Duymazsınız, duyamazsınız. Öyle ulu orta ağlamam ben, hem öyle öğrettiniz, erkekler ağlamaz dediniz. Analarımız ağladı, analarımız ağlayınca biz de ağladık. Sevdalanınca anama koştum. Anam ağlamadı ben ağladım bu kez gizliden.
Bugüne kadar kafa doldursun diye açtığım oto teyp dışında ya 2 ya 3tür şarkı dinlediğim. Sevdalanınca adam yastık ıslatmak istiyor. Birden bütün şarkı sözlerinin arasından bir tanesini çekip çıkarıyorum ve onu, onu en iyi söyleyeninden dinlemek istiyorum. Orada bağlama sesi için vurulan her temas gönlüme lav düşürüyor. Kanayan, kaynayan bir çığ oluşuyor göğüs boşluğumda. Tezene kızgın bir bıçak gibi kalbime saplanıyor, kanımı kaynatıyor. Dışarı yağan kar içimdeki sıcaklıktan yaz yağmuruna dönüşüyor.
Hem sonra sözler duyuyorum, belli belirsiz, anlam ifade etmeyen şeyler. Sevdalıktan çıkmayan bütün sözler erkek inek karnı gibi bomboş geliyor.
Hem sonra böyle tuhaf bir haldeyken onu düşünürken bazen mutlu olmakta var, öldüm de sırat köprüsü 3 şeritli otoban sanki öyle bir mutluluk.
Sonra mutsuz olmakta buna dahil. KDV’nin KDV’si gibi dahil. Ulan diyorum kendime sen kimsin? Kimsin ki şu güzel kızcağızın sana bakacağını hayal ediyorsun bre densiz diyorum. Baktığını hayal edene kadar cehennemde susamış gibi oluyorum, ağzım kuruyor, göğsüm daralıyor.
Ya bakarsa? Nasreddin hocayı severiz ama bakacağını bilsem koca Beyşehir gölünü mayalarım. Haa evet mevsim kurak göl çekilmiş falan diyorlar. Seneye bir daha mayalarım. Hem o beni severse rabbimin rahmeti açıktır demektir. Bereketini esirgemez, göl taşar.
Kabe’ye gidecekler var dua istedim. İlk dua kontenjanından faydalanma fırsatçılığı yapmayı hayal ettim bu kadar ego arasında, düşünün ki bu kadar enayi bu kadar saf kalpli birisiyim. Ağlamak bir yana ölüyorum, erkekler ağlamaz ama ölür ve