Hanne'nin yolculuğu beni öyle alıp götürdü ki onun yaşantısına, sanki her gününü beraber yaşadık. Gözümde öyle canlandı ki resmen resmedildi her ayrıntısı. Hanne'nin kendine sorduğu soruları bende ister istemez kendime sordum, bu kitabı okuyan herkesin öyle ya da böyle bir yerlerde kendini bulacağı çok aşikar. Kitabın içeriğinde Mevlana'nın mesnevisinden kesitler bulunması ve sohbetlerde hikayelerden alıntılar yapılması kitaba manevî bir hava katmış ve romanı daha da güçlendirmiş. Okumaya başladığım günden beri hiç bitmese, o yolculuk benimle yaşasa her anına tanık olsam diye geçirdim içimden ve bu yüzden de aşırı yavaş okudum kitabı, aslında bitmesin diye okumaya kıyamadım desem yalan olmaz. Çok etkilendim hikayesinden ve zamanlama olarak da benimde çok kendimi sorguladığım, iç hesaplaşmalarımın olduğu bir döneme denk geldi ilaç gibi geldi ruhuma her satırı. Kitabın bir büyüsü var sanki bir yerde kitapların okunma zamanını kendilerinin seçtiği yazılıydı, gerçekten de bu kitap 6 aydır rafımda duruyordu, ne zaman elimi atsam başka bişeyler çıkıyordu ve geri rafa yerleştiriyordum. Demekki gerçekten de okunması gereken zamanı bu zamanmış. Bahadır Yenişehirlioğlu'nun okuduğum en güzel romanı ilan ediyorum. Okuyun ve okutturun, bol şifalar...