dosti

dosti
@dostikselaa
Bi ses’
İşte tam da bu süreç, . daha önce hiçbir erkekten öğrenmediğim yeni bir gücü ortaya çıkardı. Erkeğinin yanından ayrılmama düşüncesini benimsemekten bahsetmiyorum; bu bağımlı bir felsefe.Benim bahsettiğim daha çok, korkakça davranıp insanın güvende hissetmesini sağlayan kendini memnun etme arayışına girmek yerine gözü pek davranacak cesarete sahip olmak. Bir birliktelik ya da sevilmek istediğin için bir ilişkiye girmeye karar vermen kolaydır; ama sevgini vermek risk almayı ve belirsizliğe katlanmayı gerektirir.
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Sen korkuyu ortaya çıkarmayı seviyorsun." "Evet." "Ve senin yerine de korkan, sadece o kadın." "Evet." "Onu acı çekerken görmenin nesi hoşuna gidiyor?" "Acı çekmek onu uysallaşmaya zorluyor." "Bu konuda ne hissediyorsun?" "Kendinden emin, sorumluluk ve denetim sahibi, güçlü." Çok ilginç bir tersine çevirme olduğuna dair varsayımda bulundum. Kendi korkularını onlar üzerinden mi yansıtıyordu; böylece belki de korkuya hükmederek korkusunun üstesfnden gelmeye çabalıyordu.
Alıntı
Bu zayıflık fikri, sadece ağlamak ya da üzülmek gibi hislerle sınırlı kalmıyor. Genellikle güvensizlik, korku, hatta sevgi gibi hislere de uzanıyor. Bazı erkekler, yumuşak ve zayıf görüneceği korkusuyla duygularına ket vurup sevgilerini ifade etmiyor. Duygular hakkında konuşmaktan kaçınmak, cinselliğin, erkeğin ifade etmediği duyguları ve karşılanmayan gereksinimleri için bir depo haline gelmesiyle neticelenebilir. Sonuç olarak bu erkekler, erkekliklerini cinselliğe katmak yerine erkekliği cinsellik yoluyla bulmaya çalışıyorlar.
Alıntı
Bazı erkeklerin, hissetmenin erdemlerini övmenin kadına has olduğunu düşünmelerinden ötürü, bu konuyu önemsememe konusunda ayartıldıklarını biliyorum; ama onlar da içten içe benim doğruyu söylediğimi biliyorlar. Bununla beraber, erkeklerin faaliyette bulunduğu rekabetçi çevrelerin çoğunda, hisleri paylaşmanın işlevsiz olduğunu anladım: örneğin sporda, işte, borsada. Bir askerin, "Bak Komutanim, söylediklerin gerçekten kalbimi kırdı" diyemeyecek olması anlaşılır bir şey; ama söz konusu psikoterapi olduğunda ve daha önemlisi özel ilişkilerinde, erkekler kurşungeçirmez yeleklerini çıkarabilirler.
Ona göre, duygular gerçekti. Eğer bir şey hissediyorsa, o gerçek olmalıydı. Kanıtı sorgulamak ya da mantıklı alternatifler aramak yersizdi.
Alıntı