• 224 syf.
    ·12 günde
    "Kutsal cehalet ve uyuşmuş zihinler olmaksızın, Abistan'ın doğuşundan önce, yaratılmamış ve bilinmeyen bir Yölah evreni olduğuna bu zavallı insanları başka türlü nasıl inandırabilirlerdi." (Boualem Sansal, 2084, sayfa 204)

    1984 distopyasını okuyanların keyif alacağı bir bilim kurgu 2084. Geçmişin sıfırlandığı, uygarlığa dair bütün her şeyin yok edildiği çölümsü bir dünyada geçiyor hikaye.

    Bu distopyanın diğerlerinden farkı biraz daha güncel olması. Hitler faşizmine, sovyet totalitarizmine dönük bir dünya yerine tamamen dinle, din adamlarıyla bu rejime çalışan adına gönüllü sofular denen ve tüm bunların üzerine kurulu bir Aygıtla yürütülen dinsel bir dünya ile karşı karşıyayız.

    Tıpkı 1984 anlatısında olduğu gibi burada da yoğun bir beyin yıkama, kamplaştırma, marjinalleştirme, düşman ve hain üretme fantazmagorileri hakim. Kutsal metinlerin eskiden yazılı olduğu şiirsel dilin tamamen değiştirilip yerine Abice denilen sloganlara dayalı Abice denilen bir dilin tek dil haline getirildiği aslında insanların düşünme yetilerinin köreltildiği bir ortam.

    Anlatının bütün serüveni bu dünyayı sorgulayan, bir şeylerin yanlış gittiğinin farkına varan, içten içe özgürlüğü tercih eden Ati'nin etrafında gelişiyor. Ati'yle birlikte dini, dinsel bağlılığı, inancı, inanç ve şiddet ilişkisini, dinin insanları uyutma potansiyelini sorguluyorsunuz.

    Bir din distopyası olan eser, din odaklı baskıcı rejimlerin sınırlarını baştan çiziyor. Kitap, umudun varlığını bir kez daha sorgulatmayı hedefliyor. Sorgulayanlara, başka bir dünya, başka bir yaşam mümkün diyenlere ne mutlu.

    "İnsanların düş kurması engellenmemeliydi, asıl en tehlikeli olanlar, tam aksine, düş kurmayanlardı, onların ruhu donmuştu." (2084, sayfa 209)