Doğan Aşkın

Doğan Aşkın
@doganaskin
İnsan aklının sınırı yoktur. Kendimize sınır koymayalım ve bize bahşedilen bu şaheseri olabildiğince çok kullanmaya bakalım;)
O kadar güzel gülme Nazar değdirirler diye korkuyorum...
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Düşünsene sen onun için ölüyorken O başkası için ölüyor Tarif edebilecek olan var mı bu acıyı ?
Fakat Allah kahretsin insan anlatmak istiyor albayım Öyle budalaca bir özleme kapılıyor bi yandan da anlatmak istemiyor tıpkı oyunlardaki gibi çelişik duyguların altında eziliyor. Fakat benim de sevmeye hakkım yok mu albayım? Yok Peki albayım Ben de susarım o zaman... Oğuz Atay
Gömlek meselesi
Ankara Zafer Çarşısı’ndaki kahveyi akşam güneşi yavaş yavaş kucaklamaya başlamıştı. Masalardan birinde oturan genç kadın önce saatine baktı, sonra kırgın bakışlarını karşısındaki orta yaşlı adama çevirdi; “Herhalde gelmeyecek ağabey, iki saat bekledik.” Adam mahçup bir tavırla başını önüne eğdi, “Biraz daha beklesek…” Ama kadın öfkeyle kalkmış masadan ve uzaklaşmıştı. Cemal Süreya onun ardından bakarken mırıldandı: “Ahmed, ne yaptın sen, nerelerdesin?” Cemal Süreya ve Ahmed’in arkadaşlıkları çok eskilere dayanıyordu. Haftanın hemen hemen her gecesi Ulus Gazetesi’nde buluşur, oradan meyhanenin yolunu tutar, sabaha karşı da Kızılay’a kadar yürüyüp orada ayrılırlardı. Bir gece aniden ortadan kayboldu Ahmed. Ne gazeteye gelir oldu, ne de her zaman gittikleri meyhaneye. Cemal Süreya sonunda onu salaş bir mekanda rakı şişesinin başında buldu. Kadehinden büyük bir yudum aldıktan sonra “Sana karşı büyük bir hata işledim” dedi Ahmed; “O yüzden kaçıyordum. Kız kardeşine aşık oldum…” Dostundan aldığı cevap işe şu sözcüklerden ibaretti: “Bunu neresi hata. Senden daha iyisini mi bulacak?” Sonrasını şöyle anlatıyor Cemal Süreya: “Kardeşime söyledim. Kız şaşırdı, ikisi de birbirini tanımıyor. ‘Evlen kız, Türkiye’nin en iyi şairi’ dedim. Zafer çarşısındaki kahvede sözleştik. Tanışacaklar. Aldım gittim kardeşimi. Bekle bekle Ahmed yok. Kız bozuldu, onuruna dokundu. Ertesi gün öğrendim ki, temiz gömleği olmadığı için gelememiş Ahmed.” Bu kadar çok sevince kaybediyor insan...
İnsanın söylemek isteyip te hani söyleyemediği şeyler vardır ya. Böyle bi', böyle bi kanser gibi hani. Büyüdükçe büyüyor büyüdükçe büyüyor anladın mı? Büyüdükçe büyüyor işte. Seni gördükten sonra, sen öyle büyüdün ki içimde her yanım sen oldu. Sonra ben sensiz olamadığımı anladım bahaneler söyledim sana. Bir sürü bahane saçmalık söyledim sana evet. Sonra onlar öyle büyüdü ki kaçıp gideceğinden korktum. Hep böyle bi korku vardı içimde. İşte sen içimde ki o korkuydun. Senin yanında mutsuz olmaya bile hazırdım ben. Hani dünyaları verseler, anladın mı, dünyaları verseler vazgeçmem derler ya.. öyle olmuyormuş işte o kadar basit değilmiş. Birinin çıkıp başkalarını düşünmesi gerekebiliyormuş yani anladın mı? Onların mutluluğunu, sevgilerini, acılarını falan işte... Bazen sevmek fedakarlık gerektirebiliyormuş. Anladın mı? Ben seni hep beklerim. Bir saat de beklerim bi ömür boyu da beklerim...