Okuyup etkilendiğim en hüzünlü çizgi roman sanırım Ot oldu. Çizgi roman da insanı hüzünlendirir mi demeyin, o kadar başarılıydı ki belki de sayfalarca anlatsan uyandıramayacağın o duyguları birkaç çizim ve kısa birkaç cümleyle yazar okuyucuya geçirmeyi başarabilmiş. Eğer Antalya sokaklarında gezinirken rastgele girdiğim bir kitapçıda, fiyatı uygun olduğu için aldığım ( çünkü çizgi roman okurları bilir ki çizgi romanlar oldukça pahalıdır ) bu çizgi romandan hiç haberim yoktu ve okumasam bence bir şeyler mutlaka kaybedecektim. Zaten tarihi kitaplar okumayı çok seven ben, bu çizgi romanda İkinci Dünya Savaşı'nın belki de daha önce çok fazla bahsedilmeyen, farklı bir kirli yüzüyle karşılaştım. İkinci Dünya Savaşı sırasında, Japonya'da rahatlatıcı kadın olarak adlandırılan ve seks köleliğine zorlanan pek çok masum kadının yürek burkan hikâyesine tanık oldum. Bu tabii ki sadece Japonlar ile sınırlı kalmayan; aynı insafsızlığın Kore, Amerika gibi pek çok ülkede yaşatıldığı trajik bir yaşanmışlık. Henüz çocuk yaşta evinden ayrılmak zorunda kalan Lee Okson ve nice kadının maruz kaldığı zulmün hikâyesi. Ben kitap hakkında ne kadar inceleme yazarsam yazayım ya da neler anlatırsam anlatayım inanın bizzat yaşayan Lee Okson ya da bunu bu kadar başarılı kaleme alan yazar kadar size geçirmeyi başaramayacağım. O yüzden iyisi mi siz bu çizgi romanı mutlaka ama mutlaka okuyun derim.