Berke Can Turan, Bilginin Efendisi'yi inceledi.
24 Mar 15:26 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 8/10 puan

Tarih ve kurgu karıştırılırken iki dala da ayrı dikkat edilmesi gerekiyor. Yakın zamandaki Abum Rabum yazımda bahsetmiştim bundan. Hatta kitabın kurgu ve hikayenin sonu açısından zayıf kaldığını o yüzden tarihi bir roman beklentisinde okunursa daha faydalı olacağını belirtmiştim. Bilginin Efendisi de tarihi gerçeklerin yüzyıllar öncesinden bu yana nasıl domino taşı etkisi kazandığını gözler önüne seren bir eser. Bu etkiyi betimlerken de hem tarihi gerçeklere bağlı kalıyor hem de kurguyu önde tutan okurları fazlasıyla tatmin ediyor.

Osman Hoca'nın ilk Celile'sini okumuştum. Celile'de de karakterlerin dış görünüşü ve iç dünyası birbiriyle ilişkilendirerek o kadar güzel anlatılıyordu ki, bu unsurlar mekanlar ve olay örgüsü ile birleşince büyük bütçeli bir dönem filmi izliyormuşum gibi hissettiriyordu. Bilginin Efendisi'nde de çapraz kurgu sonucu geçmişin alevlerle aydınlanan dünyası ve günümüzün teknolojisi birlikte çok güzel anlatılıyor. Karakterlerin çeşitliliği ve aralarında kurulan köprü detaylı bir çalışmanın sonucu olduğunu fazlasıyla belli ediyor.

Söz konusu geçmişteki sırlar olunca daha gizemli bir atmosferin oluşmaması elde değil. Merak unsurunun kitabın sonuna kadar artarak devam etmesi ve dilin akıcılığı sayesinde sürat severler için hızlı bir roman Bilginin Efendisi. Akıcı anlatımıyla tarihi dolu dolu hissettiren, olay örgüsüyle fazlasıyla tatmin eden bir eser istiyorsanız, Bilginin Efendisi çok doğru bir seçim olacaktır.

Sena, Eroin Güncesi'ni inceledi.
23 Mar 14:19 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Merhaba. Bu kitabı okumak bazı yerlerinde çok zorladı beni itiraf etmeliyim. Sayfalarının az olduğuna bakmayın, elinizdeki gerçek bir hayatın öyküsü. İçindeki karakterler bazı zorluklara gerçekten direnmiş ve yenik düşmüş kişiler.

Size Kanat Güner'den bahsetmek istiyorum öncelikle. Orta halli bir ailenin küçük bir Anadolu şehrinde sevgisiz büyüyen bir kızından. Sevgisiz büyüdüğünü özellikle belirttim çünkü sevgisizlik intiharına giden domino taşlarının ilkiydi. Zor bir hayatı vardı Kanat'ın bir sonraki domino taşları dizilmekte çok gecikmedi. Yalnız kalmak istemiyordu, sevgisizlik yarasıydı bu yüzden kimde ufacık bir sevgi kırıntısı görse onunla gidiyordu. Hayatına giren kimse ona tek başına gelmedi ne yazık ki ; akineton, esrar ve en sonunda da eroin.

Zeki insanların başına bela açan bir özellik vardı onda da 'farkındalık'. Hayat hepimizin başına çeşitli dertler açıyor ama aşırı farkındalık insanın hayatını bir kabusa çevirebiliyor. Bunca karmaşanın içinde kendi doğrularınız, toplumun istedikleri, içinde düzen barındırmayan düzen sizi uçurumlara sürükleyebiliyor. Ve hepimizin ortak bir kararla kötülediği 'zararlı alışkanlık'ların içine düşen insanları çok çabuk bu şekilde yaftalayabiliyoruz: Uzak durulması gereken zararlı insanlar. Oysa eleştirmemiz, karşı çıkmamız gereken şey o insanlar değil o insanları bu duruma düşüren olaylar olmalıydı öncelikli olarak.

