Lidia, Ruhn’a baktı. Sadece Ruhn’a.
Hunt ve Baxian’ın arasında yarı asılı bir halde duran Ruhn da gözlerini Lidia’ya dikmişti. Yine de hiçbir şey söylemedi.
Zarif geyik, Ruhn’a yaklaşıp burnunu nazikçe ve sevgiyle boynuna sürterken dünya nefesini tutmuş gibiydi.
Prens hiç hareket etmedi. Gözünü bile kırpmadı. Ardından geyik geri çekildi, o altın sarısı gözler son bir kez Ruhn’ın yüzünde gezindi.
Sonra sıçrayarak ağaçların arasına daldı, bir anlığına belirip kaybolan bir güneş ışığı huzmesi gibi.
Hiç var olmamış gibi.