Büşra Ersoy, Cam Şato'yu inceledi.
10 May 09:56 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Cam Şato; yazarın diğer serisine kıyasla bir tık aşağıda kaldı bende. Ama yine de kurulan dünya ve ilmek ilmek dokunmuş ilişkiler, sırlar kitabı merak edilir kıldı. Ben genelde üçüncü ağızdan okumayı pek sevmem bu yüzden kitabın başlarında hafifçe garipsesemde zamanla alıştım. Kitabın gidişatı ve her sayfada kendini bulan karakterimiz oldukça iyiydi. Herkesin okumak isteyeceği bir seri olduğunu düşünmesem bile göz atmanızda fayda var. Yine de tekrar belirtmeliyim; yazarın Dikenler ve Güller Sarayı serisiyle kıyaslamak saçma olur.

Pataanii, Dikenler ve Güller Sarayı'ı inceledi.
 30 Nis 01:46 · Kitabı okudu · 15 günde

Seri kitaplara başlarken yaşadığım sıkıntıyı Dikenler ve Güller sarayına başlarken de yaşadım. (Her ne hikmetse Başlarken sıkıntı ettiklerim sonrasında en sevdiklerim haline geldi.)
Hikayenin başı ve peri diyarına gittiği ilk anlarda (çeviri kaynaklı olduğunu düşündüğüm bir durum) bir türlü verilmek istenen duygunun içine dahil olamadım. Evet, bir şeyler var ve kendini okutturuyor ama devamı nasıl olacak diye merakta ettiriyor. Tamlin' i seviyorum. Ryhs'ı ve onunla yaşanacakları da merak ediyorum. Sırf Feyre Tamlin' den vazgeçecek ve Tamlin'i kötü gösterecek diye kitabı yarıda bırakmayı dahi düşündüm. Feyre' nin iyiliği için Rhys' ın önünde diz çöken Tamlin görüntüsü aklımdan çıkmıyor.

Feyre ne zaman insan diyarına dönüş yaptı; işte olaylar bundan sonra çorap söküğü gibi gelmeye başladı. Olaylar zincirinin bir yerden sonra açıklığa kavuşması için 350 sayfa mı bekletilmek gerekiyordu? Ah Tamlin ah ne fedekarlıklar yapıp, nelere göğüs germişsin? Son 150 sayfa da dişlerimi sıkmaktan ve nefesimi tutmaktan tükendim resmen...

Feyre mükemmel bir karakterdi. Kalbimi defalarca kez paramparça etti. Son zamanlarda okuduğum en harika kız karakterinden biriydi. Verdiği kararlar, içine gömdüğü istekleri ve bastırdığı hisleriyle kitabı kendisinin ağzından okumaktan muazzam keyif aldım. Diğer bakımdan kitap karar veremeyeceğiniz kadar çok harika erkek karakterleri barındırıyordu. Rhysand karakterinden önce nefret ettim ama yazar onun içini bize gösterdikçe ikinci kitapta onu okumak için bile sabırsızlanıyorum. Kitabın kurgusu son 100 sayfayla gönlümü fethetti ve muazzamdı. 

2018 re-read list
1- Quintessentially Q
2-Hayatın Kıyısında
3-Bu Şarkı Hayatını Kurtaracak
4-Dikenler ve Güller Sarayı
5-Sis ve Öfke Sarayı

Tears of Tess okundu. Geriye 5 kitap kaldı.

Tess'in Gözyaşları - Gözden Kaçanlar
Madde 1:
Q'nun Tess'in gözyaşlarını yalaması.
(Dikenler ve Güller Sarayı'nı okuyanlar bilir ve akıllarına direkt Rhysand gelir. )

Merve Demirhan, Dikenler ve Güller Sarayı'ı inceledi.
22 Nis 03:38 · Kitabı okudu · 1 günde · 10/10 puan

Periler insansanlar böyle fantastik dünyaları seviyorum orta çağ havasındaki kitapları. Kitabı seveceğimi biliyordum ama bu kadar aşık olacağımı tahmin etmemiştim. Feyre ile Tamlin bayıldım resmen kitapta sanırım en en sevdiğim kısım Feyre'nin tekrar bahar sarayına geldiğinde tüm gerçekleri öğrenmesiydi. Bundan sonraki kitapta neler olacak çok merak ediyorum i.

Pataanii, bir alıntı ekledi.
20 Nis 16:00 · Kitabı okudu · İnceledi

Biliyordum, şu ölümlü kalbimin sonunda parça parça olacağını bildiğim halde kafamın dikine gitmiştim, ama... Saray oyunlarını, hayatların oyun tahtasındaki taşlar kadar değeri olmadığını gördükten sonra...

