• Feyzullah Ergün

    Sağlığın korunmasında tuzun önemi

    İnsan sağlığının korunup, dengelenmesinde yeterli miktarda, kimyevî işlemler görmemiş tuz tüketilmesinin önemi, en eski çağlardan beri bilinmektedir.

    Bu yüzden tuz, her zaman en değerli bir sağlık ve ticaret kaynağı olarak değerlendirilmiştir. Tuz yalnız insanların organik kimyalarında değil, bitki ve hayvanların gelişmesinde de, vazgeçilmez bir ihtiyaç maddesidir. Onun içindir ki, kâinatı yaratan ve tanzim eden Cenâb-ı Hak (cc), yarattığı canlıların fıtrî ihtiyaçlarını da bildiğinden, dağlara denizlere ve göllere bol miktarda depolamıştır. Kâinatta hikmet ve faydası olmayan bir maddeye yer bulunmadığından, yarattığı canlılar âleminin ihtiyaçlarını bildiğinden, tuz nimetini ikram etmiştir. Hayata bir faydası olmasa, yaratılma gereği olmayacaktı.
    Yaradılış kanunlarını en iyi bilen Peygamberimizin (asm) bildirdiğine göre “Hz. Enes bin Malik (ra) anlatıyor: “Resulullah (asm); KATIĞINIZIN EFENDİSİ TUZDUR” buyurmuştur. Keza Hz. Ali’nin (ra) “Yemeğe tuz ile başlamak, yetmiş derde şifadır” dediği rivayet edilir. Yemeklerden önce tadılan tuz, mide enzimlerini harekete geçiriyor, sinirleri uyarıyor, hazmı kolaylaştırıyor. Tükürük guddeleri (bezleri) daha fazla salgı yapıyor. Sindirim ve ağızdaki karbonhidrat parçalanması, daha kolay oluyor. Ağız içine hava yoluyla bulaşmış mikroplar, tuzdaki sodyum-klor sayesinde temizleniyor. Sodyum iyonu, ayrıca hücrelere besleyici maddenin (vitamin, mineral, enzim, amino asit ve glikoz gibi) girişi ve hücrelerdeki artık maddelerin, çıkışında görevlidir. Ayrıca sinir ve kaslarda, uyarıları iletir. Az tuz alanların, çok tuz alanlara göre % 20 oranında, daha çok kalp krizine yakalandıkları tesbit edilmiştir. Az tuz alan yaşlılarda konsantrasyon, ALGILAMA ve HAFIZA ZAFİYETİ, az tuz alan çocuklarda gelişme anormallikleri, yorgunluk, baş ağrısı, okulda anlamama, nefes darlığı, deri hastalıkları ve erken yaşlarda yüksek tansiyon görülmüştür.” 1
    Sağlık kaynağı olan tuz, kimyevî katkılarla rafine edilmemiş, fıtrî KAYA TUZUDUR. İçinde iyot, magnezyum, potasyum, çinko, silikat gibi insan sağlığı için gerekli mineralleri ihtiva eder. İnsan organizmasının biyokimyasal dengelerinde, önemli rol oynayan sodyum-klor dengesi, sağlıklı hayatın önemli bir şartı olup, yokluğu veya eksikliğinde organizmayı sarsarak, tahrip eden bir tabloya sebep olmaktadır. Faydalarından birkaçını sayacak olursak “Kan basıncını (tansiyon) dengeler, stresi azaltır. Böbreklerdeki fazla asidin idrara gönderilmesini sağlar. Beyinde SEROTONİN ve MELOTONİN (mutluluk hormonları) düzeylerinin korunmasını sağlar. Yeterli tuz almayanların, böbrekleri ağır hasar görebilir. Vücudun HİDROELEKTRİK enerji üretimi için gerekli olan tuz, KALP RİTMİNİ ve KAN ŞEKERİNİ dengeler, besin emilimine yardım eder. Kemik yapısını sağlamlaştırır. Kas kramplarına engel olur. Boğazda balgam toplanmasını ve SİNÜS TIKANIKLIĞINI engeller, ağır öksürükleri keser. Az tuz alanlarda, idrar kaçırma görülmüştür. Yeteri kadar temiz tuz kullananlar, başka sebep yoksa genellikle ALZHEİMER olmazlar. Tuz aynı zamanda bir tedavi nesnesidir. 
