• 288 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Geçmişimden gelen huzursuzluklarımla yüzleşmek ve iyileştirmek adına onarım terapisi almaya karar verdikten sonra çıkan ve terapiyi anlatan kitap. Hayatımın dönüm noktasıdır onarım terapisi. Tabi terapi sürecinde sadece pedagojik kitaplar serbest olduğu için yazarın diğer kitaplarını da okuyup geçmişimi ve geçmişteki yaralarımı deşmiş bulundum(bkz: pedagojik kitapları sadece çocuğu olanlar okumuyormuş). Fakat geçmişle yüzleşmeden iyileşemezsiniz, felsefesi budur bu işin. İmkânınız varsa bir yardımcı ile, imkânınız yoksa kendi iradeniz ile uygulayarak ruhunuzdaki, geçmişinizden gelen yaraları tedavi edebilirsiniz. Dönüm noktanız olabilir.
  • 680 syf.
    ·23 günde·Beğendi·10/10
    -Kafama sıkmıyorsam silahım olmadığı içindir.
    Pessoavari bir cümle ile giriş yaptıktan sonra kitap hakkında düşüncelerime gelecek olursak, okumamış olmayı dilerdim, bu kitabı okumuş olmak, hayatımdaki en büyük trajedilerden biridir: Çünkü onu bir daha asla ilk kez okuyamayacağım. Tıpkı Pessoa'nın “Mr. Pickwick’in Serüvenleri” adlı kitap hakkında düşündüğü gibi.

    “Öyleyse kim kurtaracak beni var olmaktan? Hayatımı toprağa veriyorum.” diyerek kitaba başlatan Pessoa, daha sonraları da "İsterim ki bu kitabı okuyunca, şehvetli bir kâbus görmüş gibi olun." diyor. - gördürüyor da...

    Hayatı, varlığı, yaşamayı, insanları(...) sorgulamayı çok seviyorum. Biz neyiz, varlık nedir, iyi-kötü var mıdır bla bla bla.
    Cevapsız sorularıma -kısmen- cevap oldu bu kitap. İrdeledikçe irdelemiş, göremediğim, algılayamadığım çok konuda gözümü açtığı oldu. Hayatım değişmeye başladı. Evet gerçekten yön verdi bazı konularda. Ve bu hiç garip gelmiyor.
    23 gün süren okumam, zaman kavramını da sorgulayan Pessoa sayesinde, bizlere kuşaklar boyu dayatılan zaman kavramı/23 gün, içinden çıkamadığım zamansız bir tünel oldu. Keşke hiç çıkamasaydım! orada mutluydum(?) ama kitap bitti işte ne yapalım...

    Başucu kitabım olacağını düşündüğüm H.K, bundan böyle hayatımın her anında bana referans olacak. Kurduğum her arkadaşlıkta, okuduğum her yeni kitapta, veya izlediğim filmde(...) aklıma gelecek. Kaçış yok, hoş kaçmak isteyen de yok.

    Huzursuzluğun kitabı olduğu kadar, kusursuzluğun kitabı değil tâbi ama zaten kusursuz ne demektir? Herkese göre değişebilir...

    “Delirmekten korktum; delilikten değil...” diyen Pessoa, bence delirmenin ötesinde bir hayat sürmüş.
    Bir insanın, bu kadar bilincinde olması hiç sağlıklı gelmiyor. Ama o noktaya bende ulaşmak için canımı veririm. Şu dakika.

    Kendim gibi biriyle -nasıl biri?- bugüne kadar tanış(a)madım hiç. Ama kendimi Pessoa'da buldum. Zaman makinasına veya evrenler arası yolculuk zamazingosuna yetişebilirsem ilk durağım yanın olacak Pessoa. Veyahutta senden öğrendiğim başka bir şey düş kurarım ve yanına ulaşırım...
    Evet evet, bu gece geleceğim, çayı koy.

    Yaşamla/hayatla kargaşam hiç bitmiyor, -ne zaman biteceği ise aşikâr, örneklemek gerekirse, “Ölüm bir kurtuluştur, çünkü ölen insanın kimseye ihtiyacı kalmaz.”- demiş Pessoa.
    Delirmenin eşiğinde olup, delirmekten hiç korkmayan ben -çünkü belki de delirmişimdir-, “Var olduğumu hissettiğim yerde değilim; kendimi ararken, beni arayanın kim olduğunu bilemiyorum.”

    falan falan falan... Yazayım mı daha?