Dikenler ve Güller Sarayı, Sarah J. Maas (Sayfa 284)Dikenler ve Güller Sarayı, Sarah J. Maas (Sayfa 284)
Ela yum, Dikenler ve Güller Sarayı'ı inceledi.
26 Mar 18:31 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

Çok güzeldi. Çok ama çok güzeldi.
Tam olarak 1 günde okuyup bitirdiğim su gibi akan bir romandı. Aşk ve gizem, fedakarlıklar ve pişmanlıklar...
Her satırını ayrı bir beğenmeyle okudum.
Bir bookstagramın önerisiyle okumuştum ve şimdi ben de sana öneriyorum. Bu kitabı okumalısın. Tabii öyle çok büyük beklentiler içine girme ama fantastik( periler, büyücüler, avcılar) seviyorsan ve içinde aşk da olsun istiyorsan ama aynı zamanda çabuk okunmalık bir kitap da arıyorsan al sana Dikenler Ve Güller Sarayı.
Umarım beğenirsin :)

Corpus., Dikenler ve Güller Sarayı'ı inceledi.
 17 Mar 23:16 · Kitabı okudu · 5 günde · 4/10 puan

Uzun zamandır okurken sinir krizi geçirdiğim, başımı duvarlara vurmak istediğim, içinde sevecek bir şey bulamadıkça goodreads puanını düşünüp bir mantık bulmaya çalıştığım bir kitap olmamıştı. Sevmediğim çok kitap okudum ama beni bu kadar sinirlendireni görmemiştim.

Baştan söyleyeyim, kitabı sevenlere lafım yok. Yalnız bana fan girl modlarında gelmeyin, gelecekseniz de sorularıma cevap vererek yapın bunu, lütfen. Bana kitabı sebepsizce, sebepli ya da başka bir şekilde sevdiğinizi söyleyebilirsiniz. Bu sorun değil. Ama aşağıda yazacaklarımın kitapta olmadığını iddia ederseniz biraz gülerim. Yine de sevinirim. Zira bunlar benim yanlış anlamamsa ve bana doğru halini gösterirseniz benden çok sevineni bulamazsınız.

Kitapla ilgili 35 bölüm boyunca sevdiğim bir yer bulamadım. Ne dil ne karakterler ne kurgu ne uyarlama ne herhangi bir şey bana mutluluk verdi. Bir şeyler olmalı, bu kadar sevildiyse eminim bir şeyler vardır diye düşünerek okudum da okudum. İşin aslı arkadaşımla birlikte okumasaydım bitiremeyebilirdim. Çünkü onunla kitap üzerine parodi sohbetleri yapmak, bu kitabın bana en çok mutluluk veren yanı oldu. 36. bölümden itibaren kitap hafiften canlandı, nihayet başı sonu birbirine bağlı birtakım olaylar meydana geldi de yarım bırakmayıp bitirebildim. O kısım da genel hatalardan muzdaripti ama en azından sıkılmadığımı, cinnet geçirmediğimi söyleyebilirim.

Önce kurgudan başlayıp sırayla karakterlere sövmeyi düşünüyorum. Hazırsak başlayalım.

Kitabın esas fantastik kurgusu güzel olmakla birlikte yazar bunu işleyemediği için gözümde bir değeri kalmadı. Kurguya dair en büyük hata kahraman anlatıcı tercihi olmuş. Bu da insanda acaba kendi kurgusundan çekiniyor mu, sorusunu oluşturmuyor değil. Kitabın en ahmak, en cahil, en sığ ve en boş karakterinin gözünden olayları verirken bu kurguyu işlemek zor olmasa gerek. Ne de olsa pek bilgi vermeniz gerekmiyor. (Tarihi belirsiz bir zamanda, periler ve insanların birlikte yaşadığı bir kıtanın öyküsü üzerine kitap. -Sıcak çikolata, duvar saati, doğum kontrolü, şemsiye var mesela ama at arabası ile yolculuk ediyorlar. Bunlardan ortalama bir zaman tahmin etmek benim için mümkün olmadı. Bu konuda bilgisi olan varsa beni aydınlatması çok güzel olurdu.- Periler ve insanlar bir savaş yapmış, topraklar "duvar" ile ayrılıp insanlar bir köşeye atılmış durumdadır. Periler kendi içlerindeki çekişmeler sebebiyle 7 ayrı Yüce Lord'un yönetimi altında yaşamaktadır. Ne idüğü belirsiz bir "Anlaşma" sebebiyle çok güçlü, ölümsüz periler insanlarla savaşmıyor, kendi hallederinde takılıyordur. İnsanlar hep olduğu gibi fakir, zengin sıradan hayatını yaşamaktadır. Elbette bu durumdan rahatsız olan periler ve insanlar vardır. Bu da serinin başlangıcına açılan kapı olacaktır. Falan filan.)
Araya katılan masal uyarlamasına gelecek olursak, bu yorumdan çıkamayız. Tek diyebileceğim bayağı güldüm. Bayağı. Bu kitapta gülecek bir şey bulduysam, tavsiyem ciddiye almanızdır. Çünkü sinir krizi derken şaka yapmıyordum.

