediyor ve devamlı topa bakıyorum
    Telepati yapıyorum.
    Hey ahbap ben arada bir fikir buluyorum
    Kuşlar için küçük şemsiyeler yapabiliriz
    Böylece yağmurda ıslanmazlar
    Ve içimdeki ağır sözler için de şemsiyeler
    Böylece paraşütle iner gibi hafiflerler
    Şiirin içine girerken
    Bana bazı şarkılar lazım ahbap
    hafif şarkılar, acı olmayan şarkılar
    çok şarkıya ihtiyacım var
    Tutam tutam saçlarımı savuracak şarkılar
    Saçlarımla ne yapacağını bilemeyenler
    Bir gün onları kaybederler
    Böyle bir şey yani ahbap
    Çok acıyor. Saçlar zaman zaman
    Bana neşeli şarkılar
    B harfine notalardan sütyen yapan şarkılar

    Bir mutfak cadısıyım şu sıralar
    Çeşitli şeyleri çeşitli şeylere karıştırmak
    Ve seni düşünmek, mırıldanmak
    Bazı büyülü yemekler yapmak
    Bazı şifalı yemekler yapmak
    Ve kalmak istemek ahbap…

    Füsunun yeşil ela gözleri var
    Ve pembe plastik fincanı ile kahve getirişi var
    Ve bana anne deyişi var
    Benim pembe fincandan pembe kahve içişim var
    Bu kahveleri seviyorum ahbap
    İçimi pembe bulutlar kaplıyor
    Şekerli ve tatlı bir biçimde havalanıyorum.

    Sonra ağrılar, sonra hastaneler ve sonra doktorlar…
    Şeker donup yapışıp kalıyor bir kâğıda

    Acı bazen öyle yoğun, çok yoğun
    Patlak gözlü bir kurbağa
    tarifsiz çirkin ve kel.
    Edibin kurbağası yakup benimki seyfettin
    Neden bilmem işte
    Nereden çıktı şimdi seyfettin

    Acı dindi diyorum bazen yağmur dindi der gibi
    Öyle kendiliğinden ya da tanrı istediğinden
    Yüzüklerim yok takmıyorum
    Kolyelerim yok istemiyorum

    Öyle çok şimşek çaktı gece
    Ben sonu Z harfi olarak düşündüm
    Son harf olarak
    Ben zeni düşündüm ahbap.

    Doğdum, doğurdum
    Bir insan nasıl büyüyor gördüm
    Hayatta kalmak için
    Ve hayatta kalmanın yanında
    İnandım şiir bir gevezelikti
    Şimdi 128 harfli bir şiir var karnımda
    Satırlar artık bomboş
    Karnımda hissiz bir şiir var
    İçimde durmadan bölünen şiirler
    Birlikte yok olacağımız şiirler
    Birlikte unutulacağımız şiirler
    Hiç borcu olmamış şiirler
    Ve bu yüzden çok acıyan şiirler

