10/10
·322 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 20:54
Servet Ertekinoğlu'nun kaleminden çıkan "Ne Yola Çıkabildim Ne De Yoldan", aidiyet, köksüzlük, gurbet ve insanın kendini arayışını etkileyici bir kurguyla buluşturuyor. yüzyılın Ahlat'ından günümüze uzanan hikâyede, yüzyıllar öncesine dayanan bir sır, yarım kalmış hayatlar ve çözülmeyi bekleyen bir kader düğümü var. Geçmiş ile bugün arasında kurulan bağ, sayfalar ilerledikçe daha da derinleşiyor. Kitapta hicret kavramı sadece bir yerden başka bir yere gitmek olarak değil, insanın özüne dönüş yolculuğu olarak ele alınmış. Bu yönüyle okurken sadece karakterlerin değil, kendi iç dünyanızın da izini sürüyorsunuz. Tarih, duygu, arayış ve anlam sorgulamasını sevenler için düşündüren ve hissettiren bir roman.
Ne Yola Çıkabildim Ne de YoldanServet Ertekinoğlu · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202610 okunma
İnsanı okuyan kitap
9/10
·144 syf.··
2026 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 20:28
Bir cinayetin çözümlenmesiyle başlayıp iki medeniyetin çatıştığı; "DEĞİŞİM"in bir sokağa, dolayısıyla bir topluma etkisini sorgulayabileceğiniz harika bir eser. İnsan, kendisinden daha büyük bir toplumsal ve manevi bütünün parçasıdır: “Ben, ben değilim doktor. Ben konağım, mescidim, evliyayım. Benim his yapımda bulacağınız her şey, içinde yaşadığım sokağın teşhisi olacaktır.” (s. 74) Romanda kötülüğün simgesi olan “ONLAR", yalnızca şeytanı veya belirli kişileri değil, insanın içindeki ve toplumdaki karanlığı temsil ediyor. Ve onlar hep vardı, ve onlar inkar edilmemesi gereken düşmanlardı: “Onlar çok önceleri, daha insanlar yaratılmadan önce vardı ve dünyadaydı.” (s. 35) "En sakınılması gereken düşmansa, var olduğu kabul edilmeyendir." (s. 65) Ben kitabı bitmesin diye okudum. Bir yanım herkes okusun, bir yanım ise kimse okumasın istiyor. Seneler sonra tekrar okuyacağımı umuyorum. “Geriye dönüş bizim için aslında ilerleyiş oluyordu.” (s. 40) Keyifli okumalar.
SokaktaBahaeddin Özkişi · Ötüken Neşriyat · 20171,363 okunma
Reklam
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 135. kitabı
Bazı kitaplar vardır, yalnızca bir hikâye anlatmaz; kalbinizin en sessiz köşelerine dokunur. Dönüş Yolu da benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Zülal'in posta kutusuna bırakılan gizemli mektuplarla başlayan yolculuğu; savaşın yıktığı hayatlara, aile sırlarına, kaybolan aidiyet duygusuna ve insanın kendini bulma çabasına uzanıyor. Her yeni mektupla birlikte merak duygum biraz daha arttı, ortaya çıkan gerçeklerle ise defalarca şaşırdım. Kitabın en sevdiğim yanı, "ev" kavramını yalnızca dört duvar olarak değil; özlem duyulan bir geçmiş, bir insan, bir hatıra ve bazen de insanın kendi kalbi olarak ele almasıydı. Savaşın gölgesinde kalan hayatlar, yarım kalan hikâyeler ve umutla örülen bir dönüş yolculuğu sayfalara çok etkileyici bir şekilde yansıtılmış. Akıcı dili, duygu yüklü anlatımı ve sürprizlerle dolu kurgusuyla elimden bırakmak istemediğim bir okuma oldu. Son sayfayı çevirdiğimde içimde hem hüzün hem de umut vardı. "Kaybolduğunu sanması bir yanılsamaydı; o, aslında en başından beri dönüş yolundaydı." Duygusal, gizemli ve düşündüren hikâyeleri sevenlere gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
Dönüş YoluSıla Subaşı · Ceres Yayınları · 202529 okunma
7/10
·246 syf.·
2026 12. kitabı
Çocukluğumdan beri peşimi bırakmayan, karakterimin bir parçası haline gelmiş ve değiştirilmesi gerekip gerekmediğinden bir türlü emin olamadığım baskın bir özelliğim var: Hız. Hayatın her alanında
YavaşlaM. Kemal Sayar · Kapı Yayınları · 202013,2bin okunma
Seni İçime Gömdüm
Puan vermedi
Sevgili Tomris Uyar’ın Adnan Semih’in etkisinde kalarak Andrew Jolly’den çevirdiği bu küçük ama içerik olarak dev yapıt Kafka, Camus ve Dostoyevski karışımı bir estetik tatla kimlikleşiyor,
1000Kitap
Seni İçime GömdümAndrew Jolly · Ayrıntı Yayınları · 20221,074 okunma
9/10
·368 syf.··
2026 37. kitabı
Ben Pauline’i arıyorum ama o...” Bazen birini aramak, aslında kaybettiğimiz bir zamanı, kaçırdığımız bir treni ya da en çok da eski kendimizi aramaktır. Sevgili Burak Çapraz’ın kaleme aldığı bu özel romanı deneyimleme şansım oldu. 90’ların İstanbul’unda başlayan, yıllar sonra bir film afişiyle fitili ateşlenen ve Floransa’dan Paris’e uzanan entelektüel bir arayış hikayesi...Felsefe akademisyeni bir adamın, gençlik aşkının izini sürmek için Floransa, Prag, Berlin ve Paris sokaklarına uzanan yolculuğunu anlatıyor. Ama bu sadece bir aşkı arama hikayesi değil; sanatla, sinemayla ve derin sorgulamalarla örülü entelektüel bir labirent. Sayfaları çevirirken sadece kahramanın adımlarını takip etmedim; felsefenin, sinemanın, müziğin ve resmin içinde sanatsal bir yolculuğa çıktım. Sakin, içe işleyen ve bitirdiğinizde sizi kendi geçmişinizle baş başa bırakan zarif bir anlatım. Eğer şu sıralar ruhunuzu besleyecek, sizi Avrupa sokaklarında felsefi bir keşfe çıkaracak bir roman arıyorsanız, listenize mutlaka ekleyin. “Her arayış, aslında bir eve dönüş hikayesidr.”
Ben Pauline'i Arıyorum Ama OBurak Çapraz · Edebiyatist Yayınevi · 202558 okunma
Reklam
Reklam