• 1025 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Naçizane düşünceme göre, daha çok Suç ve Ceza romanı ile tanınan ve başyapıtının o olduğu kabul edilen Dostoyevski’nin başyapıtı Karamazov Kardeşler’dir. Yazar, insan ruhuna derinlemesine inmiş, insanoğlunu çeşitli kesitler halinde, içgüdülerini ve isteklerini tümüyle ortaya çıkarmıştır. Büyük değişimlere uğrayan on dokuzuncu yüzyıl Rus toplumundaki bir aileyi konu almış ve bir felaketler zinciri olarak gelişen olayları yansıtmıştır.
    Romandaki ana karakterler aşağıdaki şekildedir:
    Fyodor Pavloviç Karamazov, Karamazov ailesinin 55 yaşındaki, kadın düşkünü, asalak babasıdır.
    Dimitri Fyodoroviç Karamazov (Mitya), ailenin 28 yaşındaki en büyük oğludur.
    İvan Fyodoroviç Karamazov, Fyodor Pavloviç'in havaleli dediği ikinci karısından doğan 24 yaşındaki ikinci oğludur
    Aleksey Fyodoroviç Karamazov (Alyoşa), Fyodor Pavloviç'in yine ikinci karısından doğan 20 yaşındaki en küçük oğludur.
    Pavel Smerdyakov, meczup Lizaveta Smerdyaşçaya’nın Fyodor Pavloviç ile ilişkisinden doğduğu düşünülen gayrimeşru çocuktur.
    Agrafena Aleksandrovna Svetlova, kentte birçok erkeğin ilgisini çeken civelek genç kadındır.
    Katerina İvanovna Verkhovtseva, Dimitri'nin nişanlısıdır.
    İlyuşa, kentteki bir öğrencidir.
    Roman şu şekilde özetlenebilir:
    Ailenin genel hatları ile anlatıldığı girişte Dimitri tam payını alamadığı annesinin mirasından payını almak için kente gelmiştir. İvan da eğitimini tamamladığı için kenttedir. Alyoşa ise bir süre önce kendini Staretze adadığı manastırda kalmaktadır.
    Karamazov ailesi Staretz Zosima'yı görmek için manastıra gelir. İvan ve Fyodor Pavloviç'in zaten sadece alay amaçlı bu ziyareti gerçekleştirdikleri ziyaretin ironik yanı bu fikrin Ateist İvan'dan çıkmış olmasıdır. Dimitri ve babası kavga ederek büyük bir rezaletle manastırdan ayrılırlar. Buna rağmen hiç azalmayan ziyaretçi kalabalığı arasında kötürüm kızını iyileştiren Zosima'ya teşekküre gelen bir kadın da vardır. Ziyaretçiler Staretz'in mucizeleri karşısında kilometrelerce uzaktan ona danışmaya gelmektedir.
    Fyodor Pavloviç, Dmitri ve Gruşenka arasındaki aşk çıkmazını anlatılır. Gruşenka'yı elde etmeye çalışan Fyodor Pavloviç binlerce rubleyi bu yolda harcamaya hazırdır. Bu ahlaksızlığa yanaşmayan Dimitri ise bir gün eve girip babasını tehdit eder. Bu arada Katerina'ya bir evlilik sözü vermiştir.
    Çocuklara düşkün olan Alyoşa bir grup okul çağındaki çocuğun bir arkadaşlarını hırpaladıklarını görünce müdahale eder ve hırpalanan çocuktan (İlyuşa) bir ısırık da kendi parmağına alır. Bir süre sonra İlyuşa'nın babasının ağabeyi Dimitri tarafından dövüldüğünü ve yerlerde sürüklendiğini, İlyuşa'nın kendisine bu yüzden saldırdığını öğrenir. İlyuşya'nın babasından af dilemek için evine gidip para teklif ettiğinde reddedilip evi terk eder.