    Acı aniden diner yağmurun dindiği gibi
    Bazen sadece tanrı öyle istediğinden
    Sadece bir mağarada resim çizerim belki
    Rüyaların büyük harfle başladığı bir ülkede
    Üstümden kaldırılmış bir ölü var
    Ahbap senin istediğin o mu?
    Didem Madak
    Sayfa 110 - Metis Yayınları, 10. baskı
  • 114 syf.
    ·4 günde·Beğendi·9/10
    Canım kızım,
    Cehaletimden şair oldum..
    Annesizlikten ..Sen sakın şair olma!
    Didem Madak'ın kızı Füsun için yazdığı mektuptan birkaç satır bile yeterli insanın yüreğini dağlaması için işte bazı şair ve şaireleri biraz olsun anlayabilmek için onların hayatını bilmek gerekir..
    Didem Madak'ın şiirlerini okurken her seferinde burnumun direği sızladı tabiri caizse çünkü bu aşırı duygu yüklü şiirler erken yaşta kaybettiği annesi Füsun Hanım için yazılmış ve şiirlerinde geçen tüm şahsiyetler şairenin hayatında yer etmiş kişiler "Grapon Kağıtları"adlı şiir kitabının arkasında yazdığı gibi "bu kitapta yer alan şahıs ve mekanların gerçekle alakaları tamdır"söylemini nerdeyse tüm şiirlerinde desteklemiş çünkü Madak yaşamıyla şiirlerini bütünleştirmiş bir kadın her ne kadar şiirlerini okuduktan sonra üzüntü duysamda bu anlam dolu şiirleri tekrar bıkmadan okurum kesinlikle herkese tavsiye ederim ..
    Son olarak bu kitabı benimle buluşturan kitap kardeşim Sineme çok teşekkür ederim :)
  • 72 syf.
    ·Beğendi·10/10
    "Bu kitapta yer alan şahıs ve mekanların gerçekle alakaları tamdır. Kahramanları hep yanlış ata oynayanlardır. Kediler, kadınlar, muhabbet kuşları, gözyaşları... hepsi sahiden vardır ve bir dönem yaşamışlardır. Şiirden hazetmeyenlet, Grapon Kağıtları'nı yılbaşı ve diğer ehemmiyetli günlerde evi süslemek için kullanabilirler ya da bir ruh çagırma seansında, inatçı ruhlara seslenen uyduruk şarkılar olarak mırıldanabilirler. -Didem Madak"
    Didem Madak'ın şiirlerini okurken kendimi düşünürken buldum. Beni başka diyarla uçurdu. Kendimi şiirleri çizerken buldum. Kahramanları düşünerek kendimi onların yerine koydum. Didem Madak usta bir şair. İmgeleriyle düşüncelerimi doruklara çıkardı. Didem Madak'ın ilk yazdığı şiir kitabıdır. Bu kitabı okuyun.
    Ay Işıl'a Sığışmıştı
    ...
    "Hani her çocuğu başka bir çocuğa
    Yaklaştıran bir şarkı vardır ya
    Kıyıya yanaşan bir gemi gibi"
    ...
    "Çocukluğumuz mor bir zambağa
    Hani her çocuk zaman zaman
    Kendini mor bir zambağın içinde düşler ya
    Sonra iki çocuk birbirine gülümser,"
    Annemle İlgili Şeyler
    ...
    "Vişne bahçeleriyle dolu,
    Neşeli bir şehre benzerdi senin sesin.
    Bazen ölmek istiyorum.
    Beni yeniden doğurman için
    İri, ekşi bir vişne tanesi gibi"
    ...
    "Ben bu eve Muc'un ucuz evi diyorum. Yokluğunda böyle oldum.
    Mucize öldükten sonra, buraya taşındım. Ve inan
    Muc bu evi bana ucuza verdi."
    Mutsuza Kim Bakacak?
    ...
    "Dünyanın bütün sabahlarına iki bilet al da
    birlikte gidelim maviş anne
    Bana da kendi serüvenimden bir yer ayırt,
    Şefkate söyle o da gelsin.
    Özledim onu, o da gelsin saçlarıma dokunsun"
    ...
    "Kalbimi de büyüttüm sonunda
    Artık bazen gözlerime tırmanıp bakıyor sokağa
    Kirpiklerime tutunuyor, o ince parmaklıklara
    Öyle çok büyüdü yani, görsen şaşarsın.
    Kalbim sanırım büyüyünce
    Sokaklarda ağlayan biri olacak
    Rezillik yani maviş anne!
    Kalbim komik kaçacak
    Kaçmaması için sen en iyisi kalbime de
    Benim serüvenimden bir yer ayırt
    Aman, mutsuz bir yer olmasın!"
    Yüzüm Güvercinlere Emanet
    Gecenin vitrinine konulmuş
    Büyük bir yakut parçasıydı sabah
    Cevşenü'l Kebir
    ...
    "Sevinçli bir kalp, sevinçli bir çocuğa benzer Işıl:
    Koşnak ister,
    Salıncağa binmek ister..."
    Şimdiden Bir Hatırasın
    Şimdiden bir hatırasın
    Bulutsa, tozsa, uçarsa
    Bütün (aşklar) paranteze alınsın
    Rüzgar çanısın, rüzgarın diline dolanırsın
    Ne bir şarkısın,
    ne de dillerde nağme adın
    Artık bazı şarkılar kadar yaralısın
    Çiçekli Şiirler Yazmak İstiyorum Bayım!
    Zenciler prensesi olacağım.
    Hayat işte asıl o zaman başlayacak.'
    Pippi Uzunçorap
    ...
    Rüyamda; bir kase dolusu suyun içinde
    Rengarenk yap-boz parçacıkları
    Anlatmak istiyorum, dinlemiyorsunuz.
    Hayır,sanırım sabahı bekleyemem
    Bilmiyorum.
    İnsanlar rüyalarım acilen anlatmalı.
    ...
    İnsan içinde çevrilen bir çıkrığın sesini unutur mu?
    Hem sonra ben hatırlamaya alışkınım
    Bir 'eşya toplayıcısıyım' bayım.

