• hayatımda okuduğum en iyi roman diyebilirim.insan psikolojisini bu kadar iyi yansıtan,edebi dili bu kadar doyurucu olan başka bir roman okuduğumu hatırlamıyorum.romanda mutlaka kendinizden bir parça bulursunuz,dinine bağlı,iyi kalpli,geleneksel bizim değimimizle şakirt alyosa,gururlu,babasından nefret eden dimitri,inançları olmayan,çelişkili ivan,asil,gururlu ve güzel katerina.romanın birinci cildi ikinci cildine oranla daha sıkıcı.zoisima'nın olduğu bölümlerde bayılacak gibi olmuştum ama romanın dilinin ağır olmasına ve karakterlerin birden fazla ismine rağmen akıcıydı
  • Evreni veya dünyayı anlatan dört kitap varsa ikisi 19 yy. silahsız peygamberi Dostoyevski'ye aittir!

    Balta, Suç ve Ceza ( Tanrı'nın en iyi şiirine başlık)

    Neyse konumuza dönelim.
    Yıllardır içinde bulunduğum hayalperestliğin gerçek sahibi Dostoyevski'nin ölmeden kısa bir süre önce iki yılını verdiği Karamazov Kardeşlere dönelim.

    Dünya edebiyatı'nın en iyi eserlerinden biri olan kitap, psikolojik ve felsefik anlamda tüm insanlığa etkisini göstermiştir.
    Dostoyevski kendini dört karakterle tanımlamış ve bu dört karakteri tüm insanlığın tasviri haline getirmiştir.

    Dimitri, kumarbaz düşünmeden hareket eden biri. Aleksey Karamazov, Alyoşa vicdan ve merhamet üzerinde duruyor. Ve Ivan, Sorgulamayı bilen düşünür, Rusya'nın 19 yy. Nihilizminin temsilcisi yani Dostoyevski'nin içinde en çok bulunduğu hali. Tabii bir de Smerdyakov var! Düzenbaz aşağılık sara hastası Piç! Roman'ın kilit ismi.


