Evliliğin temeli.
Hem bir kere sevmişlerse, severek evlendilerse sevgi neden geçsin? Onu yaşatmanın bir yolu yok mu? Sevgiyi yaşatmanın mümkün olmadığı böyle durumlar nadiren olur. Hem kocan merhametli, dürüst bir adamsa sevgi niye geçsin durup dururken? İlk dönemin aşkı geçer, orasi öyle ama ardından daha da güzel bir sevgi gelir. Ruhlar da bir olur, bütün işler de ortaklaşa yapılır; birbirinden sır da saklamazlar. Çocuklar da olunca en zor zamanlar bile mutluluk getirir; yeter ki sevin ve dirayetli olun. Çalışmak bile neşe getirir, bazen bir parça ekmeği kendin yemez, çocuklarına bırakırsın, seve seve. Çünkü onlar seni ilerde bunun için severler; yani bir anlamda kendin için birikim yapıyorsun. Çocuklar büyür; anlarsın ki sen onlar için örnek ve desteksin; sen öldükten sonra çocukların senin duygu ve fikirlerini senden aldıkları gibi içlerinde taşımaya devam ederler, içiyle dışıyla sana benzerler. Demek ki bu ağır bir sorumluluktur. Anneyle baba daha sıkı kenetlenmesin de ne yapsın? Derler ki çocuk zor. Kim diyor bunu? Çocuk büyütmek göksel bir mutluluktur!
En güzel günlerini nereye gömdün ? Yaşadın mı, yaşamadın mı ? Bak, diyor bir başkasına, bak dünya nasıl da soğuyor. Birkaç yıl daha geçecek ve onlardan sonra kasvetli yalnızlık gelecek; sonra koltuk değneğiyle titreyerek yaşlılık ve sonra da sefalet ve ıssızlık gelecek.
Sayfa 50 - Tutku - Şubat - 2018Kitabı okudu
Reklam
Novoye Vremya'da intihar eden genç bir kızın çok dikkat çekici, uzun bir mektubu yer aldı. 25 yaşındaydı, soyadı Pisareva’ydı. Bir zamanlar hali vakti yerinde olan bir toprak sahibinin kızıydı, Petersburg’a gelmiş, kendini geliştirmeye vermiş ve Ebe Okuluna girmiş. Sınavları geçmiş ve zemstvo sağlık merkezinde iş bulmuş, mektubunda paraya hiç
Ve insan bir başkasıyla el sıkışıp yılların nasıl da uçup gittiğini söylüyor! Ve insan yeniden o yılların ne ara geçip gittiğini kendine soruyor. En güzel günlerini nereye gömdün? Yaşadın mı yaşamadı mı? Bak, diyor bir başkasına, bak dünya nasıl da soğuyor. Birkaç yıl daha geçecek ve onlardan sonra kasvetli yalnızlık gelecek; sonra da sefalet ve ıssızlık gelecek. Fantastik dünya solacak, düşlerin yok olup ölecek ve ağaçlar dan düşen sarı yapraklara dönecek...
Kendime ''Nerede hayallerin?'' diye sormadan edemiyorum. Başımı sallayıp, ''Ne kadar çabuk geçti yıllar!'' demekten başka bir şey gelmiyor elimden. Sonra tekrar kendime ''Bunca sene ne yaptın?'' diye soruyorum. En güzel günlerini nerede heba ettin? Yaşadın mı cidden? Bak, diyor insan kendi kendine...Ne kadar da soğudu dünya. Daha seneler geçecek, sonra kasvetli yalnızlık gelecek. İhtiyarlık bastonunu dayanmış bir halde kapımızı çalacak, sonra ise sefalet ve perişanlıktan başka bir şey olmayacak. Hayal dünyan sönecek, rüyaların solup gidecek ve sararıp ağaçtan dökülen yapraklar gibi kopup gidecek...
Sayfa 54
Bu Ülke / Cemil Meriç
Dostoyevski,“Avrupa’yı kendimizden çok daha iyi tanıyoruz”, diyor. Biz ne kendimizi tanıyoruz, ne Avrupa’yı. Tarihimiz mührü sökülmemiş bir hazine. Sosyologlarımız bir Kızılderili köyünü keşfe gider gibi, alan çalışmalarına koyuluyorlar. Avrupa’yı, Avrupa’nın istediği kadar tanıyoruz. Ne var ki ihtiyar Batı da hafızasını kaybetmişe benziyor. UNESCO, kitap yılında, kitap için yazılmış en güzel eseri hatırlayamadı: "Susam ve Zambaklar"
Sayfa 106 - İletişim Yayınları, 9. Baskı
Reklam
31 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.