    Rusya'da iyice hareketlenen felsefi akımları konu alınır ve İvan'ın nihilizmle ilgili düşüncelerine yer verilir. İspanya'da devam eden büyük bir engizisyon hükümdarlığı olduğunu ve dünyaya hükmettiğini kurgulayan İvan Büyük Engizisyoncu olarak adlandırdığı 90 yaşındaki bir din adamının tüm Hristiyanlığa hükmettiğini ve tüm insanları istediği gibi yönlendirip onları işledikleri günahların vebalinden kurtardığını anlatır. Engizisyoncular bu yolla tüm insanların mutluluğunu sağladıklarını savunurlar. İşte bu hükümdarlığın varlığı sırasında Dünyaya dönen İsa çeşitli mucizelerle insanları kendisine inandırdıktan sonra engizisyoncu tarafından zindana attırıldıktan sonra Büyük Engizisyoncu'nun anlattıklarını hiçbir şey söylemeden dinler ve sessizce yanına gelerek şefkatle öpüverir. Hemen gitmesini ve hiç görünmemesini bu takdirde onu bağışlayacağını söyleyen engizisyoncuyu dinlemeyip ertesi gün idam edilmek üzere hücresinde oturmayı sürdürür. Hikayeyi dinledikten sonra Alyoşa İvan'ın edebi hırsızlık diye sönlenmesinin arasında İvan'ın yanağına bir öpücük kondurur.
    Ölüm döşeğindeki Staretz Zosima'nın kendi ağzından hayat hikâyesi ve öğütleri içerilmiştir. Asi bir gençlik yaşayan Staretz öyküsüne Ağabeyinin ölümü ile başlar. Evlerinin yakınında yaşayan tanrıtanımaz bir filozofla tanışan ağabeyi bir süre sonra önemli bir hastalığa yakalanır ve annesiyle arasında geçen kısa konuşmalar arasında onlara öğüt vermeyi ihmal etmez. Dünyadaki her şeye sevgi duymalarını öğütleyen ağabeyin ölümünden sonra Staretz subay olmak için askeri okula girer ve burada hastalık halini alan düello modasına katılmak üzereyken vazgeçip okulunu bırakarak bir manastıra girer. Bu arada başından geçen birkaç olay da inancını ve düşüncelerini olgunlaştırmaktadır. Evine itirafta bulunmaya gelen bir katile teslim olmasını öğütleyerek manastır eğitimini sürdürmüştür. Ölüm döşeğinde anlattığı bu hikâyeler arasında İvan'ın anlattığı hikâyedeki Ateist tezi çürütecek düşüncelerini de ortaya koyarken sevgi öğütleri ile ölür.
    Staretz'in ölümü ile gerçekleşecek bir mucize bekleyen halk manastırın önünde toplanır. Bu arada keşişler dualarını okumakta Staretz'i gömmeye hazırlanırken gerçekleşecek mucizeyi merakla beklerken hiç beklenmedik bir şekilde cenaze, normalinden çok daha önce ve müthiş bir yoğunlukla kokmaya başlar. Staretz'in mucizelerine körü körüne bağlı olan Alyoşa bu olayla sarsılır. İnsanların alaylarına dayanamaz ve cüppesini çıkarıp manastırı terk eder. Bir arkadaşının kendi hassasiyetini kullanıp yol göstericilik etmesi ile Gruşenka'nın evine yollanır. Burada inancını yitirme durumuna gelen Alyoşa tekrar bir değişim geçirerek inancına geri döner ve kendisini baştan çıkarma tasarısından vazgeçen Gruşenka'dan etkilenerek evden çıkar.
