• 544 syf.
    ·4 günde·Beğendi·10/10
    Küçükken okuduğumda sıkıcı gelmiş, anlayamamıştım. Lisede sonra üniversitede tekrar tekrar okudum hala da okurum. Atatürk'ün yanından ayırmadığı kitaptır kendisi. Dizisini ya da filmini izlemedim tamamen vakit kaybı olacağını düşündüm. Kitap okurken asıl film kafamızda canlanıyor zaten kendi filmimiz, hayalimiz ötesi var mı...
  • 272 syf.
    Leyla İle Mecnun dizisini izlemedim. Popüler olandan önce bir uzak dururum. Sonra bir yerden yakalayayım derken yetişemem. Ama Burak Aksak'ın yazılarını dergilerde severek okuduğumdan kitabı çıktığında almayı düşündüm hemen. Aşağı yukarı hikayesini bildiğim, çevremdekilerden espirilerine aşina olduğum dizinin kitabını merak da ettim.

    Okurken çok güldüğüm, beğenip altını çizdiğim satırların olduğu bir kitap Leyla İle Mecnun. Diziyi özleyenlere de, hiç izlemeyip merak edenlere de tavsiye ederim.
  • 344 syf.
    ·Puan vermedi
    Aşk-ı Memnu'yu duymayan yoktur sanırım. Özellikle dizisi pek meşhur idi bir aralar, ben dizisini izlemedim ama merak edip, nihayetinde kitabını bitirdim ve beğendim de.

    Konuyu az çok herkes biliyor ama ben yine de özetleyim.

    Adnan Bey zengin ve itibarlı bir adamdır, karısını kaybetmiş ve ondan geriye kızı Nihal ve oğlu Bülent kalmıştır.
    Bu camiaca tanıtan zengin abimiz, Bihter adında genç ve güzel bir hanıma karşı sevgi duyar, onunla evlenmek ister.
    Buraya kadar sıkıntı yok, ama Bihter genç, Adnan ondan daha yaşlı bir adamdır, neticede de Bihter gerçek sevgiyle değil bir nevi lüks yaşam için Adnan Bey'in teklifini kabul eder ve evlenirler.

    Annesini kaybettikten sonra babasına çok daha düşkün olan Nihal, bu evliliğe pek sıcak bakmaz, zira annesi olan Bihter'i de kıskanmaktadır.

    Olay bu kıskançlık çevresinde gelişirken bir de Adnan Bey'in yeğeni olan Behlül ortaya çıkar.
    Bu da yakışıklı ve çapkın bir gençtir, kitaba ismini veren olay da buradan sonra başlar.

    Behlül, önce yengesi Bihter'in kız kardeşi ve aynı zamanda evli olan Peyker'e dadanır. Nihayet ondan yüz bulamaz ve bu defa da amcası Adnan Bey'in karısı, yani yengesi Bihter'e musallat olur.

    Aşktan ziyade para için evlilik yapmış olan Bihter de kendisi gibi genç olan Behlül'ün bu yasak davetine icabet eder.

    Neticede bu iki genç bir müddet yasak aşk yaşar, fakat Behlül durur mu? Durmaz tabii, bu defa da Istanbul'da yabancı bir kadınla birlikte olur, Bihter bunu öğrenir ve deliye döner.

    Kitap boyunca onca zamparalık yapan Behlül, artık sınır falan tanımaz ve kardeş gibi büyüdükleri, amca kızı Nihal'e sarar, güya Nihal'i gerçekten sever ve onunla evlenmek ister.
    Aile arasında da şaka yoluyla Nihal ve Behlül birbirlerine hep yakıştırılmaktaydı. Behlül, Nihal'e durumu anlatır ve saf, güzel kızımı Nihal de Behlül'ü küçükten beridir sevdiği için ona evet der.

    Bunca mezalimliğe karşın Behlül sonunda mutlu bir yuva kurup, her şey unutulacak değildir tabii.
    Bihter artık dayanamaz ve durumu annesi Firdevs'e anlatır, Firdevs Hanım da durumu mektupla Behlül'e bildirir, Behlül'ün mektubunu da Nihal okur...

    Bu sırada da en başından beridir her şeyi bilen ve Adnan Bey'e anlatmaktan çekinen Beşir adlı şoför ortaya çıkar ve bombayı patlatır.

    Netice Bihter kendini vurur, Behlül firar eder ve bir daha görünmez, bizimkiler de baba kız eskisi gibi mutlu mesut yaşarlar.

