.. Galip Efendi de artık işlerin yakasını bırakmıştı. Yağ iskelesindeki dükkana sabah namazından evvel gitmenin bir faydası olmadığını, on altı yaşındaki çırağın namusuna güvenerek sabah uykusu kestirmeyi daha akıl karı bulmuştu.
… akrabalarının, yalnız onların evinin değil, bu şehrin de yamalı bir şey olduğunu düşündü. tabiatla teknik, yüz sene öncesiyle bugün burun buruna.. güzelle yapmacık, lüzumlu ile özenti birbirine sürtünerek yaşamaktaydı.
Neden şikayet ediyorsun? ‘İçinde şeytan dediğin o şeyin en kıymetli tarafın olmadığını nereden biliyorsun? Sizin gibi beş hissinden başka duygu vasıtası olmayanlar bu daimi korkudan kurtulamazlar. Asıl sebep ve illetlere varabilseniz göreceksiniz ki en zayıf tarafımız dışımızdadır. Gözümüzü kör eden yedi renktir, kulağımızı sağır eden sesler, ağzımızı paslandıran yediklerimiz, kalbimizi önce coşturup sonra durduran sonsuz koşmalarımızdır .