• Sevgi, acıları tatlı yapar,
    çünkü sevgi doğru yola taliptir….

    Ey ulu kişi,
    Zahiri iyilikler, gizli sevgilere şahittir…
    Zahiri kötülüklerde gizli nefretlere.

    Bana iltifat edersen asilim yüceyim
    ardına atarsan, önemsemezsen
    ne asaletim var ne yüzüm..

    Hamı ayrılık ateşinden başka ne pişirebilir…

    Ayna ile terazi, kimse aman incinmesin diye
    sözünü saklar mı ?

    Tahammül edemeyenlere İslamın nuru zayıf görünür,
    zira islam nuru parlak güneş erleri içindir.

    Hayatım işim ve dinime şahittir…

    dost her acıya lezzet verir.

    sen baştanbaşa biz oldun
    seni nasıl incitebiliriz

    Divan-ı Kebir den,
  • KONU:
    Mevlana'nın en fazla bilinen eserlerinden bir olan Mesnevi'de yer alan hikayelerden oluştuğu için doğal olarak her hikaye kendi konusunda özelleşir. Ancak Mesnevi'nin genel konusundan yola çıkarak bir değerlendirme yapmak mümkündür buna göre; "Mesnevi: İslam tasavvufunun hemen hemen tüm konularını içine alan bu büyük eser aynı zamanda İslam kültürünün baş yapıtlarından biridir. Mesnevi altı cilt (defter) ve yaklaşık 25.700 beyitten meydana gelen, Mevlana'nın Farsça eseridir. Mevlana'nın halifesi Hüsameddin Çelebi'nin ısrarıyla yazılmaya başlanmış ve onun tarafından yazıya dökülmüştür." (Alkım yayınları-syf 9)....

    BİÇİM:
    Genel olarak okuyucunun çok rahat bir şekilde anlayabileceği, sade, açık ve doğal bir üslup kullanılmıştır. Okurken okuyucuyu çok fazla düşünmeye sevk edecek bir anlatımla karşılanmaz, mesajlar nettir.

    GENEL DEĞERLENDİRMEM:
    Halk arasında veya sosyal paylaşım ağlarında Mevlana'nın sözlerine rastlamamak neredeyse imkansız. Herkes sözlerini bir taraftan yakalayarak kanayan yarasına merhem olarak sürme çabasına girer. Çünkü sözleri hem şekilli hem de ikna edicidir ve bir albenileri vardır. Mevlana sadece toplumumuz tarafından bilinen bir mutasavvuf şair ve düşünür değil aynı zamanda 2007 yılı UNESCO tarafından Mevlana yılı ilan edilerek dünya tarafından tanındığı gösterilmiştir. UNESCO özellikle Hümanist tarafına vurgu yapmıştır; “Gel... Gel, ne olursan ol, gel! İster kafir, ister mecusi, ister putperest ol, gel! Bizim dergahımız ümitsizlik dergahı değildir. Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel!..”

    Yorulmadan okuduğum ve bir çok hikayesini çok beğendim bir eser oldu fakat bazı hikayeleri farklı bir şekilde ön plana çıktı Mesela "Ben böyle evin!" başlıklı hikayesi beni gerçekten güldürdü, yine "Açgözlü Misafir" başta olmak üzere bazı hikayelerinde Hz. Peygamber'in başından geçtiği iddia edilmektedir, bunlar gerçekten yaşanmamışsa islam inancına göre bunları Hz. Peygambere atfetmek ne kadar doğru, eğer gerçekten yaşanmışsa, ilginç! Son olarak okunmasında fayda olacağı kanaatindeyim.

    ARKA KAPAK:
    "Biliyor ve bilmezden geliyorsunuz ki, fanisiniz; doğduğunuz andan itibaren ölmedesiniz; çiçeklenmeye başlamanız çürüyeceğinizin habercisi biraz da; siz...siz sandığınız kadar önemli değilsiniz...

    'Benim sarığıma, başıma, cübbeme bunların üçüne birden kıymet biçtiler. Bir kuruştan daha az değer verdiler. Sen dünyada benim adımı hiç mi duymadın? Ben bir hiçim, hiçim, hiç...' diyen Mevlana, gerçekleri söylemişti size yüzyıllar önce Mesnevi'sinde, Divan-ı Kebir'inde; şimdi içinizde sakladıklarınızı ya da duymamaya çalıştıklarınızı, hissedebileceğiniz küçüklükten korkacağınız için ötelere ittiklerinizi anlatmıştı pek çok dizesiyle...." (Cansu Yılmazçelik, K dergi, sayı 30)
  • Şu dünya, can gibiyse biz canın da canına can olmuşuz; şu gökyüzü başsa onun aydın iki gözüyüz biz.
    Ağacın kökü topraktır, şu gölde dalıdır, budağıdır, yaprağıdır. Dünya zeytin ağacıdır, biz de sanki yağıyız onun.
    https://youtu.be/-Q1tbrC8hjo
  • ..divân-ı kebîr 'den kalbime niyetle tuttuğum gazel gibi ...