    Dizisini bilemem ama kitabı hoşuma gitti, Halit Ziya'dan okuduğum ilk eser oldu ve beğendiklerim arasına girdi. Türk edebiyatı için klasik hale gelmiş bir eser, o yüzden fazla yorum yapmaya da gerek yok.
  • 160 syf.
    ·8/10·
    Bu güzel kitabın dizi versiyonu tabii ki çok uzatılmış bir konuya sahipti. Ben dizisini izlemedim ama çocukluğumda birkaç sene yayınlandığını hatırlıyorum. Kitaptaki aile babası olan Ali Rıza Bey, ahlaklı bir kişiliği simgelemektedir. Peki ahlaklı bir babanın aile bireyleri ahlaksız olabilir mi? Trabzon’dan İstanbul’a gelmiş bir aile ahlak kurallarını değiştirebilir mi? Dışardan gelen bir kişi bütün ailenin ahlakını olumsuz yönde etkileyebilir mi? Aileyi, toplumu, ahlakı, ahlâkın ahlaksızlığa dönüşümünü çok güzel anlatan ve mutlaka okunması gereken bir kitap. Ahlakımıza ve değerlerimize sahip çıkmak dileğiyle sorgulamalı okumalar dilerim.
  • 272 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Çok tadında, çok güzel bir eser. Dizisini izlemedim. Ilk olarak kitabını okumak istedim. Trajik, romantik, komik, dramatik her şeyden bir parça var içinde. Burak Aksak çok güzel bir pasta yapmış.
  • 272 syf.
    ·7/10
    Burak Aksak'ı çok severim. Hatta uzun zamandır bizden biri gibi samimi olduğunu düşünür dururdum.
    Ve ben kitabın dizisini izlemedim. Biraz utançtan boynun bükük bu yüzden.
    Sadece kitaba yorum yapabileceğim bu yüzden. Karakterlerin hepsi o kadar güzeldi ki. Nasıl ifade etsem diye düşünüyorum. Diziler ve filmler için kafamı ekrana sokup onlarla yaşamak istedim tabirini kullanırım, buna da artık sayfaların arasına dalıp orada hiç çıkmayasım geldi diyeyim madem.
    Leyla ile Mecnun ve diğerleri ben sizi çok sevdim. Ve ey Burak abi sen hep üret olur mu, yaz çiz ya da film, dizi çek. Yüreğini ortaya koyuyorsun ya bu çağımızda en az rastlanır şey. O yüzden biz kıymetini bileceğiz.
  • 838 syf.
    ·5 günde·9/10
     Kitabı ilk duyduğumda konusuna aşık olup hemen listeme almıştım. Dizisini kitabı okumak için izlemedim, zor dayandım orası ayrı djkhkk. Tesadüfen kütüphaneden serinin ilk kitabı olan Yabancı'ya denk geldim ve hemen aldım. 838 sayfa olması doya doya okuyacağım bir macera demek olduğu için ayrıca sevinçliydim. Gerçi kütüphanede ikinci kitabına denk gelebilir miyim diye düşünüp üzülüyorum ama neyse şimdi bunları düşünmeye gerek yok.
     Buradaki bazı incelemeleri okudum da sıkıldım diyenler olmuş. Ben sıkılmadım açıkcası gayet güzel ilerledi. Sürekli bir tempo vardı. Yazı dili çok akıcıydı. İlk başladığımda 300 küsür sayfa okumuştum, gözlerim ağrıdığı için bıraktım. Tek sıkıldığım yer Frank'ın bilgi verici konuşma kısımlarıydı zaten onlarda başlarda vardı sadece.
    Karakterleri de sevdim. Jamie ve Claire arasındaki kimya da güzeldi. Yan karakterler ve hikayeleri de ilgi çekiciydi.

    ≈Spoiler≈
     En nefret ettiğim, unutamadığım, hala aklıma geldiğinde sinirlendiğim kısım dayak yeme veya dövme veya kemerle vurma artık ne derseniz deyin. O bölümden ölümüne nefret ettim. Okumak istemedim. Zar zor okudum. Sonrasında kuvvetli bir intikam bekledim ama iki kendi datak yeme hikayesini anlattı diye affetti. Nasıl oldu anlamadım ben gururum ayaklar altına alındı gibi hissederken Claire gayet güzel gülüyordu. Üstüne bir de Jamie bey zor dayandım filan gerizekalı gerçekten.
     Cadı olan Geilie ile ikisi de gelecekten geldiklerini öğrendikten sonra bir konuşma geçmesini isterdim ama olmadı.
     Randall, Jamie tecavüz ettiği gerçeği çok acı geliyor. Kabul etmek istemiyorum. Aklıma geldikçe kalbime bir acı saplanıyor. O işi yaparken Randall'ın söyledikleri ve bunu Jamie'in Claire'ye anlattığı an... Daha fazla devam edemeyeceğim bu konuya.
     Dougal'ı bir sevdim bir sevmedim. Çok ikilemdeydim son konuşmasına kadar. Yani Claire ile yatmak istediği an. Gözümde tamamen bitti.
     Jenny'in, Jamie'i ile hala çocukmuş gibi ilgilenmesi ben karısı olsaydım beni kıskandırırdı. Sonuçta kocam yani saçı başıyla ben ilgilenirim. :D
     Murtagh çok tatlıydı. Gerektiği zaman geliyor sonra gidiyor. Tam ihtiyaç varken yardıma koşuyor şeker şey. Ayrıca Ellen'a da aşıkmış.


    Aklıma başka bir şey gelmediği için incelememi burada sonlandırıyorum. İnşallah ikinci kitap tez zamanda elime geçer. Okuyun pişman olmazsınız :*