Sen bana, dünyada başka türlü bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin. Bunu sonuna kadar götüremediysen, kabahat senin değil... Bana hakikaten yaşamak imkânını verdiğin birkaç ay için sana teşekkür ederim.
Mine Söğüt'ten okuduğum ilk kitap... Ama son olmayacağı kesin! Tek kelimeyle mükemmeldi! Mükemmel olan en cazip şey ise yazarın kusursuz kurgularıydı. Özellikle iktidarı ve iktidarcılığı sert şekilde eleştirdiği "Lağımların Aleksandra'sı" isimli hikâyesi teknik bakımından çok başarılıydı. Bu hikâyeyi okurken 2 sene önce izlemiş olduğum "Cigan (Çingene)" filmi aklıma geldi hep. Nedeni ise halk ağzında "çingene" olarak bilinen ve dünyanın birçok yerinde varlığını sınırsız bir özgürlükte koruyan ve hiçbir şekilde iktidar yanlısı olmayan bu insanların, kendi keyfine göre yaşam biçimlerinin olması ve hiç kimseden korkmadan diledikleri gibi serbest yaşamı tercih ettikleri olgusudur. Nitekim o filmin aklıma gelmesi boşuna değilmiş. Çünkü son hikâye olan "Gergedan"da Bayram isimli karakterin çingene olarak betimlenmesi, düşüncelerimi destekler nitelikteydi. Ayrıca gergedana bu hikâyede daha fazla yer verilmekle birlikte hikâyenin, Ionesco'nun "Gergedanlar" isimli tiyatro oyunundan mülhem olduğu da olay örgüsü içinde yer almıştır.
Başarılı tekniklerin yanı sıra kelimelerin bazı zaman kafiyeli kullanımı, leitmotifler ve güçlü betimlemeler de hikâyelerin canlılığını koruyan unsurlardı. Mutlaka okumanızı öneririm. Martin Sulik'in 2011 yapımı "Cigan" filmini de izlemenizi tavsiye ederim. Çok başarılı ve güzeldi.
Edebiyatımızın güçlü bir kalemiyle daha tanıştığım için çok mutlu ve kıvançlıyım. Neyse ki bu kitabı alırken yazarın "Başkalarının Tanrısı" isimli romanını da almıştım. Hız kesmeden okumaya devam...
Kitapla kalın, sevgiyle...
Ah dostum, kitaplar da olmasa ben ne yapardım! Bütün gecelerimde onlar var şimdi. Onlar benim dostum ve her şeyim. Bir de sen varsın, sevgili Jaleciğim. Kitapları ben anlıyorum ama sen de beni anlıyorsun, ben de seni dostum.