    Dr. Feridun Batmanghelidj oldukça ilginç bir tesbit yapıyor: “Vücut yeterince su ve tuz alırsa, tuz dolaşımdaki kanı arttırır ve kanın, bedenin her yerine ulaşmasını sağlar. Bu sayede KANSER HÜCRELERİNİ öldüren oksijen, harekete geçer ve güçlenen bağışıklık sistemi, hastalıklı dokuları yok eder.” Aldığınız tuza SİYANÜR eklenmişse, bu katkı maddesi, kanın oksijen taşıma miktarını azaltacağı için, kansere dâvetiye çıkaracaktır.” 2
    Hayatımızdan kesinlikle çıkarılarak, uzak kalmamız tavsiyesinde bulunulan, üç beyaz zehirden birisi olan tuz, sağlık için gerekli iken, ilâve edilen kimyevî katkı maddeleriyle, gerçekten zehirli hale getirilmiştir. Özellikle yemek tuzlarını beyazlatarak, topaklanmayı önleyip, akışkanlığını sağlamak için üreticiler tarafından alüminyum hidroksit, titanyum dioksit ve siyanür bileşikleri ilâve edilmektedir. Bu toksik (zehirli) ve kanserojen maddeler, vücutta çeşitli reaksiyonlara girerek, kanın oksijen taşıma miktarını azaltırlar. “1 kg. rafine tuza, 20 miligram siyanür zehiri katılıyor. Tuzlara eklenen bu toksik maddeler ağız, boğaz ve mide yanmaları, gırtlak zedelenmeleri, iç kanamalar, baş dönmesi, alerjik reaksiyonlar, hatta beyin kanamalarına bile yol açtığı biliniyor. Özellikle bebekler ve çocuklar için, tehlike çok daha büyüktür. FDA (Amerikan Gıda ve İlâç Dairesi), bu maddelerin gıda katkı maddesi olarak, kullanımını yasaklamıştır. Biz de, sırf tuzumuz rahat rahat aksın diye, rahat rahat ölüyoruz.” 3
    Sağlıklı, temiz ve katkı maddeleri ilâve edilmemiş KAYA TUZU ölçülü kullanıldığında, sağlığa ve hastalıkların tedavisine destek veren, ilâç etkili bir maddedir. Gayet ucuz ve pratik uygulamalarla, başarılı sonuçlar alınabilir. “Tuz, vücuttaki çürümüş yaraları, temizleyerek arındırır. Çürümüş fazlalıkların atılmasını sağlar. Yeni ve sağlıklı dokuların, güçlenerek gelişmesine destek sağlar. Zeytinyağına, sirke ve tuz ilâve edilerek karıştırılır. Bu karışım, alerjik kaşıntıları giderir. Tuz, sirke, bal ve zeytinyağı ile karıştırılırsa; boğaz ağrı ve enfeksiyonlarında şifaya vesile olur. Sirkenin içine tuz karıştırılarak eritilir. Bu solüsyonla gargara yapılırsa, ağız ve diş kanamalarını keser, ağızda bir süre bekletilirse, diş ağrılarını keser. Bu gargara uygulaması, bademciklerdeki şişleri rahatlatır. Beyin fonksiyonlarına destek verir.” 4
    Canlılar dünyasının, ekolojik sistem ve insan sağlığı dengelerinin düzenlenmesi; sağlıklı ve kaliteli tuz kaynaklarından faydalanarak, yeterli miktarda tuz tüketilmesiyle mümkün olacaktır. Sağlıklı bir hayatın devam edebilmesi, tuzdaki mineral depolarından destek almakla yakından ilgilidir. “ABD ilim adamları geçtiğimiz günlerde, bütün medyada yer alan bir itirafta bulundular ve dediler ki; “BİZ TUZDAN ÖZÜR DİLİYORUZ. TUZ BİNLERCE DERTLERE DEVADIR.” 5 Sonuç olarak, rafine edilmemiş, sağlıklı, temiz, kimyevî katkı maddesi bulunmayan ve kararında kullanılan tuz, sağlığımıza zarar değil, yarar sağlayacaktır.
    SAĞLICAKLA KALIN.
    Dipnotlar:
    1- https://www.yeniasya.com.tr/...-ile-baslamak_206438
    2- Kemal ÖZER, İyi Gıda, Kötü Gıda, s. 222, Hayykitap 2017.
    3- Age. s. 224.
    4- Ziyaüddin İbn-ül BAYTAR, EL- CAMİ’, C.3-4, s. 456, Dar el Kütüb el İlmiyye.
    5- Halil USLU, Şifa Yaprakları, s. 34, Kardelen Yayınları 2013.

    YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
  • “ Su bedenin para akışıdır, kendinizi iflas ettirmeyin. - Dr. Batmanghelidj”
  • "Histaminin tıp kitaplarında yazmayan çok önemli bir işlevi vardır. Bedendeki su alımının ve kuraklık yönetiminin başındadır. Beden tamamıyla sıvı aldığında daha az aktiftir ve bedendeki bir bölge kuraklık sorunu çekerse giderek daha aktif hâle gelir."
  • 224 syf.
    ·6 günde·Beğendi·10/10
    KİTAP İNCELEMESİ (14)

    Kitabın Adı : Su – Hasta değil susuzsunuz

    Orijinal Adı : Water : For Health, Healing, for life You’re Not Sick You’re Thirsty!
    Alt Başlık : Yok

    Yazarı : Dr. Fereydoon Batmanghelidj

    Çeviren : Meltem Tayga
    Yayınevi : Klan Yayınları

    Yayıncı : http://www.klankitap.com

    Sayfa Sayısı : 239
    Kategori : sağlık /koruyucu hekimlik /su
    Baskı : 1.baskı Mayıs 2015 İstanbul
    ISBN : 978-975-6388-80-8
    Okuma başlangıç : 12.06.2017
    Okuma Bitiş : 17.06.2017

    İnceleme Yazısı : Ali Rıza MALKOÇ http://www.arm.web.tr
    Okuyana yeni kitap Önerisi : Mutluluk Kürleri / Dr. Ümit Aktaş / hayyKitap



    Bildiklerinizi unutun, Vücudunuz suyla buluşuyor, şifa buluyor!...



    Kitapta umduğumdan çok fazlasını buldum. Demek ki hiçbir esere önyargılı yaklaşmamak gerekiyor.

    “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” ilkesiyle hareket edersek, kafa da sağlam değilse, içine doldurduklarımız ne kadar verimli, faydalı, sağlıklı olabilir ki?... O zaman işe sağlıklı vücudu kazanmayla başlamamız gerekiyor.

    Bu da ancak vücudumuzu tanımakla, fonksiyonlarını bilmekle, neye ihtiyacı olup/olmadığını sorgulamakla, sağlıklı beslenmekle mümkündür.

    Kitabı okurken insan ister istemez pratik biyoloji, anatomi, fizyoloji bilgileri ediniyor. Neyi nasıl yapmamız gerektiği, çok güzel bir dille ilmi gerekçe ve deneyim sonuçlarıyla anlatılıyor.

    Bu eseri öncelikle biyoloji ve kimya öğretmenlerimizin okuyarak öğrencilerine tavsiye etmelerini öneririm.

    Evet, sağlık su ile başlar ve sürdürülür. Okuyunca hak vereceksiniz.

    Konu eğitimden açılmışken şunu de belirtmeden geçemeyeceğim: Bu eseri toplumun geneline yön veren hekimler, eczacılar, diyetisyenler, tıp öğrencileri, tüm sağlık çalışanlarının okumasını öneririm.

    Hekimlerine de danışmak şartı ile, şeker hastası, kanser, sindirim, astım, alerji, tansiyon, kilo sorunu olanlar da dikkatlice okumalı. Bebek bekleyenler ve besleyenlere de çok güzel öneriler var kitapta.

    Beni en çok etkileyen de, doktor olan yazarın, delilsiz bir suçtan cezaevine düşmesi, koğuşları bilim yuvası, laboratuvar ve hastane gibi değerlendirmesi. Deneyimlerini orada geliştirmesi.

    Tahliye günü geldiğinde de : “beni 15 gün sonra çıkarın, bir bilimsel çalışmam var yarım kalmasın” diyebilmesi. İşte bilim aşkı ve bilimi insanlığa adama duygusu böyle bir şey olmalı.



    Haydi bakalım, sağlık için doğal su bizi bekliyor.

    Başka bir kitap tanıtım yazısında buluşmak dileğiyle



    Ali Rıza Malkoç

    18.06.2017 Samsun

    http://www.arm.web.tr

    #armozdeyis