• Dostluk bağların yerini düşmanlık ilişkileri alıyor.Güven duygusu zayıflıyor ve insanlar Yalnızlaşıyor.
    ¤Anonim¤
  • BAĞDAŞ KURMA,
    Oturarak dostluk kurma,
    Karşılıklı ayakta durma değil,
    Karşılıklı masa etrafında değil,
    Karşılıklı diz üstünde oturmada değil,
    Bir dergâh anlayışı,
    Boyun eğmeden bir oturuş,
    Eşitlik söz konusu yani denk olma.
    Ve SOHBET !
    Anadolu mayası yani sohbetle mayalanma
    Karşımızdakinin dile getirdiğini kendimize çevirerek anlatma,
    Bilinçlerin giderek ortak bir dil inşa etmesi,
    Karşılıklı rıza
    Yani
    Özgüven yoksunluğunun rıza ortamında güvene dönüşmesidir .
    Bu GÜVEN e, konferansla, seminerle, sıcak sandalye (!) ile ve diğer biçimlerle ulaşamazsınız.
    Bağdaşma, bağdaş kurma ve aşure,
    Hepsi iç içe,
    Hepsi diri,
    Hiç biri kaybolmamış yani hepsi aynı !
    Birbirini yok etmeyen,
    Birbirini anlayan
    Anladığı ölçüde koruyan,
    Yani karşılıklı sahiplenme
    Aynîlik sahiplenilmez, farklılık sahiplenilir
    O’ nun sahip olduğu farklılıkların
    bağdaş kurulup oturulan sofrada bulunmasını istemek !

    Sufiyye Günlükleri.
  • Varlığınızı bağlılık ve güven üzerine kurun. Ahlaki açıdan sizinle uyuşmayan insanlarla dostluk etmeyin. Bir hata yapınca düzeltmekten asla çekinmeyin.
  • Kardeşlik ahlakı
    22 Ağu 2012, Çarşamba

    Arkadaşlık ve dostluk ahlakı da diyebiliriz. İş ahlakından, aşk ahlakından, isyan ahlakından bahsedilir de, kardeşlik ahlakından pek bahsedilmez. Oysa imanın ve İslam''ın olduğu gibi, kardeşliğin, arkadaşlığın, dostluğun da şartları bulunmaktadır. Her geçen gün eksikliğini hissettiğimiz şeylerden birisi de maalesef ve maalesef budur.

    Sühreverdi, dostluk bahsini, Kur''an''ın emirleri arasında görür. Buna bağlı olarak da, dostluğu bir ''amel'' kabul eder. Ona göre, dostluğun şartları vardır ve o şartlardan birkaç tanesi şöyledir: Ayrılıktan şiddetle kaçmak ve birlikte olmaya ısrarla devam etmek. Dostun hatalarını görmezden gelmek, kusurlarını örtmek. Dost aleyhinde kalbe gelen vesveseleri kovmak için gayret sarfetmek. Elindekinin yarısını dostuna verip ondakinin yarısını istememek...

    Evet, kardeşlik ahlakı… Mehmet Kaplan, “Birbirine yalan söyleyen ve birbirini aldatan insanlar haydut çetesi bile kuramazlar” der. O halde, ''kardeşlik ahlakı''nın birinci maddesine ''itimat'' bahsini yazabiliriz. Malum, ''itimat, itikattan önce gelir'' denilir. Bir de Hadisi Şerif: Mümin, güven yurdudur.

    İtimat duvarı yıkılırsa, insana mahsus birçok incelik o duvarın altında kalır, kalmıştır. O andan itibaren, mümin müminin kardeşi değildir, insan insanın kurdudur.

    İtimat bahsinin hemen altına veya yanına ''vefa''yı yazmamız gerekiyor diye düşünüyorum. Bana kalırsa, en önemli kusurlarımızdan biri, ''kendini kurtaran'' veya birkaç adım öne çıkan kişinin, dönüp geriye bakmamasıdır. Kardeşlik ahlakı, ileriye değil, geriye bakmayı uygun görür. Bu ve buna benzer şeylerin (himmeti ve hizmeti unutmamak vs) toplamına ''vefa'' diyoruz. Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri''ne göre, arkadaşını geride bırakmak, bedenin afetlerinden biridir. (Marifetname, Sayfa 1296) Afetler bahsini hafife almayalım derim. Yine, birçok büyüğümüz, kesin bir dille şunu söyler, söylemiştir: “Vefasızlık, ahlaksızlıktır.” Bize de atalar sözünü hatırlatmak düşsün: Vefası olmayanın sefası olmaz! Emek olmadan yemek olmaz gibi bir şeydir bu… Peki, kardeş bildiklerimizden bir vefasızlık görürsek, ne yapacağız? Elbette Hüseyin Kazım Kadri''nin şu nasihatini dinleyeceğiz: “Dostlarından bir vefasızlık görürsen, onları sakın kırma; üslup ile geri çekil.”

    Bir de emanet bahsi var. Kardeş kardeşin, arkadaş arkadaşın emanetidir. Sadece bedenen değil elbette. Sözler, ameller ve mahrem meseleler de kardeşler arasında karşılıklı emanetlerdir. Emaneti korumak ile korumamak arasındaki yakıcı farkı herhalde bilmeyenimiz yoktur. Yine de ''küçük'' bir uyarı yapalım: “Sırrı ifşa etmek, dilin afetlerindendir.”

