Birdenbire Eşrefoğlu'nu hatırlıyorum. Kendisi için değil, ölümünden iki yüz elli yıl sonra Kul Hasan'ın ona verdiği cevap dolayısıyla:
Arı vardır uçup gezer,
Teni tenden seçip gezer,
Canan bizden kaçıp gezer,
Arı biziz, bal bizdedir.
Bu manzumenin bir yerinde Kul Hasan:
Bahçe biziz, gül bizdedir.
diyor. Viyana hezimetinden sonra bu dille konuşabilmek epeyce bir mesele. Fakat beni asıl saran şey Kul Hasan'ın, ölümünden iki yüz elli yıl sonra Eşrefoğlu ile kavga etmesidir. Demek ki Ölüm'ün saltanatı o kadar mutlak değil.
Bu kuruluş asrından sonra Bursa, sevdiği ve büyük
işlerinde o kadar yardım ettiği erkeği tarafindan unutulmuş, boş sarayiın odalarında tek başına dolaşıp içlenen, gümüş kap'lı küçük el aynalarında saçlarına düşmeye başlayan akları seyrede ede ihtiyarlayan eski masal sultanlarına benzer. İlk önce Edirne'nin kendine ortak olmasına, sonra İstanbul'un tercih edilmesine kimbilir ne kadar üzülmüş ve nasıl için için ağlamıştır!