Fakat içimizde, bizim "ahlak "tarafimizda hiçbir şekilde munasebete gecmeyerek hadiseleri muhakeme eden,neticeler çıkaran ve tedbirler alan bir "hesabi "tarafımız vardı ve lafta değilse bile fiilde daima o galip çıkıyor ve onun dediği oluyordu.
"Çocuklar, ozumledikleri ve soluduklari neyse o olurlar. Iyi yureklilik bir DNA meselesi değildir :çoğunlukla yetistikleri ortam karakterlerini oluşturur "
Ben de milyarlarca karınca arasında bir karıncayım ama kendime hayali, küçük bir tepe yarattım; oradan çevreme bakıp gördüklerimi anlatıyorum. Kendimi böyle hissediyorum işte: Uçsuz bucaksız bir gezegende, bir ekmek kırıntısını fethetmek için kilometrelerce yürümeyi başaran küçücük bir karınca gibi. Göz ucuyla sana bakıyorum. Ekmek kırıntımın sen olduğunu biliyorsun.
Iş hayatından daha büyük mektep, tecrubeden daha büyük ders, ihtiyaçtan daha büyük murebbi, tecessusten daha büyük öğretmen, muvaffakiyetten daha büyük diploma olur mu?
Dusmanligin sınırı nereye kadardı? Intikam hangi nüfus cüzdanına atardi kanlı imzasını, hangi nüfus cüzdanından geri cekerdi yeminini? Çeker miydi ya da? Fark eder miydi?