Bir şeyin yitip gitmesine izin vermezseniz asla doğum gerçekleşmez, bir açıdan bakıldığında, filiz tohumun ölümüdür.
Yaşam ve Ölüm Arasında Bir Kesit
"Her adımda bir ölüm, bir doğum vardır. Her an her şey bitiyor ve yeniden başlıyordu."
Reklam
rte dogum gununde yasi kadar gül almis rte:1 ben:0
Bugün babamın doğum günü. Ama babam hayatta değil..... İlk kez senin doğum gününü sensiz geçireceğim... Hani pasta, mumlar, sesin, senenin en aydınlık günü...Çok karanlık babacım burası...Bu Dünya, bu aksanı bozuk gece, inanmazsın yıldızlar bile...Sensiz hicbirseyin tadının olmadığı bi yerdeyim.Dünya'da...
Çan
Çocukların her gün yaşam günüdür; Doğum günü yaşlıların hüznüdür.
Sayfa 152
Ölümü küçümseme, seve seve karşıla onu,
Çünkü o da doğanın istediği şeylerden biridir. Tıpkı gençlik ve yaşlılık, büyüme ve olgunlaşma, dişlerin ve sakalın çıkması, saçların ağarması, döllenme, gebelik, doğum ve yaşamın mevsimlerinin getirdiği bütün öteki doğal işlevler gibi, çözülüp dağılmamız da böyledir. Öyleyse, us yürüten insana özgü olan; ölüm karşısında ne yüzeysel, ne düşman, ne öfkeli olmak, onu yaşamın doğal olgularından biri olarak beklemektir; doğmamış çocuğunun karının dölyatağından çıkacağı ânı nasıl bekliyorsan, ruhunun bedensel kabuğundan çıkacağı âna da öyle hazırla kendini.
Sayfa 67 - Yapı Kredi Yayınları / 2. Baskı: İstanbul, Haziran 2020 - Çeviren Şadan KaradenizKitabı okudu
Reklam
Her doğum, ölümün habercisidir.
Her doğum, ölümün habercisidir.
ben bugun bir yas daha bastonlandim arkadaslar nice mutlu dogum gunlerime 🎂
Öğle üzeriydi. Çok güneş vardı. Karşımdaki güzel, çıplak Salamin yamaçlarına bakıyordum. Birden, hiç düşünmediğim halde, kâğıt aldım, taraçanın kızgın taşları üzerine uzandım ve Zorba'ya ait olan bu masalı yazmaya başladım. Aceleyle ve heyecan içinde yazıyor, geçmişleri sabırsızca canlandırıyor, Zorba'yı eksiksiz hatırlayıp tamamlamaya çalışıyordum. Mağaraların içinde, düşlerinde gördükleri atalarının resmini çizen ve ruhun, yüzünü tanıyıp geri dönebilmesi için, onu ellerinden geldiği kadar sadık bir biçimde çizmeye çabalayan vahşi Afrika kabilelerinin büyücüleri gibi çalışmaktaydım. Masal birkaç hafta içinde bitti. Bittiği gün, yine akşam üzeri taraçada oturmuş, denize bakıyordum. El yazım, dizlerimin üstünde duruyordu. Üzerimden bir ağırlık gitmiş gibi, ne sevinç, ne hafiflemeydi o!.. Doğum yapan ve şimdi de, yeni doğmuş çocuğunu koynunda taşıyan bir kadın gibi...
Sayfa 296 - Can YayınlarıKitabı okudu
Reklam
Ona göre gençler, bilinen evliliklerden üç noktada ayrılan yeni tür evlilikler yapmalıydılar. Birinci nokta, belli bir süre çocuk yapmak istenmemelidir, bunun için de en uygun doğum kontrol bilgileri genç çiftlere verilmelidir. İkinci nokta, çocuk olmadığı ve kadın hamile bulunmadığı sürece karşılıklı rızayla ayrılınabilmelidir ve üçüncü nokta, boşanma sonunda kadın nafaka talep etmemelidir. Eğer bu kurum yasayla oluşturulabilirse gençlerin büyük çoğunluğunun, örneğin üniversite öğrencilerinin, sürekli bir birlikteliği, müşterek yaşamayı ve mevcut cinsel ilişkilerinin Dionysos* * özelliklerinden kurtulmayı, tercih edecekleri savına ben de katılıyorum.
Eliezer öylesine çılgındı ki, doğum tebriği için gelen dostlarını dil imtihanına tabi tuttu; İbranicesi yeterli olmayanları işaret diliyle konuşmak mecburiyetinde bıraktı.
Sayfa 59 - Eliezer ben -yehuda, ibranice, dil ,taha kılınç, ketebeKitabı okuyor
Karar senin...
Biliyor musunuz 1 litre yağ yaklaşık 1 milyon litre suyu kullanılamaz, 5 milyon litre suyu içilemez hale getirebiliyor. Bir de safran çiçeği var. Dünyanın en zor açan çiçeklerinden. Kendi ağırlığının 100 bin katı kadar sıvıyı sarıya boyayabiliyor. Kozmetikten gıda ve ilaç endüstrisine kadar birçok yerde kullanıla biliyor. Doğum ile ölüm arasındaki bu sürede ne olmak istersin sevgili okur? Safran olup dünyayı kendi rengine boyamak mi, yağ olup suları içilemez hale getirmek mi?
Sayfa 154Kitabı okudu
1.500 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.