    Dimitri(Mitya) Katerina'nın kendisine uzun zaman önce verdiği bir miktar parayı kendisine ödeyemeden Gruşenka ile evlenemeyeceğini, her zaman Katerina'ya borçlu kalacağını ve Gruşenka'nın ise kendisi için üç bin ruble hazırlayan babasını seçeceğini düşündüğünden önce varlıklı komşularından borç ister. Bir yandan da Gruşenka'yı gözetim altında tutmaya çalışır; fakat Gruşenka'yı bulamadan çıktığı evden giderken bir de eline pirinçten bir havaneli geçirmiştir. Babasının evine doğru yola koyulur. Duvardan bahçeye atlar. Tam bu sırada romanın olay örgüsü kesintiye uğrar. Mitya bahçeden kaçmakla uğraşmaktadır. Kendisini yakalamaya gelen uşağın kafasına cebindeki havaneliyle vurur. Yaşayıp yaşamadığına bakarken her tarafı kan içinde kalmış halde bahçeden çıkıp kaçar. Gruşenka'yı ve birkaç eğlence düşkününü de yanına alarak nereden geldiği belli olmayan bir parayla arabasını şarap ve yemekle doldurarak eğlenecekleri hana doğru yola çıkar. Bu arada Gruşenka Mitya'yı gerçekten sevdiğini anlamıştır. Handa çılgınca eğlenirken polisler ve sorgu memurlarınca gözaltına alınırlar. Mitya sorguya alınır. Zira babasının öldürülmesi nedeniyle cinayetin tek sanığıdır.
    Fyodor Pavloviç'in öldüğü gece eve Mitya'dan başka kimse uğramamış. Bel ağrısından şikayet eden uşağa hazırladığı sakinleştirici kocakarı ilacını içiren ve kendisi de nasibini alan uşağın karısı ve uşak bütün gece uyumuşlar, nasıl olduysa sesleri duyup gelen uşak Mitya tarafından bayıltılmıştır. Smerdyakov ise geçirdiği sara krizi ile kendinden geçmiş halde yatağından kalkamamıştır. Başka görgü tanığının olmadığı cinayet davasında Dimitri tek sanık olarak cezaevine sevkedilir.
    Kolya, Alyoşa'nın son görüşünden beri hastalanmıştır. Bu arada Avrupa'daki fikir akımları(Nihilizm) hakkında fikir sahibi olan bir arkadaşı (Kolya) ile sıkça görüşmektedir. Alyoşa da ziyaretlerinden birinde Kolya ile karşılaşır ve fikirlerini dinleme fırsatı bulur.
    İvan Alyoşa ile görüşmesinden bu yana kendisini yıkıcı bir biçimde sorgularken deliliğe sürüklenir. Smerdyakov'la görüşmeye başlar. Onu son görüşünde Smerdyakov, Fyodor Pavloviç'in öldürüldüğü gece sara krizi geçiriyor gibi davranarak herkesi aldattığını ve cinayeti işledikten sonra gerçekten kriz geçirerek tüm ev sakinlerini kandırmayı başardığını itiraf eder ve çaldığı parayı çıkarıp suç ortağına ,İvan'a, verir. Suç ortağı saymasındaki gerekçe ise İvan'ın da babasının ölmesini istemesi ve babası tehdit altındayken evi terk etmesi nedeniyle Smerdyakov'un bunu ondan istediğini düşünmesidir. İvan'ın böyle bir şey tasarlamadığını anlayan Smerdyakov intihar eder. İvan evine gittiği zaman şeytanın kendisini rahatsız ettiğini gördüğü düşlere kapılır. Alyoşa'nın intiharı bildirmesinin ardından bilincini kaybeder.
    Katerina Dimitri'nin savunması için ülke çapında tanınan bir avukat olan Fetükoviç'i tutmuştur. Dostoyevski aynı zamanda babalık kavramını Fetükoviç'in ağzından sorgular. Fetükoviç savunması sırasında Fyodor Pavloviç'i şehvet düşkünü, sorumsuz ve ilgisiz bir baba olarak nitelendirir. Fetükoviç'in tüm avukatlık yeteneği, soğukkanlı ve etkileyici hareketleri ve deneyimi ile Dimitri'yi savunmasına rağmen, heyecanlı savcının yaptığı çocukça ve Dimitri'yi bayağı ithamların altında bırakan sözleri jüri üzerinde daha etkili olur. Katerina'nın histeri krizi sırasında açığa çıkardığı Dimitri'nin babasını öldüreceğini yazdığı mektup da kararın alınmasında kritik etkide bulunur. Dimitri hapse ve ardından sürgüne mahkûm edilir.
