Merhaba arkadaşlar. Sonunda sıra geldi bizim çocukluğumuzun efsanesine. Hepimizin bir kere dahi olsa okuduğu, minicik baskılarıyla hafızamıza kazınan o efsanenin tam çevirisine. Başlamadan önce ne
“Kafasının içi, pırıl pırıl bir günün üzerine kapatılmış
koyu renk perdeli bir oda gibiydi.”
Bu kitaba ,arkasında yazıldığı üzere yasak bir aşk hikayesini anlatıyor dersem çok büyük haksızlık etmiş olurum..
Yalnız ve dışlanmış bir annenin hayatı, çocukluk hafızası, toplumsal sınıflandırma, kast sistemi içinde kaybolan değerler..
Kitap dram anlatıyor gibi görse de , insanlığın türlü acılarına değinirken bunu öyle hafif yapıyor ki, herkese üzülüyor ama kahretmiyorsunuz. Bu yüzden kitabın adı kendisine ve 400 sayfanın her birine çok yakışmış.
Okurken acı bir şeylerin tadı geliyor ama dilinizi yakmıyor..
Kitapta zaman doğrusal akmıyor. Daha en başından şu soruyla birlikte okuyoruz kitabı ; ne oldu da buraya gelindi ? Bir sır var ama çözmeye çalışmıyoruz çünkü saklanmış değil. Sadece nedenini anlamaya çalışıyoruz.
Bazı yorumlarda kitaptan kopulduğu, akışın kolay olmadığı yazılmış. Kısmen katılıyorum. Bazı yerlerde benim de atlamalarım geri dönmelerim oldu. Ama bu kitabın tadında bir eksiltme yaratmadı benim için.
Merhaba arkadaşlar, bugün sizlere duygusal bir o kadar üzücü ve dram barındıran bir hikaye ile geldim. Bu kitap otistik çocuğa sahip olan bir annenin zorlu mücadelesinden bahsediyor. Kitabı en fazla
Baya akıcı ilerledim zaten bunu iki güne bitirdim ikinci kitabına geçtim. Bu seriden sonra bi klasik okurum diye düşünüyorum. Baya hikaye akıcı ilerledi sevdim komedi dram hepsi bir aradaydı.
Saka ve SanrıMaral Atmaca · Ephesus Yayınları · 20252,408 okunma
Seri içinde en çok dram barındıran kitap buydu fakat dozunda olduğu için çok sevdim. Eylül ne yazsa okurum gibi, kalemi ve kurgulamasını gerçekten sevdim ve özellikle bu kitapla birlikte kendini de kanıtladı bence. Sarp'ın burnu o kadar sürtüldü ki keşke dediğim bir yer olmadı hiç, bu çok önemli. En sonunda her şeyi geride bırakmalarına sevindim, bundan sonra ne olacak merakla bekliyorum.
"Kömür tozunu hava diye ciğerlerine çeken o küçük çocuklar için mücadele edeceğim..."
Emma, kardeşini yıllar önce kömür madenindeki o karanlık nehirde kaybetmişti. Anne ve babasının ölümünün ardından, acı hatıralarla dolu olan bu kasabaya geri dönmek zorunda kalır. Ve orada, çocuk işçilerin sömürüldüğü büyük bir adaletsizlikle yüzleşir.Hikayenin teması, tarihi dokusu ve anlatmak istediği dram gerçekten çok güçlüydü.
Yazarın bazı yerleri gereksiz uzattığını düşünüyorum. Okurken beni yer yer sıktı ve temposu biraz düştü. Ama sonu... Kitabın finalinde hiç beklemediğim bir şey oldu ve beni gerçekten çok şaşırttı. Sırf o tahmin edilemez sonu görmek bile aradaki durgun sayfalara katlanmaya değerdi. Dürüst ve şaşırtıcı biten bir dram hikayesi okumak isterim derseniz kesinlikle şans verin.
• "Belki de yıllar önce solan vicdanımın çiçekleri yeniden açar..."
• "Eşitsizlik... Belki de konu masumların ölümüyle acı çekişi olduğunda eşitlik ve adalet diye bir şey yoktu..."
Kara NehirEllen Marie Wiseman · Arkadya Yayınları · 2017670 okunma