Artık sevmiyorum ya severim belki yine.
Ne uzundur unutuş, ah ne kısadır sevda.
Böyle gecelerde kollarıma aldım çünkü, yüreğim dayanmıyor yitmesine kolayca.
Belki bana verdiği son acıdır bu acı, belki son şiirdir bu yazdığım şiir ona.
Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim.
Şöyle diyebilirim: "Gece yıldızla dolu ve yıldızlar, masmavi, titreşiyor uzakta."
Şakıyarak dönüyor gökte gece rüzgârı.
Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim. Sevdim ben onu, o da beni sevdi bir ara.
Esmer, uçarı kızım, o meyveler olduran, o başaklar büyütüp yosunlar büken güneş vücudunu şen kıldı, gözlerini aydınlık ve ağzını süsledi suların gülüşüyle.
Kara, gamlı bir güneş dolanır tellerine kara saçının, bir kez kollarını gerdin mi.
Ve gözlerine durgun, loş iki su bırakan o güneşle oynarsın bir dereyle oynar gibi.
Alacakaranlıkta bir bulutsun göğüme, rengin de, biçimin de tam benim düşündüğüm. Benimsin, benimsin sen dudağı tatlı kadın ve senin yaşamında yaşıyor sonsuz düşüm.
Gönül lambam pembeye boyar ayaklarını, acı şarabım senin dudağınla tatlanır: Biçen orakçı benim günbatımı şarkımı, seni ıssız düşlerim hep yanlarında sanır!