• 208 syf.
    ·9/10
    Türkiye de erken yaşta vefat etmiş değerli bir şahsiyeti anlatan Ziya Nur Hocamızın mükemmel bir eseridir. Dündar Taşer ağabeyimiz de adını duyurmak istmeyenlere karşı adı unutulmayacak mükkemmel bir insandır.
  • Tarihçi Yazar Mustafa Armağan'ın
    Alternatif tarih okuma listesi isteyenlere
    50 kitap tavsiyesi

    1) Kemal Tahir, Yol Ayrımı (roman)
    2) Attila İlhan, Hangi Batı
    3) Necip Fazıl, Sultan Vahidüddin
    4) Yılmaz Öztuna, Bir Darbenin Anatomisi
    5) Erik Jan Zürcher, Modernleşen Türkiye Tarihi
    6) Kemal Tahir, Notlar: Çöküntü
    7) Roger Garaudy, İsrail: Mitler ve Terör
    8) Hüsrev Gerede'nin Anıları
    9) Fahrettin Altay, On Yıl Savaş ve Sonrası
    10) Kâzım Karabekir, İstiklal Harbimizin Esasları
    11) Cemil Koçak, Tarihin Buğulu Aynası
    12) Kadir Mısıroğlu, Lozan Zafer mi Hezimet mi?
    13) Murat Metinsoy, 2. Dünya Savaşı'nda Türkiye
    14) John Lukacs, Modern Çağın Sonu (Ketebe)
    15) Ertuğrul Düzdağ, Yakın Tarihimizde Gizli Çehreler
    16) Çetin Yetkin, Türkiye'de Tek Parti Yönetimi
    17) Mete Tunçay, Türkiye Cumhuriyeti’nde Tek Parti Yönetiminin Kurulması
    18) Ziya Nur Aksun, Dündar Taşer'in Büyük Türkiyesi
    19) Leslie Peirce, Harem-i Hümayun
    20) Mehmet D. Doğan, Batılılaşma İhaneti
    21) Kemal Karpat, Dağı Delen Irmak
    22) Halil İnalcık, Osmanlı İmparatorluğu: Toplum ve Ekonomi
    23) Sabahattin Selek, Anadolu İhtilali (2 cilt)
    24) Donald Quataert, Osmanlı İmalat Sektörü
    25) Yalçın Küçük, Türkiye Üzerine Tezler-5
    26) Necdet Hayta, Ege Adaları Sorunu
    27) Uğur Mumcu, Kazım Karabekir Anlatıyor
    28) İhsan Ş. Kaymaz, Musul Sorunu
    29) Robin Prior, Gelibolu: Mitin Sonu
    30) Geoffrey Lewis, Trajik Başarı: Türk Dil Reformu
    31) Mustafa Armağan, Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı (3 cilt)
    32) Kadirbeyoğlu Zeki Bey’in Hatıraları (Sebil)
    33) Nejat Muallimoğlu, Bir Türk Vatanına Döndü
    34) Nihal Atsız, Türklüğe Karşı Haçlı Seferi ve Çektiklerimiz (Ötüken)
    35) Neşe Düzel, Korkusuz Tarih (Alkım)
    36) Zafer Toprak, İnkılap ve Travma (Doğan)
    37) Onur Atalay, Türke Tapmak (İletişim)
    38) Yavuz Bahadıroğlu, Kayıtdışı Tarihimiz (Nesil)
    39) Laurence Evans, Türkiye’nin Parçalanması ve ABD Politikası (Örgün)
    40) Cengiz Yazoğlu, Osmanlı’nın Tasfiyesi (İthaki)
    41) Falih Rıfkı Atay, Çankaya
    42) Andrew Mango, Atatürk
    43) Ayşe Osmanoğlu, Babam Sultan Abdülhamid
    44) Ahmet Kabaklı, Temellerin Duruşması
    45) Kadir Mısıroğlu, Sarıklı Mücahitler
    46) Sevan Nişanyan, Yanlış Cumhuriyet
    47) Tahirul Mevlevi, İstiklal Mahkemesi Hatıralarım
    48) Osman Yüksel Serdengeçti, Bu Millet Neden Ağlar
    49) Eşref Edip, Kara Kitap
    50) İpek Çalışlar, Latife Hanım (Doğan)

    İstenilen sırayla okunabilir.
  • "Benim bir kumandanım vardı. Çok iyi ve sevimli bir albaydı. Bir gün, Türkmen çadırlarından onu da davet etmişler. Hemen bir koyun kesip pişirmişler. Türkmen adetinde büyük ve hatırlı misafire baş ve kuyruk ikram edilir ve bu 'baştan ayağa kadar bütün varlığımla hizmetinize hazırım' demektir. Bizim albay, tabii aldığı terbiye gereği, medeniyet havârisi.