Gelelim karakterlere... Feyre (Kendisine Fairy demeyi yeğliyorum.) ve ailesi en çok konuşacağım kişiler, eminim tahmin edebiliyorsunuzdur. Ablaları ve babası bencillikte zirveye oynayan, karaktersizlikte emsalsiz, asap bozmakta bir numara insanlardı. En komiği de tüm bu davranışları için Feyre sürekli içinden bahaneler uyduruyor, kendince çıkarımlar yaparak onların bu tavırlarına kulp takıyordu ama nafile. (Kahraman anlatıcı yazmayı beceremeyen yazarın araya kattığı bu detaylar, müneccimleri aratmayan çıkarımlar tabii beni ifrit etmekten öteye gitmedi. Öyle ki ailesine mi de daha gıcık oldum yoksa kızın onlar hakkındaki savunmalarına mı bilmiyorum.)

Feyre ise... Bir bela... Nefret sebebi, insanlıktan soğutan bir karakter. Sözde güçlü bir kadın yazmak isteyip de böylesine sığ birini başka kim yazabilirdi merak ediyorum. Her söylediği, her düşündüğünü, her çelişkili tavrıyla kitaptan soğuttu da soğuttu. Öyle ki Feyre olmasaydı seriyi severdim diye düşünmeye başladım. Size birkaç örnek vereyim. Mesela Feyre ona sebepsiz yardım eden biri ve ölmesini isteyen kişi ile karşı karşıya kaldığında, yardım edenden korkup nefret edebilen ve diğerine sempati duyabilen bir ruh hastası. Ah, o bir çelişkiler abidesi. Yaklaşık 40 sayfalık bir tekrar bölümü var kitabın. Size o kısımdan süzdüğüm, alıntı olmayan cümlelerle hislerimi anlatmak istiyorum. Biraz mübalağa olacak ama kusura bakmayın.

-Buradan kaçmalıyım, gitmeliyim, kurtulmalıyım!
+İstersen gidebilirsin, burada kalmak zorunda değilsin Feyre.
-Yemek yiyip öyle kaçayım. Önce güç toplamalıyım.
+Kapı şurada Feyre, istersen git.
-Beni burada ne kadar tutsak edecekler?
+Feyre, istersen GİT!
-Bir yolunu bulup gitmek için izin alabilirsem diye bir bıçak çalayım, bir çıkın hazırlayayım da elimin altında dursun.

Başka bir tekrar mevzusu...

-Karnım çok aç, yemek yiyeyim.
+Feyre gel, bir şeyler ye.
-Ölürüm daha iyi.
+Sen bilirsin.
-Çok açım. Yiyip öyle mi ölsem?
+Buyur, ye.
-Asla, asla yemeyeceğim!
+Zıkkım ye Feyre.
-En iyisi bir şeyler yiyip güç toplayayım.

Başka bir tane...
(Bu da kendiyle olan halleri)

-O bir ölümsüz, ona asla zarar veremem.
-Ne olur ne olmaz yanıma bir silah alayım.
-Aslında ona silahlarım zarar veremez.
-Şu bıçağı çalayım da elimin altında dursun.
-Ölümsüz ya, ona hiçbir bıçak zarar veremez.
-Umarım masadan bıçak çaldığımı fark etmez.

Şaka yaptığımı sanıyorsanız, kitabı okuyun.

Feyre, saçı başı yolunası bir karakter. Okurken tahammül etmekte o kadar zorlandım ki bunu anlatacak kelime yok. Onun saçmalıkları, çelişkileri bitmek nedir bilmez. Birçok örnek verebilirim ama spoiler olmasın diye yazmıyorum.

Gelelim başka bir mevzuya... Feyre gibi değil roman ya da didaktik bir eser okumak, çocuk kitabı bile okuyamayan ve okul yüzü görmemiş birinin kelime dağarcığı ve çıkarım noktasında bu denli "abartılı" olması acayip abes olmuş. İnsan sadece okuyarak mı gelişir diye düşünebilirsiniz ama eğer hayatı yalnızca yemek bulmak ve ateş yakmak olan bir insandan bahsediyorsak bu önemli bir detay. Kendince alfabe uydurmasına mı gülsem, freskten natürmorttan bahsetmesine mi yansam bilemedim. Bari kızı okuryazar biri yapsaydın yazar, eline ne geçti? Ay bir de buna dertleniyor, tripler falan atıyor işte cahilim ben hadi dalga geçin, tamam diye. Ama eline ne fırsatlar geçiyor da bir kere demiyor, böyle boş boş duracağıma okuma yazma öğreneyim diye. Niye? Çünkü o güçlü bir karakter. Sağlam bir kişiliği var.