    Katerina mahkemede yaptıklarına rağmen İvan'ın bilincini yitirmeye başlamadan önce Dimitri'yi kaçırmak için yaptığı planları uygulamayı üstlenir. İvan'a aşık olmasına rağmen Dimitri'nin son çağrısına uyarak ziyarete gider ve anın etkisiyle yeni kişilere aşık olmalarına rağmen birbirlerine olan sevgilerinin gerçekliğini açıklarla. Konuşmanın ardından Gruşenka'nın gelmesiyle Katerina odadan çıkar ve sahne sona erer. İlyuşa geçirdiği hastalık sonucu ölmüştür. Alyoşa cenazeden sonra çocuklara bir konuşma yapıp, birbirlerinin hatalarından sorumlu olmayı ve hiç kopmamalarını öğütler. Arkadaşlarının anısının onları koruyacağını bildirir. Roman çocukların Yaşa, varol Karamazov tezahüratı ile sona erer.
  • Yürüyüşten insanın kişiliğini anlamanın mümkün olduğunu kabul etmez misiniz , Dimitri Fyodoroviç ?
  • Keder içindeyim! diye bağırdı.
    Dostoyevski
    Sayfa 513 - Iş kültür
  • 1025 syf.
    ·18 günde·10/10
    Tanrının varlığı, babalık ve baba katilliğinin işlendiği kitapta Dostoyevski'nin felsefesi olan sevgi, dostluk ve bağlılığın önemi çıkıyor ortaya.. Fyodor Pavloviç Karamazov sorumsuz ve şehvet düşkünü bir babadır. Yaptığı ilk evlilikten, tıpkı babası gibi şehvet düşkünü Dimitri Pavloviç, ikinci evliliğinden iyi eğitim almış nihilist ve aileden kopuk yaşayan ikinci oğul İvan Fyodoroviç ve iyi yürekli hayırlı evlat Aleksey Fyodoroviç dünyaya gelmiştir. Fyodor Pavloviç'in meczup Lizaveta Smerdyaşçaya ile ilişkisinden doğduğu düşünülen, saralı gayrımeşru çocuk Pavel Smerdyakov vardır bir de.. Baba cinayetini hangi oğul veya oğullar işlemiş bunu ne sebeple yapmışlardır, suçlu bulunabilecek mi, Tanrı var mıdır, sorularına cevap veren insana sonsuz inandığı şeyleri bile sorgulatabilen kitabı herkesin okuması gerektiğine inanıyorum.. İvan ve Alyoşa'nın Tanrı'nın varlığını tartıştığı ve Avukat Fetyukoviç'in Mitya'yı savunduğu kısımlar, İlyuşeçka'nın gururlu duruşu, Kolya'nın yetişkin bir adammışçasına bilge tavırları-ki yanlış hatırlamıyorsam 13-14 yaşlarındadır- beni benden aldı kesinlikle okunması gereken üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir kitap!.
  • 1063 syf.
    ·9 günde·Beğendi·10/10
    Karamazov Kardeşler eserine inceleme yazmadan önce küçük gibi görünen ancak büyük bir sorunu açıklığa kavusturarak başlamak istiyorum. Eseri okuduktan sonra " Baba Katli " sorunu çerçevesinde ele alacağım konuyu benden önce Freud'un kaleme aldığını birkaç saat önce öğrenmiş oldum. Ne var ki yine de birkaç ekleme yaparak ilerlemek ve buna müteakip sorunu daha felsefik bir tarzda ele almanın daha olağan- üstü olmasa da - biçimde kurcalamanın ikinci bir yol olduğunu düşünmekteyim. Planımın geniş kapsamını böylelikle daha dar bir alanda işlemem daha makul olacaktır.