    Büyük gemiler de yok artık bayım
    Büyük yelkenler de
    Büyük kağıtlar yakmak istiyor şimdi canım.
    İris'in Ölümü
    ...
    Bazı şarkılar vardır
    cızırtılı bir yağmur gününü anlatır
    uzaklarda süren sarı yağmurluklu bir hayatı
    deniz bazen kendini kaldırımlara fırlatır
    o zaman bir yavru yengece bakan
    insanların şarkısı olurdu o şarkının adı
    keşke ismim iris olsaydı
    keşke ismim herkese
    sarı yağmurluğuyla koşan hayatı anlatsaydı.
    ...
    Herkes çıkarsın kalbini
    o çirkin mücevher sandığından
    ve herkes onu birbirine fırlatsın tanrım!
    Kedilerin Alışkanlıkları
    Kayboluşumun beşiğini sallıyorum bu akşam
    Büyüyor yavaş yavaş
    Sırtında parmak izleriyle zamanın
    Bir tekir kedi ile beraber
    Seyrediyorum hayatı:
    ...
    Batsın diye güneşe tempo tutan o kız çocuğu...
    Evden kaçışımın pembe spor ayakkabıları vardı.
    Hüzün neydi sanki o zaman
    Artık kullanılmayan dikiş makinesi annemden kalma.
    Ölüm neydi sanki o zaman
    Bir önseziden başka.
    Evden kaçabilirsin artık çocuk,
    ama kaderden asla!
    ...
    Kalbim, anlatılmaktan usanmış,
    Yıldızı sönmüş bir komedyendir artık,
    ...
    Dünyayı bir salyangozun izlerinde dolaşsam,
    Elimde parlak bir harita
    Hiçbir atlasta henüz yer almamış.
    Ardımsıra yollara hayalimin kırıklarını bıraksam
    Yeter mi bu izler beni kendime getirmeye acaba?
    Çalıkuşu'nun Z Raporu
    ...
    Geçmişim:
    Romantik radyo dinleyen o eski arkadaşım.
    Limon ağaçlarından bahsetmek istiyorum son bir kez daha
    Beni masalların ortasında bırakıp giden ruhuma.
    Pollyanna'ya Mektuplar
    ...
    Pollyanna,
    Sana göre insan
    Profiterol yer gibi yaşamalı
    Bir çamur deryasının içinde
    Küçük mutluluk topları yakalamalı.
    Bense vücuduma şiirler saplıyorum durmadan
    Sen de bilirsin ya Allah
    Dayanabileceği kadar acı verirmiş insana.

    Geçen yazı
    Bir dut ağacının altında roman okuyarak geçirdim
    Dut taneleri düşerdi sayfalara
    Tıpkı tatlı bir yaz yağmuru gibi
    Büyük taneli tıpırtılarıyla
    Kendimi dut ağacının gölgesini yiyen
    Bir ipek böceğine benzetirdim.
    Ucuz teşbihler beyaz atlı prenslerdir Pollyanna
    Bir şiire gelir
    Ve onu bu hayattan kurtarırlar.

    Ah Pollyanna,
    İçimde sanki hep aynı şarkıyı çalan bir laterna:
    Cancağızım basma perdeme bir çiçek de sen olsaydın
    Kaçarken yangın merdivenlerine
    Keşke grapon kağıtları assaydın.