    Kardeşlik ahlakının vazgeçilmez başlıklarından birisi de hürmet meselesidir. Konuyla ilgili, İsmail Kara hocamızın bir sözünü hatırlatmak, sanırım yeterli olacaktır: “Dostluk ve hukuk, biraz da karşı tarafın hissiyatına ve hassasiyetlerine hürmet etmektir.” (Ezel Erverdi Kitabı, Sayfa 5)

    Kuşkusuz, örneklerimizi madde madde çoğaltabiliriz. Etkili olur mu, olmaz mı, orasını bilemeyiz. Bildiğimiz bir şey varsa, o da, bunların ilk defa söylenmiyor, yazılmıyor oluşudur.

    Artık devir değişti deniliyor. Dost ararsak, cebimize bakacakmışız vb. Ben de, üzgün ve yorgun zamanlarımdan birinde, şunu demiştim: ''Artık her insanın son kullanma tarihi var. Çünkü karşımızdakine insan olarak değil, imkân olarak bakıyoruz.'' Bu da bir şairimizden: “Arkadaş adreslerinde eskiden / İncecik ve güzel şeyler vardı.”

    “Eşyayı dahi incitme” diyen medeniyetin mensupları, bugün, özellikle siyaset ve sosyal medya üzerinden, birbirlerini incitme yarışı içindeler. “Bunu düşman yapmaz” diyebileceğimiz birçok şeyi, maalesef birbirimize reva görmekten çekinmiyoruz.

    Bütün bu olumsuzlukları hızlı bir şekilde geçelim ve şunu diyelim: Çok kuvvetli bir biçimde kardeşlik ahlakına ihtiyacımız var. Hesapsız ama kitaplı dostlara, arkadaşlara, kardeşlere…

    İsmet Özel, “Titizlik, ahlakın ta kendisidir” diyor. (Henry Sen Neden Buradasın, Sayfa 14) Demem o ki, bu titizliği, dolayısıyla bu ahlakı, önce insan ilişkilerinde göstermemiz gerekiyor.

    Bu hayati meseleler, hem kişiseldir, hem toplumsal. Sözgelimi son zamanlarda yaşanan olaylara ve gerilimlere de kardeşlik ahlakı penceresinden bakmamız icap ediyor. “Ayrılıktan şiddetle kaçmak ve birlikte olmaya ısrarla devam etmek” nasihatine veya prensibine, ülke olarak, en çok bugünlerde ihtiyacımız var. İsmail Kara hocamızın o önemli tespitini de unutmayalım, tekrar ve tekrar hatırlayalım.

    İbrahim Tenekeci
  • 84 syf.
    ·1 günde·10/10
    Yapayalnız dolaşıyor bu çağın insanı.Çünkü birlikte yürüyecek kadar güvenmiyor kimse birbirine.."

    Ne kadar etkileyici ve gerçek bir cümle değil mi..?
    Bu cümle vesile oldu kitabı almama..

    NURİ PAKDİL, yedi güzel Adamdan biri..Dünya görüşlerine ve duruşlarına aşık olduğum Adamlar..Hep okumak istemiştim,kısmet bugüneymiş.Bu kitapla da ne kadar doğru bir tercih yaptığımı görmüş oldum.Zira eser,baştan sona kadar müthişti.Kitap kısa, akıcı ve dopdolu bir eser.Altı çizilecek o kadar çok şey vardı ki,çizmeyle başa çıkamayıp bıraktım.

    Neydi bu "Bağlanma" nasıldı, nasıl olmalıydı ? Ana tema bunun üzerinden işlenmiş.Çağımızın insanı neden mutsuz,neden yalnız,nasıl mutlu ve ideallerine ulaşan bir toplum oluruz, gibi soruların yanıtlarını alabileceginiz kısa fakat dopdolu bir kitap.Yazarın uslûbunu ve kalemini de çok sevdim üstelik..

    "Dostluk,karşılıklı birbirine bakmak değil,aynı yöne birlikte bakmaktır." der Exupery.İşte bu kitapta bu iki dostun ve nicesinin aynı dostluğuna şahit olacaksınız.Aynı yöne bakan dava Adamları..Temel ilkeleri; vicdan ,insan ve insan sevgisi..

    Güven olmazsa dostluk olmaz, güven olmazsa idealizm olmaz,güven olmazsa devlet olmaz..Kısacası güven olmazsa hiçbir şey olmaz..Tüm insanlığı kucaklamalıyız,gönlümüz tüm insanları sevecek kadar geniş olmalı,güven duymalıyız birbirimize,vicdanlı olmalıyız ; kimsenin bunu bize hatırlatmasına gerek olmamalı.. Peygamber efendimizi örnek almalıyız onun insanlık anlayışını,el emin sıfatına tabii olmaliyiz..Önce O'na bağlanmalıyız sonra peygaberine..Ve küllerimizden yeniden doğmalıyız..

    Nuri Pakdil'in, Fethi Gemuhluoğlu'nun büyük anısına yazdigı bu nadide eseri herkes okumalı..Bu idealizmi örnek almak temennisiyle..Keyifli okumalara...
  • Tensel zevk gelip geçicidir ama insanlar arasındaki dostluk, karşılıklı güven, gönül zenginliği, bu tür şeyler asla yok olmaz ve katiyen yok edilemez.
  • Stemkar yorumlar,zımni tehditler,kendine gönül arkadaşı arayanlar, hatta iş arayanlar bile var.
    Herkes her şey olmuş,usta uzman,ermiş varı yorumlar.... Uzar gider.
    Benim bildiğim dünyevi alemde tek cumlem var.
    Barış,huzur,güven ve dostluk gerek
    Gerisi olur zaten....