A.D

Ben onu, mesajıma vereceği cevabın ne olduğunu bilecek kadar çok iyi tanıyorum.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
hayırlı sabahlar sadık yarim yüreği güzel yarim 🖤☺️
siz bayım her kadını kız çocuğu gibi sevin. dokunun içindeki kız çocuğuna,sadece hepsini aynı sevmeyin yada bir kaçını aynı anda. bazıları farklı sevilir… mesela şiir seven bir kadını,farklı sevin alelade sevgilerden anlamazlar. kitap okuyan kadınları, mutlu sonlara inandırmayın onlar her şeyin sonu olduğunu bilirler. sonu olan sonzuluklarına değerek sevin. müziklerle dünyadan soyutlanan kadınları,soyutlanmış dünyalarında sevin. onlara kaçmamayı öğretin ve asla kaçmayın. hayallerini resimlere döken kadınları,rengarenk sevin. ızin verin sizi gökkuşakları yapsınlar. sinirlendirdiğinizde ağlayan kadınları,ağlayınca sevin. ağlamak unutmaktır biraz izin verin sizi unutmamak için yaptığınızı unutsunlar. sürekli gülen kadınları gözlerinden sevin,acılarını gözaltlarında yaşarlar. saçlarını kesen kadınları,son mutlarından sevin onlar umudunu kesmemek için saçlarını keserler. saçlarını kesemeyen adınları,umudun var olduğuna inandırarak sevmeyin. onlar umutlarını kestikleri için artık neyi keserse kessin geçmez bilirler. gökyüzüne uzun uzun bakan kadınları,onları gökyüzü yaparak sevin. boşluğa bakmayı tercih edenleri ise,düştükleri boşluktan çekerek sevin. ama bayım siz siz olun şiir yazan kadınları sevmeyin. onlara önce kendilerini sevmeyi öğretin,sonra onları şiir yaparak sevin çünkü o kadınlar anlaşılmadığında yazar anlaşıldığında yazılmak ister. böyle sevmeyi öğrendiginizde,güzel sevilmenin değerini göreceksinizdir inanın. kısacasını özetlemiş şair; “sevgi emekmiş. emek ise, vazgeçmeyecek ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş.”
Ve an geliyor çöküyor insan. Hayatımın tamamı böyle mi geçecek? Diyorsun..
"Uzaklarda bir köyde kocası çocuğu doğmadan ölmüş tek başına yaşayan hamile bir kadın kendisine arkadaş olması açısından dağda yaralı olarak bulduğu bir gelinciği evinde beslemeye başlar. Gelincik kadının yanından bir an bile ayrılmaz. Her ne kadar evcil bir hayvan olmasa da oldukça uysallaşır. Bir kaç ay sonra kadının çocuğu doğar. Tek başına tüm zorluklara göğüs germek ve yavrusuna bakmak zorundadır. Günler geçer ve kadın bir gün bir kaç dakikalığına da olsa evden ayrılmak zorunda kalır. Gelincik ile bebek evde yalnız kalmışlardır. Aradan biraz zaman geçer ve anne eve gelir. Eve geldiğinde gelinciği ve kanlı ağzını görür. Anne çıldırmışçasına gelinciğe saldırır ve oracıkta öldürür hayvanı. Tam o sırada içerideki odadan bir bebek sesi duyulur. Anne odaya yönelir Ve odada beşiği beşiğin içindeki bebeği ve bebeğin yanında parçalanmış olan yılanı görür." Einsteinin bir sözü vardır: "insanlardaki önyargıyı parçalamak benim atomu parçalamamdan daha zor " Ben bu sözün güçlü bir önyargı oluşturduğu kanaatindeyim. Önyargının giderilmesi belki çok zordur ancak bunu imkansız gibi göstermek ayrı bir açmazı da beraberinde getirecektir. Bunun için ön yargı insanların birbirini anlamasının önündeki en büyük engellerden birisi denilebilir. Fakat bundan kurtulmak imkansız değildir. Bir örnekle bunu açıklayabiliriz; Alimin birine sormuşlar en çok kimi seviyorsun diye. Alim cevap vermiş; "Terzimi çok seviyorum." "neden" demişler. Alim; "çünkü terzim her gittiğimde benim ölçümü yeniden alıyor ama diğer insanlar kafalarında ilk görüntün neyse seni öyle yadırgar onların gözünde hiç değişme ihtimalin yoktur. Terzim öyle değil değişme ihtimalim var diyerek her zaman ölçümü alır. Bundan dolayı terzimi çok seviyorum...