    Kurgusu ve anlatımı insanlığa verilmiş en güzel kitap olan Karamazov Kardeşler hayatınızı değiştirebilir.
  • Bazen tam anlamıyla gerçekdışı olan bir şey gerçeğin ta kendisini dile getirir. Dimitri Karamazov (Karamazov Kardeşler) daha o zaman şöyle demişti: "Gerçekçilik ne kötü bir şaka!"
  • Dostoyevski'nin "Başyapıtım" diye nitelendirdiği Karamazov Kardeşleri bu akşam itibariyle bitirmiş bulunmaktayım. Bitirdiğim için hüzünlü olduğum doğrudur. Kitabın sonlarına doğru hiç bitmesin istemiştim. Buradan tekrar büyük yazar Dostoyevski'yi kutluyor ve bu eserinde de ustalığını konuşturduğunu görüyorum. Her eserinde olduğu gibi psikolojik değerlendirmeleri, anlam dolu sözleri ve düşündüren duygu ve düşünceleri tekrar yüreklerimize ve akıllarımıza kazınacak büyük bir eser olmuş. Eserin konusuna gelecek olursak birbirlerinden farklı bir baba ve üç oğlunu (Dimitri, İvan ve Alyoşa) anlatırken yardımcı karakterler ve olaylarla bu romanı şekillendirmiş aslında. Ana karakterlere giriş yapmadan önce kitabın başlarında tanıştığımız ve anlam dolu sözlerinden düşüncelerinden, hayat hikayesinden oldukça etkilendiğim Baş Rahip Stretz Zosima ile tanışmanızı isterim. Hayat hikayesini anlatırken söylemiş olduğu bu söz beni anlamlandıramadığım bir şekilde beni etkiledi : "Yürüyorum; ama çirkefe, kepazeliğe mi yoksa aydınlığa, sevince mi gittiğimi bilmiyorum. Bütün felaket de bunda." sözü aslında ne yaptığını ve ne yapmak istediğini bilmeyen, umutsuz ve çaresiz bir insanı çağrıştırıyor bende. Strezt Zosima'dan sonra ağabeyi Markel'in ölümün kıyısındayken yaşama olan istediği fakat hüznü, pişmanlıkları ve kardeşine söylemiş olduğu "Hadi git oyna, benim için de yaşa!" sözleri beni kalbimden vurdu. Gözyaşlarım kendiliğinden akıverdi. O kadar anlam yüklüydü ki...
    Feodor Pavloviç ve oğullarına gelecek olursak aslında romanı bitirdikten sonra birkaç inceleme okudum ve şu cümleye rastgeldim : "Alyoşa inancın, İvan İnançsızlığın, Dimitri dünyevi arzunun simgesidir." Aslında karakterlerimizi ufak fakat doğru kelimelerle özetlemiş. Ben Dimitri"nin kendini bilmesi yani kendisini doğrularıyla yanlışlarıyla kabullenmesini ve alçak olduğunu fakat hırsız olmadığı konusundaki keskin görüşünü beğendim. İvan'ın ise kendinde oluşturmuş felsefeyi, ve bu düşüncelerini güzel bir şekilde ifade etmesini, Alyoşa'nın ise o iyi kalbini sevdim. Kitapta etkilendiğimi bir diğer kısım da İvan'ın kendi benliğiyle karşılıklı konuşmasını onun tabiriyle şeytanla konuşması oldukça etkileyici bir sahneydi. Kendi benliğinin onun düşündüklerini, görmezden geldiklerini bütün çıplaklığıyla yüzüne çarpması bence psikolojide zirveydi. Bu arada savunma avukatı Fetükoviç'i tebrik etmek isterim. Oldukça iyi bir savunma hazırlamış. Vee Smerdyakov... O aslında bu romanın kilit noktası ve ne yaptığını anlamlandıramadığım nadir kişilerden. İnanın bu yazdıklarım düşündüklerimin yarısı bile değil. Bu romanı okumalı, düşünmeli ve okutturmalısınız. Umarım okurken sıkılmamışsınızdır. Elimden geldiği kadarıyla anlatmaya çalıştım. Tekrar söylüyorum herkesin okuması ve kitaplığında bulundurması gereken muhteşem bir eser. Keyifli okumalar dilerim.
  • Karamazov Kardeşler'in en sevdiğim yanı 4 kardeşin de aslında Dostoyevski'nin kendisi olmasıdır. Her kardeş Dostoyevski'nin hayatının bir bölümünü temsil eder. Alyoşa dindar, İvan ateist, Dimitri ise kumarbaz ve eğlence düşkünü Dostoyevski'yi temsil eder. Smerdyakov ise sara hastalığı ve psikolojik sorunlarıyla hastalıklı Dostoyevski'yi temsil etmektedir. Tolstoy'un evden kaçarken yanına tek bir kitap almıştır o da Karamazov Kardeşlerdir. Karamazov Kardeşler için en sevdiğim kitabım demiştir. Orhan Pamuk Karamazov Kardeşler için "Bin yılı kitabı" demiştir. Freud bazı teorilerini bu kitaba dayandırmıştır. Freud'un