Yazarın en büyük iddiası, mutluluğun dış koşullarda değil, zihinsel kontrolü ele almakta yattığı. Ancak bu düşünce, sosyoekonomik ya da kültürel farklılıkları neredeyse hiç hesaba katmıyor. Akışa girmek için gereken koşullar - beceri, zaman, özgürlük, dikkat dağınıklığının azlığı - herkesin hayatında eşit derecede mevcut değil. Bu yönüyle kitap, bir beyaz yaka ya da sanatçı için ilham verici olabilir ama daha sınırlı imkânları olan biri için teorik kalıyor.
Anlatım olarak da yer yer tekrar hissi var. Aynı fikirler farklı örneklerle defalarca dönüyor; bir noktadan sonra "tamam, anladım" diyorsun ama kitap anlatmaya devam ediyor. Özellikle son bölümlerdeki bazı psikolojik analizler, pratik hayata aktarılabilirlikten çok akademik metin havasında.
Ayrıca "mutluluk" kavramı neredeyse tamamen "akış"la eş tutulmuş. Oysa insanın iyi oluşu çok daha karmaşık: sağlık, ilişkiler, güven, anlam gibi unsurlar da var. Kitap bu konuları ihmal ediyor.
Fikir hoş, anlatım uzun, sonuç ise pratikte eksik.