    -Bu nedir? Böyle şey olur mu? Bana tabak getirin, bu yağlı kuyruğu da kaldırın, etten bir parça koyup getirin. demiş
    Bizim Türkmenler kızmışsa da bir şey dememişler ve söyleneni yapmışlar. Albay tabaktaki yemeği yedikten sonra:
    -Yemek böyle yenir. Niçin tabak kullanmıyorsunuz? Hep bir arada yemek doğru değildir, diye mikroptan falan bahsetmiş.
    Aşiret Reisi;
    -Efendi, biz seni tanımayız. Dündar Bey bizdendir, ona hürmet ederiz. Sen de onun kumandanısın diye hürmette bulunduk. Biz yemeği beraber yeriz. Köpeklere ise ayrı kaplarda yemek veririz. Onlar kemik için hırlaşırlar ve kavga ederler. İnsanlar öyle değildir... "
  • "Bugün hainlerin kandırdığı gençlerin bir kısmı hangi sebeplerle sosyalizmi istiyorsa, dün onlar kadar samimi kimseler liberalizmi istiyorlardı. Bugün demokrasinin yeter olduğunu sananlar gibi, dün de Tanzimatı yeter sayanlar vardı. Velhasıl bir buçuk asırdır kandaki mikrobun deride açtığı yarayı tedavi ile uğraşıyoruz!"
  • "Kendine dön, kendi büyük idealine, cihan kadar geniş devlet anlayışına, millî görüşüne sarıl."
  • 208 syf.
    ·Beğendi·10/10
    "Kürsülerden seslenirken yalancı beyler,
    Asıl beyler yücelerden fermanlar eyler!" dizesiyle başlamak istiyorum.
    Dündar Taşer'in yanında bulunamadığım, onu tanıyamadığım için üzülen şahsım adına bu eseri okumak, biyografi kitabı okumak değil de, O'nu tanımak ve bundan gurur duymak demekti aslında. Günümüzde karşılaştığımız içi boş koltuğu kabarık bey(!)lerden gına gelmişken, 208 sayfa Dündar Taşer ilaç gibi geldi bana. Ani vefatından sonra, vefalı dostu Ziya Nur Aksun, ölümünden sonra Dündar Taşer’in fikirlerini derleyerek tek bir kitap halinde bizlere sağlıklı bir şekilde ulaşmasını sağlamıştır. Bir insanın her sözü insana ders veren, millete yön veren nitelikte olur mu, oluyormuş... Aynı davaya gönül vermekten, onların açtığı yolda ilerlemekten bir kez daha kıvanç duydum. İyiki dedim, iyiki vatana sevdalı, Türk diyince içi titreyen ve bu uğurda hayatını feda eden bu yiğit adamların ülküsü hayatıma yön veriyor. Övgüyle bitiremeyeceğim evet... Okudukça altını çizdiğim cümleleri görseniz siz de hak verirdiniz. Fakat çok uzun yazıların sosyal medyada okunmadığını düşündüğüm için çoğunu yazmayacağım.
    -----------------------------------------------------------------
    Gelin kitaptan birkaç kesit okuyalım;
    O, Üç Hilâl'li bayrak için:" Atalarımızın haşmeti idi; torunlarımızın azameti olacaktır" diyordu.
    Halkımızın millî bir oluşa, yüksek bir ideale ve birliğe davet ediyordu. "Kendine dön, kendi büyük idealine, cihan kadar geniş devlet anlayışına, millî görüşüne sarıl." diyordu. Onu belirtileri şimdiden görülmeye başlayan, milletimizde hasret çekilen büyük oluşun ve toparlanmanın en aziz müjdecilerinden biri olarak görüyorum.
    Onun deyişiyle; "140 yıldır (1974 itibariyle) mecrasından çıkmış su misali, çamurlara bulanan Türk Milleti ve Türk Medeniyeti, tarihî yatağına girecek ve elbette engin denizlere erecektir."
    Bu büyük oluşum gerçekleşince de o, en büyük millî fikir ve hareket adamlarından biri olarak saygıyla anılacak ve seçkin konumuna kavuşacaktır.
    ---------------------------------------------------------------
    Kıbrıs Meselesi Hakkında
    Rumlar her yerde yaptığı gibi, iki cemaat arasındaki nefretten faydalandı.
    "O zamanki Türk devlet adamlarının görüşünü, iki noktada toplayabiliriz."