         Freud'un Odiepus Kompleksi'ni hatta Narsismus ve Elektra Komlekslerini ele alıp psikanalitik yönelimi Antık Çağa kadar götürmesi ve ondan önce Spinoza'nın Ana Katli üzerine etik bir varyasyonda tartıştığını bilmek önemli olabilir. Freud'un böylesi bir kompleks tarzı Dostoyevsky için " Sara Nöbeti " ve babası ile olan ilişkisinde nevrotik bir eşcinsel yönelime sahip olduğunu ve Dostoyevksy'nin Baba Katli sorunsalını kendi yaşamsal deneyiminde gerçekleştirmek istemesini ve buna müteakip " iğdiş edilme korkusunun onu çiftcinsiyet yönelimine yonlendirdiginden onu kadınsı kıldığından dolayı cinayeti işlemenin onun için büyük bir vicdan azabı olması durumunu kumar oynayarak - odunleyerek - gerçekleştirmesini, ayrıca Dostoyevsky'nin cinayeti Sverdyakov'a islettirmesini - Dimitri'nin vicdan azabını ve Ivan'in: " Tanrı yoksa her şey mübahtır " söylemini kendi yaşamsal deneyiminden kaynaklı olmasını dile getirir. Halbuki Terry Eaglaton Tanrı'nın Ölümü eserinde Lacan'dan alıntı yapıp şöyle demektedir: " Tanrı gerçekten de miadını doldurduysa, bu hiç de mutlak iyi bir haber değildir. O öldüyse, Dostoyevski’ye yanıt olarak Lacan’ın iddia ettiği gibi, hiçbir şeye izin yoktur; çünkü, bir kere, izin verecek kimse yoktur. Davranışlarımıza dair imzalı ve onaylı bir ruhsata sahip olmak suçu hafifletici bir sebep iken, artık sorumluluğu sırtlanacak kendimizden başka kimsemiz kalmaz. O halde, Tanrı’nın vefatı ertesinde kaygı ve mauvaise foi (kötü inanç) insanlığı sımsıkı kavrarken, ahlaki huzursuzluğumuzun yoğunlaşacağını bekleyebiliriz."

     Dostoyevsky'nin Karamazov Kardeşler eserinde de benzer bir sorunsal ahlaki bir yönelime indirgenir. Halbuki Tanrı yoksa - ki Ivan sorunsalında ve Sverdyakov'un Ivan'dan almış olduğu miras - Babayı öldürmek için aldığı ahlaki miras - bir tür sorumluluğu yükümlemeye götürmektedir onları. Böylece vicdan azabı problemi Ivan'ı yiyip bitirir. Çünkü Baba Katlini soyutlama biçiminde mesaj yoluyla başkasına yani kardeşine iletip cinayeti dolaylı yoldan işler. Dostoyevsky de baba katlini gerçekleştirememiş bir yazar olarak, olgunluk döneminde bu eseriyle babasını başkasına öldürtür.

     Freud , Baba Katlinin ta ilk insanlık dönemine kadar uzandığını Totem ve Tabu eserinde ifade eder. Özellikle Avusturalya ve Malezya Kabilelerini ele alırken isler bu konuyu. Platon da babası saydığı Parmanides'e Sofist diyalogunda aynı şeyi yapar. Gerçeklik babayı aşmış ise babayı öldürmek en doğru yoldur. Belki de Platon'un psikoanalizmini Freud yapmış olsa , Platon'un baba katlinin hakikat adı altında bir tür " öç duygusu " ile yaptığını belirtirdi. Yine de Platon'un gerekçesi hakikatin böyle olması gerektiği üzerinde durur. Dostoyevsky de olgunluk eserinde Tabiat Tabiat , gerçekligin her şeyin üstesinden geldiğini belirtir.

      Aile toplum ve Rusya'nın sarih yaşamsal gerçekliğini bir aile çerçevesinde ele alırken böylesi felsefi - psikoanalitik sorunsal çevresinde konusunu isler. Mumun iki ucunu yakmak deyimini özellikle psikoloji için ve kendi yaşamsal gerçekliği açısından ele alır ve bir tür meşum yazgıya dönüştürür.

