bal bocegi

sülünleri tavşanları kurtları geyikleriyle karanlık sıradağlar gibi ormanların ardında dahav sis içindeydi birdenbire bir koku fırınlanmış insan eti kokusu birdenbire bir yanık çığlık yanığı birdenbire seni andırp yahudi soluyan bir kara dağdı dahav’la aramızda dahav’la aramızda/yâni seninle senin etin senin acın ve senin çığlığınla aramızda bu karanlık ormanlar dahav'm öbür yüzü filistin
bana hep tuhaf gelir nedense tuhaf da değil hattâ bana hep komik gelir demokrasi oynaması bir diktatörün ve sırtlanın/ağzında zeytindalı tutması
bana bir de tuhaf gelen neron’ların hitler’lerin sandıklardan çıkması seçenlerin seçilenden korkması rüşvetin papaz gibi girip çıkması suçun ülke yönetmesi örneğin
Sayfa 42·Kitabı okudu
Alıntı
işten çıktım elim yüzüm üstümbaşım gazete karanlıkta akan bir su gibi vurdum kendimi caddelere hava leylâk ve tomurcuk kokusu havada köryoluna havada suçsuz günahsız gitme korkusu ah desem oh desem eriyecek demirleri bu korkuluğun tutuşacak soluğum asmak neyi kurtarır öldürmek neyi yaşatmaktır önemlisi güzel yaşatmak abeceden geçirmek kıracın çekirgesini ekmeksiz yuvasız hekimsiz bırakmamak
pis bir ota değmiş gibi sızlıyor genzim dökülüyor etlerim sarı yapraklar gibi asmak neyi kurtarır sarı sarı yaprakları kuru dallara? yolunmuş yapraklan kırılmış dallarıyla ne anlatır bir ağaç? hani rüzgâr hani kuş hani nerde rüzgârlı kuş sesleri? asılmak değil sorun asılmamak da değil kimin kimi astığı kimin kimi neden niçin astığı budur işte asıl sorun!