Söylemeye gerek yok ki, bir gün gelir insan yenilir. Beden, zamanın geçişiyle
birlikte istemeseniz de çöker. Er ya da geç geriler, tükenir. Beden çökünce,
(olasılıkla) ruh da istikametini kaybediverir.
"...uzun yaşayabilecek olmasam da en azından yaşarken
dolu dolu bir yaşam sürmek isterim, diye düşünerek koşan insanlar, sayı olarak
çok daha fazladır bence. Ne olduğunu anlamadan yaşanan bir on yıla kıyasla net
hedefler belirlenerek dolu dolu yaşanan bir on yıl doğal olarak çok daha istenir
bir şeydir."
Bazı süreçler, ne yapılırsa yapılsın, değişikliği kaldırmaz. Ben bu
düşüncedeyim. Eğer bu süreçle birlikte var olmaktan başka çaremiz yoksa, bizim
yapabileceğimiz şey, inatçı bir azimle kendimizi değiştirmek (belki de
dönüştürmek). Bu, süreci kendi karakterimizin bir parçası haline getirmekten
ibarettir.
**"Nehri düşünmeye çalışırım. Bulutları düşünmeye çalışırım Fakat aslında,
hiçbir şey düşünmüyorumdur. Ben kendi üretimim, derli toplu bir boşluk
içerisinde, özlemini duyduğum sessizlik içerisinde koşmayı sürdürüyorum
yalnızca. Bu çok hoş bir şey. Kim ne derse desin."
"...Fakat nedendir
bilmem, eskiden beri bir başkasına üstün gelmek ya da yenilmek pek umurumda
olmadı. Bu özelliğim bir yetişkin olduktan sonra da değişmedi. Hangi konuda
olursa olsun bir başkasını yenmeyi ya da ona karşı yenilmeyi kafama takmam.
Daha ziyade aklım kendi koyduğum standartları sağlamaya odaklanır."