    Dostoyevksy eserinde Ivan'in mahkeme salonunda konustururken halka donup : " Biliyorum hepiniz Dimitri'nin babasını öldürmesini istiyordunuz " der. Aslında toplumda böylesi büyük bir şokun cereyan etmesi toplumun ilkel baba katli arzusunu açığa vurmak açısından pek önemli bir noktadır. Tanrı imgesinin öneminin baba imgesi ile özdeş kılınması ilksel kabileler de de görülür. Hatta mahkeme de savcı şöyle verirken , Baba Katili diye bağırır ve Mitya Rakitin için, Tanrıya da inanmaz, der. Çünkü babayı öldüren o olmasa da - hatta istese de bunu - Baba katlini gerceklestiren Sverdyakov da tanrı tanımazdir. Böylesi bir özdeşlik mantığını kurmanın aşırı bir indirgeme olduğunu söyleyecek olanlar çıksa da, ilksel kabilelerden günümüze kadar, Baba figürünün Tanrı figürü; Orta-çağ da ise Kral - Baba katlinin suçunun korkunç işkence olması da dediklerimi doğrular niteliktedir. Michel Foucault da Hapishanenin Doğuşu eserinde Kral ve Baba katlinin ne gibi korkunç azalara yol açtığını ve ne tür korkunç işkencelere failin maruz kaldığını açık saçık biçimde berrak kılar.

       Freud , Hamlet eserini ele alırken de Hamlet'in Babasının Katilini - amcasını- oldurememesini de aslında içte yatan anne figürüne kavuşmak olduğunu belirtir. Hatta Zweig'in Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat eserinde de, oğlunun annesini fahişe olarak nitelemesini, onu çabuk elde edilen olarak ödünledigini ifade eder. Böylece, Babanın ruhu bir tür öç duygusuyla kendisini gösterir. Hamlet eserinde, ölen babası, ben senin babanın ruhuyum diye bağırır. Alınmayan öç psişik oğula devredilmiştir.

    Dostoyevsky'nin Karamazov Kardeşler eserinde Baba Katli'nin önemi bir yana, Tanrı- Insan sorunsalı da ahlaki ve nihilist bir karakter de kendisini açığa vurur. Özellikle Alyoşa karakterinin mistisizmden ahlaki olan yasam biçiminin dönüşümü ve kardeşi Ivan'ın Şeytan ile olan konuşmaları Tanrı- Şeytan ( ya da insan ) karşıtlığını saydam biçimde sunar. Şeytan karakteri, tarihsel bir varlığın- Ivan'ın iç sesinin - tezahür edilmesidır. Ivan bu iç ses ile varlık ve yokluk ilişkisini serimleme açısından temel bir önem kazanmış olur. Varolusçu modülün kendisini serimlemesi Ivan ile gerçekleşir.

    Alyoşa karakterinin seçimi konusunda Dostoyevsky basta açıklama yapsa da, bir-çok okur Aleksey'in neden merkezi önemde olduğunu anlayamamıştır. Benim çıkarsadigim sonuç ise, Alyoşa'nın, " çürümüş aile - toplum düzenine " karşılık en berrak vicdan sahibi olması ve muhakeme yeteneğinin kıtlığı bir yana, vicdanının sesini duyaranilmesindendir. Ayrıca Alyoşa'nın tanrının varlığı- yokluğu tartışmasında çocukların böylesi bayağı düzene katlanmak zorunda kalmasını, yaratılan dünyanın kabul edilemezligini , iç muhakeme ve iç vicdan - okurun iç vicdani - olduğunu göstermesi açısından iyi bir seçimdir. Ailenin geri kalanı sarih bir yasam sürerken, Alyoşa bu yaşamın dış merceğinden iç mercekle yaşar. Hem dışında hem içindedir olayların. Alyoşa'nin önemi de bunlardan kaynaklıdır.

    Pyotr Fyodoroviç karakteri ise, Baba figürünün çürümüşlüğünü, toplumsal izah ile Fütokovic ( Mitya'nin Avukatı) verir. Baba, sefih yaşamın mirasını aynı biçimde çocuklarına bırakmıştır. Hatta tek bıraktığı miras, köhneleşmiş bu mirastır.

       Incelememin burasında duruyor ve planımın gerceklesmemesini özür dileyerek bitirmek istiyorum.