Ay, ciddi anlamda yıldım bu yorumu yaparken. Eğlenemiyorum bile.

Tamlin ve Ryhsand'dan da kısaca bahsedeyim de Dex'e bir iki kelam edip yorumu bitireyim. Tamlin, yazarın gazabına uğramış masum bir karakter. Kitabın 35 bölümü boyunca adamın yaptığı hiçbir şey yok. Yine de yazar kurbanını gözüne kestirmiş ve ilk üç yüz sayfa boyunca anlattığı adamla çelişen tavırlar son kısımlarda başlıyor. Ben öyle çok da sevmemiştim kendisini ama yine de böyle gözden çıkarılmasını doğru bulmadım.

Ryhsand ise... Çok merak ettiğim bir karakterdi. Öyle övülüyor ki yıllardır, mükemmel bir erkek karakter beklemedim değil. Eğlenceli ama çok da cezbedici bulmadığım biriydi. Okurken hiçbir şey hissetmedim aslında. Tek sevincim kitaba girişiyle olay getirmesi oldu. Umarım, tabii ben devam edersem, diğer kitaplarda da bize bol bol aksiyon getirir. Eğer hata edip baştan almış olmasaydım seriye devam etmezdim ama sevgili paramın hatırı için zorlayacağım gittiği yere kadar.

Gelelim çeviri ve redaksiyona.... Kitabın içinde "tıpışlamak" ve "tünik" diye iki saçma sapan kelime, benim en taktıklarım. O kadar çok tekrar ediyorlar ki her tünik ve tıpışlamak gördüğümde kan beynime sıçradı. Sağı solu tıpışlamak istedim ama manasını bulamadım. Gözünüzü seveyim, şu organı kullanın. Öyle argo bir çeviri ki okurken inanamadım. Sırf şu çevirilerin korkunçluğu yüzünden dil öğrenmeyi kafaya koydum, yakın gelecekte değil ama bence bunu yapmalıyım.

Bu arada kitabın etiket fiyatı gayet normalken kağıt kalitesinin böylesine yerlerde olması da düşündürdü. Abartmıyorum, kitap elinizde matrix kaşığı gibi büklüm büklüm oluyor. İnsan düşünüyor, acaba bir kağıt yok mu?

Sözün özü, serinin ilk kitabı benim için bir faciaydı. Zihnim de şu an bu enkazın altında çırpınıyor. Eğer detayları görmezden gelebilir, Feyre'i yok sayabilirseniz alabilirsiniz. Aksi halde tavsiye edip de sizden küfür yemeyi göze alamam. :)

Lola Lux, Dikenler ve Güller Sarayı'ı inceledi.
16 Mar 17:33 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 8/10 puan

Bu kitabı ilk aldığımdan beri seveceğimi biliyordum. Fantastik/romantizm kitapları okumayı cidden seviyorum, bu kitap da isteklerimi yeterince karşıladı. Yetmedi o kadar güzel yerler vardı ki -sonlarından bahsediyorum- gerilim ve heyecan da eksik olmadı. Sarah J. Maas'ın yarattığı bu evreni okuyun, hayal gücü ürünü perileri görün ve Feyre ile Tamlin'in aşkını görün. Bu kitap, fantastik/romantizm kategorisinde, Hava Uyanıyor'dan sonraki favori kitabım oldu. (Henüz ikinci ve üçüncü kitaplarını okumadım) Kitabı bu kadar sevmemin sebebi, çok rahat bir şekilde Feyre. Feyre, gördüğüm en güçlü ve en harika kadın karakterlerden birisi. Feyre, ana karakterimiz olduğuna göre illa bir şeyler yapacak, başaracak, düşecek ve kalkacak. Ama bu olayları okurken, yazar her zaman Feyre'in bir insan olduğunu. Kafa tutsa da içinden eksik olmayan korkuyu hep bize canlı tuttu. Bu da periler ile insanların arasındaki farkı kavramamda büyük bir rol oynadı.
Ayrıca Lucien favori karakterim oldu. O ortamın eğlenceli perisiydi gözümde. Lucien olmasaydı, kitap bence çekilmez bir şeye dönüşürdü.
Uzun lafın kısası, gidin okuyun. Sarah J. Maas olmadıkça, bu kitabın mükemmelliğini anlatamıyorum çünkü.

nihan, Dikenler ve Güller Sarayı'ı inceledi.
09 Mar 17:48 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Çok tavsiye edilen bir kitap oldugu için tercih ettim. Çok akıcı bir dili var ancak çevirmen hatası oldukça fazla yine de okurken fazla takılmıyorsunuz. Bilindik bir öyküden çıkılmış konu güzel ve çirkin masalını bambaşka bir noktaya taşımış keyifliydi sıkılmadan merakla okudum tavsiye ederim