Yaşayan insan, Tanrı'nın ona verdiği güçle erdemi aramazsa, adaleti yerine getirmek için çabalamazsa, yaşam boşuna değil midir? Bir iblisin elini kolunu sallayarak dolaşması mutluluk duyulacak bir şey midir? Acizler bu güzel yerkürede sonsuza dek savunmasız mı yaşamak zorundadır? Bu düşüncelerle , içimde dürüst ve erkekçe bir şey kabarmaya başladı, gizlilik bir beyefendiye yakışmadığından, odanın ortasına yürüdüm ve orada toplanmış misafirlere, yüksek sesle ve içtenlikle, şu mert beyanda bulundum:..
Kafanızın karışıklığından korkmayın. Her daim kafası karışık olmaya çalışın. Her şey mümkündür. Sonsuza dek açık olun, o kadar açık olun ki, canınızı yaksın ve sonra bir daha açılın, ta ki öldüğünüz güne kadar, durmaksızın, amin.