Gülün Adı – Umberto Eco
📕
Bir yazar kendi yapıtı üstüne yorum yapmamalıdır, yoksa bir roman yazmamış olur, çünkü roman yorumlar üreten bir makinedir. Ama bu erdemli amacın gerçekleştirilmesinde başlıca engellerden biri, bir romanın bir adı olması gerektiği olgusudur.
Ne yazık ki bir yapıtın adı aslında yorumsal bir anahtardır. Kızıl ile Kara'nın ya da Savaş ve Barış'ın yarattığı anıştırmalardan kaçınılamaz. Okuyucunun en çok saygı duyduğu adlar, David Copperfield ya da Robinson Crusoe gibi kahramanın adına indirgenenlerdir, ama kahramanın adının anıştırılması, yazarın yersiz olarak araya girmesine yol açabilir. Goriot Baba, okuyucunun dikkatini yaşlı baba üstünde odaklaştırır, oysa roman Rastignac'ın ya da Vautrun yahut Collin'in destanıdır. Belki de, Dumas gibi dürüstçe dürüst olmamak gerekir, çünkü Üç Silahşörler'in, gerçekte dördüncü şövalyenin öyküsü olduğu açıktır. Ama bunlar seyrek görülen lükslerdir, hem belki de yazar bunlara yalnızca yanlışlıkla izin verebilir.