Bu kitabı okumadan önce, durumu hiç böylesine düşünmemiştim, ben de uyuşturucu kullanan insanlara bu gözle bakıyor ve kendimce hor görüyordum. Çünkü ben 19 yaşında, hiç kötü arkadaşı olmamış, zararlı alışkanlıklara bulaşmamış, çarpık düzenin çıkıntıları bana battığında ise buna sadece kuru bir depresyonla karşı çıkan bir kızdım. Olayların derinliğini hiç sorgulamamıştım. Başta bu olmak üzere bir çok konuda kendimle yüzleşmemde çok etkisi oldu Eroin Güncesi'nin. "Biz kötü çocuklar, yani uyuşturucu kullanan, çevrenizde ve çocuklarınızın yanında görmek istemediğiniz sorunlu çocuklar hakkında açıklamalar yapmak zorundayım galiba: Çünkü hala can sıkıcı sorular soruyorsunuz. Şimdi efendim, biz bir zamanlar çocuktuk sizin çocuklarınıza benziyorduk. Tabii ki ayni değil, sizin çocuklarınız muhakkak ki masum çocuklardır. Tabii ki biz o zaman da masum değildik. O zamandan belliydi, bizim ne olacağımız şeytan gibi veletlerdik'' diyerek konuyu özetlemiş aslında Kanat Güner.

Güncesinden yola çıkarak hayatının nasıl ellerinden kaydığını anlattığı bu kitap elinde enjektörüyle 'arkamda bir şeyler bırakmalıyım' düşüncesiyle kaleme alınmış. Biri bilmeli, biri görmeli olup biteni diyerek... Sonrasında gerek televizyon programları gerek röportajlarla, girdiği çıkmazı elinden geldiğince bir çok kişiye anlatıp bu yola girmelerine engel olmaya çalışmış Kanat. Başta kitabı çok satıp 11 baskı yapmış ancak sansüre takılınca para kazanmak için sokakta tezgah açıp kitabını öyle satmaya çalışmış.

Mor ve Ötesi'nin ona ithaf ettiği şarkının ilk dizesinde dediği gibi gitmeden önceki son sesini bir çok kişi gördü. Ama ona yardım etmedi, belki de edilmedi bilmiyorum. Ama şöyle de bir sonuç var ki Kanat, bir imza gününden sonra Taksim'de bir tuvalette aşırı dozla intihar etti. Tıpkı kitabında söylediği gibi...

Yitiyoruz, yitiriyoruz çoğu şeyi, çoğu insanı evet ama farkında mıyız bunun ? Son olarak bir dize yazmak istiyorum 'o şarkı'dan: '' Ve sizler ve onlar ve ötekiler hiç hissetmez mi / Canlı yayındaki yitmeyi?''

Mor ve Ötesi'nin Kanat Güner'e ithaf ettiği o şarkı: https://www.youtube.com/watch?v=X6C7eKnk43Q

Her zaman savundugum sey sevgi ve saygidir sevgi ve saygi ile insanlar daha mutlu olur ve bu yayılır. Domino etkisi yaratmaya varmisiniz diyorum sevin ve saygi gösterin kararinizdaki de buna istinaden baskasina yaparsa bu yayilir tum dunya mutlu olur.

7nci adam ϟ™

Emet Denizci, Fareler ve İnsanlar'ı inceledi.
28 Oca 01:08 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Hayaller... Hangimizin yok ki... Bu kitaptaki hayal ise kendi işinin patronu olmak... George ve Lennie bunun için çiftliklerde çalışıp para biriktirmek niyetinde... Tabi unuttukları birşey var hayatında kendine ait bir planının olduğu... Lennie'nin yumuşak şeylere dokunma merakı, George'un her an onu kontrol edemeyişi durumu yine çıkmaza sokuyor. Ve bir karar verilmesi gerekiyor... Yani hayatın tokadı bazen öyle kuvvetli çarpıyor ki domino etkisi yaratabiliyor... Okunması gereken eserlerden...

Bir defa iyi bir insana denk gelince, diğerleri hep iyi birer insan oluyor.Domino etkisi gibi.Harika bir şey bu.

Bush ve emlak balonuna giden yol 1 - Johan Norberg
Armanda Falcon Jr. Federal Konut Komisyonu hakkında 2003 yılında yazdığı bir yazı, Fannie ve Freddie gibi sistemleri bu komisyonun gözlemlemesi gerektiğini, devlet destekli iki kuruluşu sorumsuzca ikraz politikası güttükleri ve onları iflasa götürebilecek risk yönetimi politikaları hakkında onları uyardığını anlatmaktaydı. Falcon 'a göre bu politikalar adeta domino etkisi yaratmakta ve piyasada likidite yetersizliğine sebep olmaktaydı. Bush 'un danışmanlarının yaptığı konuşmada oldukça ufak bir detay bulunmaktaydı. Falcon bu raporu paylaştığı gün, Beyaz Saray 'dan kovulduğuna dair çağrı almıştı.

Ertesi sene Bush 'la Freddie ve Fannie şirketleriyle arası açılınca Falcon tekrar göreve atandı.