    "Bunlardan birinci grup, 'Bizim hudutlarımız Misâk-ı Millî ile sınırlandırılmıştır; bunun dışında gözümüz yoktur. Yurtta sulh, cihanda sulh ilkelerine uymaktayız, bu sebeple bizim Kıbrıs diye bir meselemiz yoktur.' demekteydiler. Bu anlayış Hemen hemen baskın görüş halindeydi."
    "Buna karşılık başka bir grup: 'Siyasî sınırlar, imkanlarla ideallerin bileşkesidir. Dün Hatay için meydana gelen, bugün Kıbrıs için söz konusudur. Türkiye Türkler'in devletidir; imkanları ölçüsünde her yerdeki Türk'ün haklarını korur.' teziydi."
    -------------------------------------------------------------
    Bugün hainlerin kandırdığı gençlerin bir kısmı hangi sebeplerle sosyalizmi istiyorsa, dün onlar kadar samimi kimseler liberalizmi istiyorlardı. Bugün demokrasinin yeter olduğunu sananlar gibi, dün de Tanzimatı yeter sayanlar vardı. Velhasıl bir buçuk asırdır kandaki mikrobun deride açtığı yarayı tedavi ile uğraşıyoruz!
    -------------------------------------------------------------
    Bir gün jiple giderken, yakınlardaki bir Türkmen köyünden yolumuzu kestiler. "Efendi, seni göndermeyiz" dediler. Hemen hazırlık yaparak, bize bir koyun kestiler. Onlar, eti gayet çabuk pişirirler. Orda yaşlı bir Türkmen arfe'si vardı. Onlarda arfe diye, adet ve an'anelerini iyi bilene ve bir nev'i kadılık yapana derler. Bana önce: "Türk'ün cihangir olacağına imanın var mı?" diye sordu. "Elbette var" dedim. "Şu uşaklar buna inanmıyorlar" diye, birkaç yeni yetişme ve okumakta olan genci gösterdi. Sonra da "Bunun kitab'da da yeri vardır; inanmayan kâfir olur ha" dedi. Bu sözü sonradan tetkik ettim. Bazı müfessirlerin, Sure-i Maide'deki bir ayeti kastederek: "Allah'ın sevdiği kavmin, Türkler olduğunu" söylediklerini anladım. Bu ayetin meali: "Ey mü'minler! Sizden, dininden dönenlerin yerine Allah yakında bir kavim getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah'ı severler. Onlar mü'minlere karşı mütevazı ve mütezellil, kâfirlere karşı ise şiddetli ve izzetlidirler. Allah yolunda cihad ederler ve kimsenin levminden korkmazlar" şeklindedir. Hakikaten bu tavsif, Türk'ün ve Osmanlının tarih içindeki vazifesine uygun gelmektedir.
    ----------------------------------------------------------------
    "Benim bir kumandanım vardı. Çok iyi ve sevimli bir albaydı. Bir gün, Türkmen çadırlarından onu da davet etmişler. Hemen bir koyun kesip pişirmişler. Türkmen adetinde büyük ve hatırlı misafire baş ve kuyruk ikram edilir ve bu 'baştan ayağa kadar bütün varlığımla hizmetinize hazırım' demektir. Bizim albay, tabii aldığı terbiye gereği, medeniyet havârisi.
    -Bu nedir? Böyle şey olur mu? Bana tabak getirin, bu yağlı kuyruğu da kaldırın, etten bir parça koyup getirin. demiş
    Bizim Türkmenler kızmışsa da bir şey dememişler ve söyleneni yapmışlar. Albay tabaktaki yemeği yedikten sonra:
    -Yemek böyle yenir. Niçin tabak kullanmıyorsunuz? Hep bir arada yemek doğru değildir, diye mikroptan falan bahsetmiş.
    Aşiret Reisi;
    -Efendi, biz seni tanımayız. Dündar Bey bizdendir, ona hürmet ederiz. Sen de onun kumandanısın diye hürmette bulunduk. Biz yemeği beraber yeriz. Köpeklere ise ayrı kaplarda yemek veririz. Onlar kemik için hırlaşırlar ve kavga ederler. İnsanlar öyle değildir... "
  • Hürriyetin adı yokken kendi vardı; adını öğrendiğimiz günden beri de tadı kalmadı. Nitekim Namık Kemal'ler hürriyet isterken, bize bağlı olan bir memleketin yani Romanya'nın bir çocuğu olan Panait İstrati:
    'Dünyanın en hür diyarı Osmanlı ülkesidir; Tanrı' ya ve padişaha çatmadıktan sonra, insan orada her şeyi yapmakta serbesttir' diyordu.