teorisine göre her erkek çocuğunun ilk aşkı annesidir. Bu yüzden erkek çocuklar babalarını çok sevmezler. Bu yüzdendir ki Fyodor Karamazov yani 4 kardeşin babası kendi çocuğu tarafından öldürülecektir. Freud'a göre Dostoyevski her erkeğin içinde olan baba düşmanlığını bu romanında yansıtmıştır. Freud ayrıca dünyanın en büyük kurgusu sayılabilecek üç eserin ortak noktasının babanın erkek çocuğu tarafından öldürülmesi olduğunu söylemiştir. Kitabın ana karakteri sayılabilecek Alyoşa Dostoyevski'nin üç yaşında ölen çocuğunun ismidir. Dostoyevski Alyoşa karakteri için hiçbir yazarın yapmadığını yaparak okurlar tarafından Alyoşa'ya haksızlık yapılmaması için ricada bulunmuştur. Alyoşa karakteri her ne kadar oğlunun ismi olsa da kendi çocuğunu yansıttığı karakter İlyuşa'dır. Kitabın son sahnesinde İlyuşa'nın ölümü öyle bir yansıtılmıştır ki çoğu okurun aklına şu gelmiştir. Bir insan bu acıyı tatmadan bu sahneyi böyle anlatamazdı. İlyuşa"nın babasına bıraktığı vasiyetini her okuduğumda gözlerim dolar hala "Babacığım, mezarımı toprakla örttükten sonra üzerine ekmek kabuğu ufala, serçeler gelir, seslerini duyar, yalnız olmadığıma sevinirim...". Dostoyevski Karamazov Kardeşler'i bitirdikten 4 ay sonra ölmüştür. Karamazov Kardeşler onun bize bıraktığı son kitap olmuştur. Karamazov Kardeşler her ne kadar bitmiş bir kitapta olsa Dostoyevski'nin Tanrı katına ulaştığı bu hikayeyi devam ettirmek istemekteydi. Fakat ömrü buna yetmedi.
  • Öncelikle naçizane söylemek
    isterim ki; Karamazov Kardeşler kesinlikle bir başyapıt. Bana göre Dostoyevsky’nin opus magnumu. Zaten Dotoyevsky’i yakın bir arkadaşımmış gibi benimseyip, sevmişimdir. Karamazovilere gelirsek: Dimitri(Mitya) en büyük oğul tutarsız ve başına buyruk, ahmakça hareketleri olan sorumsuz bir adam. Ivan ortanca ve entelektüel, soğuk, insanları küçümseyen bir yapıya sahip. Alyoşa(Aleksey) dindar, rahip olmak için manastıra kapanan, temiz yürekli herkesin üzerinde olumlu izlenim bırakan, Fyodor Pavloviç’in en küçük oğlu. Aleksey Dostoyevski’nin 3 yaşında ölen oğlunun ismiymiş. Romandaki psikolojik tahliller, Ivan’ın Büyük Engizisyoncu hikayesi, Ivan’ın şizofreni nöbeti geçirdiği yerler, mahkeme sahnesi, Staretz Zosima’nın söylevi oldukça etkileyiciydi.
    Kitabın sayfa sayısına bakıp gözünüz korkmasın çünkü su gibi akıyor olaylar ve siz heyecandan yemek yerken bile elinizden bırakamıyorsunuz.
    Dostoyevsky satır aralarında ve alenen Gogol, Puşkin, Tolstoy, Schiller, Shakespeare’e selam çakmış.
    Ayrıca Karamazov Kardeşler Tolstoy’un evini terk ederken yanına aldığı tek kitap imiş :)
  • Dostoyevski’nin birçok kitabını okuyan biri olarak acizane bir yorum yapmak niyetindeyim. Öncelikle hiçbir kitabı Karamazov Kardeşleri kadar elimde sürünmedi :’) Bir defa başlayıp yarıda bıraktıktan sonra bu yıl tekrar başladım ve bitirmem uzun sürdü. Benim tabirime göre Dostoyevski mutsuz sonların yazarı… Bunu birçok kitabında gördüğüm gibi Dimitri’nin mahkeme kararı verilirken de içimden ‘hadi bu defa olsun’ dememe rağmen suçlu bulunmasıyla bir kez daha görmüş oldum. (Kitaba dair özet babında hiçbir şey okumamıştım. Öyle olsa okuma hevesim kaçardı ve okumazdım) Bu kitapta da sevgili Dostoyevski’nin detaylı kişilik analizlerini, eşsiz betimlemelerini görüp hayran kalmamak elde değil. Hele de onlarca karakteri bu kadar detaylı oluşturması onun fikir denizinin ne denli büyük ve derin olduğuna şahit oluyoruz.
    Benim kitaba dair kişisel yorumum; karakterlere tek, tek değinmeyeceğim ama hemen hepsinde kendime dair iyi-kötü, doğru-yanlış, ahlaksız-erdemli ve bunun gibi birçok ruh halini kendimde bulmamdı. Yeri geldiğinde Alyoşa, Fyodor Pavloviç, İvan, Dimitri, Katerina İvanovna, Gruşenka, Kolya yada İlyuşa olabiliyor, onlardan bir parçayı kendimizde bulabiliyoruz.