• Kitap, Soğuk Savaşı ile iki kutba ayrılan dünyada Abd'nin Sovyetleri bitirme planı olarak kurguladigi dine dayalı siyaset politikasını anlatarak başlıyor. Abd, Sovyetleri din üzerinden vurmak için bu yönde propagandalarla İslam dünyasıni yanına çekiyor. Sadece İslam dünyasıyla sinirli olmayan planin Avrupa ayağı da var. 1945'te Sovyetlerin kendisinden toprak istemesi üzerine Abd'nin yanında olmayı tercih eden Türkiye Cumhuriyetinin devlet aklı, adım adım Abd'nin kucağına düşüyor. Abd egitimimize el atarak başlıyor işe. Ekonomik yardımlar ile kendisine bağladığı Turkiye'yi tekrardan Osmanlicilik, İslamcilik cercevesine sokarak İslam dünyasına lider olması yönünde teşvik ediyor. Bunun için siyasal-islamcilari kullanan Abd, Atatürk ilke ve inkılapları özellikle de laiklik ilkesini siyasal ıslamcılar ve onların alternatif tarihcileri aracılığıyla dinsizlik ve zulüm olarak gösteriyorlar, anlatiyorlar. Yazara göre bu gidişatı 27 Mayıs 1960 askeri darbesi ve 27 Şubat darbesi sekteye uğratiyor. Ancak olanca hızıyla proje devam ediyor.

    Kitapta özellikle Abd'li yetkililerin 'halifelige' bakışını anlatan demecleri özellikle Clinton'un hilafet aşkı! çok dikkat çekici. Hilafet hilafet diye yanıp tutusanlarin bunları görmesi ve anlaması en büyük dileğim.

    Yazarın son bölümlerde ülkemizin aydınlarına serzenisi ve uyarıları da oldukça önemli. Dini anlattığını söyleyen tarikat, cemaat onderlerinin tezlerinin dinle ne kadar uyumsuz oldukları üzerine hiçbir bilgi sahibi olmayan sadece kucumseyen aydinlarimizin da siyasal İslamcıların ekmeğine yağ sürdüğünü çok iyi anlatmis yazar.

    Son kısımdaki Mit'in, GenelKurmayin irtica ile ilgili belgeleri, raporları dikkat edilmesi gereken noktalar arasında.

    Son olarak kitabı tavsiye ederek okumama vesile olan arkadaşlara teşekkür ederim.

    Keyifli okumalar
  • (Altta naklettiğimiz hadisede Necip Fazıl Kısakürek'in; "kemalistlerin Allah'a itaat etmediklerini" adeta itiraf ettirdiği görülüyor)

    1938'de 3, 1939'da 1, 1944'te 2 ve 1945'de 3 olmak üzere dini propaganda (!) yapan 9 yayın ile 1938'de inkılap aleyhtarı 1 yayına yasak getirilmiştir. Bu bağlamda İstanbul'da basılan ve İsmail Nazım Ergenel tarafından yazılan En'ami Şerif adlı broşür toplattırılmıştır. [1]

    Yine aynı konuda İstanbul'da Mustafa Kocabaş tarafından yazılmış olan Din Klavuzu isimli eser, [2] İman ve Amel isimli kitap, [3] Ayet, Hadis ve ahlaki öğütleri içeren Arapça levhalar, [4] Dua Mecmuası adlı broşür, [5] Çocuklarımıza Din Okuma Kitabı adlı eser [6] ve Tam ve İlaveli Mevlüdü Nebi adlı kitabın satışı yasaklanmıştır. [7]

    Ahmet Hamdi Akseki tarafından 1943 yılında "Peygamberimiz Hz. Muhammed" (sallallahu aleyhi vesellem) adlı bir kitap, Sebilürreşad yayını olarak bastırılıp piyasaya çıkarıldıktan sonra Dahiliye Vekaleti (İçişleri Bakanlığı) tarafından sakıncalı (!) bulunarak toplattırılmıştır. Bunun üzerine kitabın yazarı, toplattırılma sebebini öğrenmek üzere müracatta bulunmuştur. Matbuat Umum Müdürü (Basın Genel Müdürü) CHP'li Vedat Nedim Tör imzasıyla gönderilen cevapta "Bizler her ne surette olursa olsun, gençlik için dini bir zihniyet fideliği vücuda getirilmesine taraftar değiliz" denilmektedir. [8]

    Aynı şekilde Necip Fazıl Kısakürek tarafından yayınlanan Büyük Doğu Dergisi, Mayıs 1944 tarihli sayısında "Allah'a itaat etmeyene itaat edilmez" hadisini kapak yapınca, hükümet, halkın yöneticiler aleyhine kışkırtıldığı gerekçesiyle dergiyi kapatmıştır.

    KAYNAKLAR:
    [1] Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi (BCA.), 030.18.01.85.77.15.
    [2] Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi (BCA.), 030.18.01.85.97.17.
    [3] Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi (BCA.), 030.18.01.86.14.16.
    [4] Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi (BCA.), 030.18.01.105.28.20.
    [5] Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi (BCA.), 030.18.01.107.80.3.
    [6] Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi (BCA.), 030.18.01.107.103.13.
    [7] Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi (BCA.), 030.18.01.108.43.9.
    [8] Sebilürreşad, cild XIII, Sayı: 284, 1959, sayfa 144; Ali Fuat Başgil, Din ve Laiklik, Yağmur Yayınları, 6. Baskı, İstanbul, 1996, sayfa 16,17.
  • ..laiklik, Cumhuriyet'in genç burjuvazisine, kendi programıyla sınırlı olarak gerekliydi. Osmanlı'nın otoritesini yıkıp kendi iktidarını yerleştirdikten ve sanayileşme için gerekli insan malzemesini yarattıktan sonra, laikliğin sınırına varıldı. Artık burjuvazi, kendi kurduğu düzenin üzerine oturmuş ve emekçi halkı bastırmak sorunuyla yüz yüze gelmişti. Bu kadar laiklik yeterdi. Daha fazlası, emekçi halkın uyanış ve ayağa kalkış sürecine güç verirdi. Böylece burjuvazi, bir zamanlar hesaplaştığı Ortaçağ güçleriyle uzlaştı ve büyümek için emperyalizmle işbirliğine yöneldi.
  • Gezdiğim ve gördüğüm her yerde millet, cehalet ve bağnazlığa savaş açmış haldedir. Uygarlık ve yenilik yolunda bir an kaybetmeye onayı yoktur. Paslı beyinlerin bilinçsiz dil uzatmaları, birden, milletin ortak ve müthiş feveranıyla bunalmaktadır. Bunu gözlerimle gördüm.
  • Gazi Mustafa Kemal Paşa- Hükümet dinsizdir demek, halk topluluğuna hükümete hücum edin demektir.
    Müştak Bey- Dinsiz demiş Hüseyin Cahit Bey mektubunda bun da çizmiş...
    Gazi Mustafa Kemal Paşa- Maddî demeli, cismani demeli ve bu kelimeler varken dinsiz dememeli.
  • Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla ilgisi olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler çağdaş olmayı kâfir olmak sanıyorlar. Asıl küfür onların bu sanısıdır. Bu yanlış yorumu yapanların amacı, İslâmların kâfirlere esir olmasını istemek değil de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın; hoca olmak sarıkla değil, beyinledir.