• Batı, Afrika'yı da katmak suretiyle söyleyelim, Doğu'yu öylesine yere sermiştir ki, bir gün, kendi süresi dolduğunda ölüm döşeğindeyken bir bardak su istese onu sunacak bir eli ve kudreti bulma umudundan ortada eser yoktur adeta.
    Sezai Karakoç
    Sayfa 16 - Diriliş Yayınları
  • Bu sırra vâkıf olan ve her an
    çekip gitmeye hazır olduğunu göstererek topluma meydan okuyabilen bir iktidar ancak o zaman gerçekten egemenliği eline geçirebilmektedir. Topluma meydan okumaktan vaz­ geçerek bir hakikat, bir töz, (halkın iradesini vs.) temsil etme hakkına sahip olduğunu ileri sürmeye kalkıştığı anda egemen­
    liğini yitirmekte ve karşısındakiler onun ölüm fermanı anlamına gelen bir meydan okuma eylemi gerçekleştirip iktidarı bu kendini beğenmişlik sürecinin içine hapsetmekte; kendini bir töz olarak görmesine, irrasyonel düşünce üretmesine son vermekte ve bu işi bir hiç ya da ölümlü bir varlık olduğunun bilincine varıncaya kadar sürdürmektedirler.

    Baudrillard Foucault'u Unutmak s 75 Doğu Batı Yay.
    Jean Baudrillard
    Sayfa 75 - Doğu Batı Yay
  • Daha sonraları Hıristiyan tarihçiler tarafından Büyük Konstantin olarak adlandırılan Roma İmparatoru I. Konstantin (275-337), Hıristiyanlık’ın Avrupa çapında özgürce yayılmasını sağlayan barutun fitilini ateşleyen kişi olarak bilinir.
    Hıristiyanlık, Konstantin MS 306 yılında imparator ilan edildiğinde müsaade edilmeyen bir dindi. Roma geleneği olarak Konstantin, tanrıları sakinleştirmenin acı çekmekten sakınmanın tek yolu olduğuna inandı. Hıristiyanlar’ın putları yapmayı ve tapmayı reddetmelerinin Roma tanrılarının gazabını çekeceğinden korktu. Sonucunda Hıristiyanlar, hükümetlerin dışında tutuldu ve Roma ordularınca baskılandı.
    Ancak 312’de Konstantin, Milvian Köprüsü Muharebesi’ni kazanarak Latince konuşan Batı Roma İmparatorluğu’nu birleştirdikten sonra fikrini değiştirdi. Konstantin savaşa girmeye hazırlandığı bir sırada söylenildiğine göre gökyüzünde İsa Mesih’in Yunanca baş harflerini gördü, bunu “Bununla Fethet” yazısı takip etti. Savaşlardan zaferlerle çıktıktan sonra Konstantin hemen Hıristiyanlık’ı tanımaya başladı.
    Konstantin ilk önce, kişisel işareti olarak İsa’nın Yunanca baş harflerinin birleşimi bir sembolü benimsedi. Daha da önemlisi Yunanca konuşan Doğu Roma İmparatorluğu’nun İmparatoru Licinius ile güçlerini birleştirdi ve Milano Fermanı’nı imzaladılar.
    Milano Fermanı, dinin yayılışını hızlandırdı. Hıristiyanlar’a ibadet haklarını tanıdı, el konulan Hıristiyan mülklerini iade etti ve kamuda vaaz vermeye başlamalarına izin verdi. Aynı zamanda Pazar günlerini ibadet günü olarak belirledi. Milano Fermanı, Hıristiyanlar’a sosyal ve siyasî katılımlarını arttırmak için imkânlar sundu.
    Bu dönemde Beytüllâhim’deki İsa’nın Kilisesi ve Kudüs’teki Kutsal Mezar Kilisesi inşa edildi. İmparator Konstantin’in ölüm döşeğindeyken Hıristiyanlık’a döndüğüne inanılır.
    EK BİLGİLER:
    1. Milano Fermanı, resmen bir ferman değildir, Milano’yla da keşfedilmiş bir bağı yoktur. İsmin kökeni bilinmemektedir.
    2. Hıristiyanlık, İmparator I. Theodosius yönetimi altında dördüncü yüzyılın sonlarına kadar Roma İmparatorluğu’nun resmi dini yapılmadı, sadece meşru kabul edildi.
    3. Konstantin, 325’te İznik Akidesi’nin çıkarıldığı İznik Konseyi’ni destekledi ve teşvik etti: “Cenneti ve yeryüzünü, görüleni ve görülmeyeni yaratan bir olan Yüce Tanrı Baba’ya inanırız. Bir olan Tanrı’nın Oğlu, İsa Mesih Efendimiz’e inanırız.”
  • Mobutu dış politika söz konusu olduğunda uzunca bir süre 'ne şiş yansın ne kebap' siyaseti izledi. Hem Doğu'yu hem Batı'yı idare ediyor, tarafsız kalmaya da gayret ediyordu. Bu uzun sürmedi. 1974'te Çin ve Kuzey Kore'ye yaptığı ziyaretin ardından radikalleşti. Ülkedeki yabancı yatırımları millileştirdi. Bunları güya ülkenin kendi çocuklarına verecekti ama işin aslı, hepsi rejimin beslemeleri arasında paylaştırıldı.
    Yolsuzluk bir anda patladı. Mobutu'nun rejimine yeni bir isim takılmıştı.
    Kleptocracy, yani hırsızlar iktidarı...
    Ülke ekonomisi çökerken, o ve yandaşları ceplerini dolduruyorlardı. 1980'lerde diktatörün kişisel mal varlığının beş milyar dolar dolayında olduğu tahmin ediliyordu. Ölüm oranı, işsizlik ve cehaletle birlikte diktatörün serveti de artıyordu. Sadece Zaire'de 11 villası vardı. Bu arada yolsuzluk, rejimin en temel dinamiklerinden biri haline gelmişti. Muhalifler satın alınıyor, 'Yağma Hasan'ın böreği'ne ortak ediliyordu. Parayla iradesi bükülemeyenlerin çaresine de gizli polis bakıyordu.
  • Daha sonra çocukların yataklarını gördüm. Yataklar da baştan başa beyaz örtülüydü ve görüntü üzüntü vericiydi. Anlayamıyordum bu kadar beyazlık kullanılmasının nedenini. Çünkü bu renk üzüntü ve ölüm rengidir. Çocuğa ise sevinç anlatan kırmızı, sarı ve mavi renkli giysiler yaraşır.
    Pearl S. Buck
    Sayfa 81 - Sander - Mayıs - 1973
  • 1346'da Batı Avrupa'da köylüler Doğu Avrupa'da olduğundan daha fazla güce ve özerkliğe sahip oldukları için Kara Ölüm Batı Avrupa'da feodalizmin çözülmesine, Doğu Avrupa'da ise İkinci Serflik'e yol açtı. 14. yüzyılda Doğu ve Batı Avrupa ayrışmaya başladığından 17., 18. ve 19. yüzyılın ekonomik fırsatları da Avrupa'nın bu farklı bölümleri için tamamen farklı sonuçlar doğurdu.
    James A. Robinson
    Sayfa 107 - Doğan Kitap, 34. Baskı