Ben Pauline’i arıyorum ama o...”
Bazen birini aramak, aslında kaybettiğimiz bir zamanı, kaçırdığımız bir treni ya da en çok da eski kendimizi aramaktır.
Sevgili Burak Çapraz’ın kaleme aldığı bu özel romanı deneyimleme şansım oldu. 90’ların İstanbul’unda başlayan, yıllar sonra bir film afişiyle fitili ateşlenen ve Floransa’dan Paris’e uzanan entelektüel bir arayış hikayesi...Felsefe akademisyeni bir adamın, gençlik aşkının izini sürmek için Floransa, Prag, Berlin ve Paris sokaklarına uzanan yolculuğunu anlatıyor.
Ama bu sadece bir aşkı arama hikayesi değil; sanatla, sinemayla ve derin sorgulamalarla örülü entelektüel bir labirent.
Sayfaları çevirirken sadece kahramanın adımlarını takip etmedim; felsefenin, sinemanın, müziğin ve resmin içinde sanatsal bir yolculuğa çıktım. Sakin, içe işleyen ve bitirdiğinizde sizi kendi geçmişinizle baş başa bırakan zarif bir anlatım.
Eğer şu sıralar ruhunuzu besleyecek, sizi Avrupa sokaklarında felsefi bir keşfe çıkaracak bir roman arıyorsanız, listenize mutlaka ekleyin.
“Her arayış, aslında bir eve dönüş hikayesidr.”