• 64 syf.
    ·2 günde·Beğendi·8/10
    Uzun öyküleriyle tanıdığımız Avusturyalı yazar Stefan Zweig'dan bir başka uzun öyküsü olan Amok Koşucusu, kısa sürede bitirdiğim kitaplardan biri oldu. Oldukça olumlu yorumlar aldığını görünce merak edip sepete ekledim ve bir de kendim görmek istedim. Zaten sevdiğimiz yazarın kitabını okumak için bahaneye ihtiyacımız yoktur. Amok nedir bilmiyordum ve kitap sayesinde öğrenmiş oldum. Okumak önemli işte yeni şeyler öğrenmek amacı olunca. Dil ve anlatım bildiğimiz Zweig. Uzun cümlelerini konuşturan yazar başta sıkıcı gibi görünse de, hafif ağır diline alıştırıyor hemen. Kişi ve ortam betimlemeleri gayet başarılı ve psikolojiyi güzel veriyor. Zaten kendisinin en iyi yaptığı işlerden biri, böyle olunca o içten hissettiriş okuma isteğini arttırıyor. Hikayeye gelecek olursak; Hollanda sömürgesinde iyi bir ücrete çalışan bir doktorun yanına zengin ve güzel bir kadın gelir ve ondan yardım ister. Kadının kibrine sinir olan doktor gurur yapar ve yardım isteğini geri çevirir. Ancak pişman olan doktor kadını bulup istediğini vermek isterken o yörede yerel bir hastalık olan amoka yakalanır ve koşmaktan kendini alamaz. Bütün bunları gemide tanımadığı bir adama anlatan doktorun ağzından bir anı şeklinde okuyoruz. Ilginç bir biçimde kitapta hiç özel kişi ismi yok. Ülke ve şehir adları mevcut fakat kişileri, unvanları ve fiziksel görünüşleriyle bize aktarıyor yazar. Bazı olaylar biraz oldu bittiye gelse de dikkat çeken bir olaylar zinciri var. Bazen kızdığımız, bazen üzüldüğümüz kitabın sonu biraz acele gibi geldi. Doktor olmanın ne demek olduğunu, hastalıklarla ve hastalarla olan ilişkiyi, hasta bir doktorun nasıl hissettiğini gayet güzel anlatıyor kitap. Sanki gurbet ellerde doktorluk yapan kendiniz oluyorsunuz ve başarılı ya da başarısız olmanın getirdiği psikoloji sizi buluyor. Bunların dışında eşitsizlik ve ırkçılık konusu da işlenmiş. Sömürge olmanın ne demek olduğunu eserde görmek mümkün. O yıllarda alt ırk denen kişileri hor görmek normal karşılanıyordu ve yazar bunu bize aynen anlatıyor. Aslında kadından önce hoşlanmayan doktorun kibri o kadar küçük değil. Özellikle sonlarda olaylar sonuçlanınca ya ne olacaktı dediğim oldu. Ancak doktorun iç dünyası ilgi çekici ve onun için okunur. Genel olarak güzel bir kitap benim için. Bir doktorun bu kadar viski delisi olması ilginç geldi. İçsin tabi parasında gözüm yok, sadece öyle kaldı işte. Amok Koşucusu için hiç tıp terimi içermeyen doktor öyküsü diyebiliriz herhalde.