• Hakikat ve gerçeği tahlil ve tasvire çalışan hiçbir söz veya yazı, onun yerini tutamaz.
  • 184 syf.
    ·2 günde·Beğendi·10/10
    Müslüman – Türk bir baba ve Hristiyan – Ermeni bir annenin ikinci çocuğu olarak Lübnan’da doğan anlatıcımızın ismi İsyan. Babası ona özellikle bu ismi vermiş. Çocukluğundan beri onun hep bir devrimci olmasını hayal etmiştir. Gel gör ki asla devrimci olmayı istemeyen, doktor olmak hayaliyle yanıp tutuşan İsyan hep babasının bu baskısının ağırlığını omuzlarında duymaktan çok rahatsızdır. Ama hayatın bize ne oyunlar oynayacağını bilemeyiz. Kaderin cilvesi mi, hayatın oyunu mu İsyan doktor olmak için geldiği Fransa’da bir gün İkinci Dünya Savaşı başlıyor ve o kendini devrimin ortasında buluyor, Direniş hareketinin bir üyesine dönüşüyor. Hayatın ona kurduğu oyunlar bununla da bitmez ne yazık ki… Savaş bittikten sonra Yahudi bir kızla evlenen İsyan’ın hayallerini bu sefer de kanın, savaşın hüküm sürdüğü Ortadoğu’daki Arap – Yahudi savaşı alt üst eder. 1947 yılı Filistin’in, Araplar ile Yahudiler arasında paylaşılması hadisesinin gündemde olduğu bir dönem. Yine savaş, yine masum kurbanlar, yine savaşın savurduğu hayatlar…

    Amin Maalouf’un satırlarındaki savaşın vahşeti, insanlara yaşattıkları acılar içimize işliyor. Yitirilmiş bir aşkın, acılarla geçmiş bir hayatın öyküsü ile yanı sıra yazar Ortadoğu’daki olayları da anlatarak, bitmeyen savaşlara, dinmeyen kanlara neden olan dil, din ve ırk gibi farklılıkları sorgulamamızı sağlıyor.

    Kendimize “İnsanları din ve ırk ayırımı yapmadan sevemez miyiz?”, “Farklı dinden olan, farklı bir dil konuşan, farklı bir kültüre sahip olan insanlarla barış içinde yaşamamız mümkün değil mi?” gibi soruları sormamıza neden oluyor.

    Yazar romanda bir çok tarihi konulara değinmiş, savaşı, onun paramparça ettiği yaşamları yazmış olsa bile tüm bunları İsyan`ın aşkını, acılarını, hayallerini, mutluluğunu, kederini sözcüklere dönüştürerek onun hayat hikayesinin gölgesinde anlatmıştır . Bu kitabı okuyarak hem Maalouf’un akıcı dili ve samimi anlatımıyla büyülenmiş, hem de tarihe hüzünlü bir yolculuk yapmış olacaksınız. Mutlaka okuyun, okutun derim.