• Bir nesil gidiyor; diğer geliyor;  ancak dünya sonsuza kadar kalıyor.
  • Özel etkinlik suresi boyunca ayni satırlarda takılıp birlikte huzunlenip ,birlikte tebessüm edip ,aynı satırlarda yutkunup,ayni heyecanı beraber yaşadığım sueda reyyan
    Ablama çok teşekkür ederim .

    Dünya Ağrısı ...Mürsid'in yolunu,hayallerini kaybetmesinin musebbibi olan köhnelesmis ,eskimiş ,kokuşmuş bir otel odasına gömmüş olduğu dunya agrisina çare olamayisinin,sorgulamalarinin hikayesine şahit olacaksınız .

    Hakikaten okuma seruvenim boyunca içim ağrıdı .Başka hayatların görünmeyen kuyularina inmeyi ,bambaşka imtihanlara geçici bile olsa gonullerinde misafir olmayı kaldıramadım .Kelimeler bir avuç yumruk olup boğazıma çöktü ,nefessiz kaldım .Kalbimin kalplerine degmesini,yaralarını sarıp sarmalamak ,onları düştükleri kuyudan çekip kurtarmak istedim, tek başıma cirpinarak bu yükü omuzlamamin mümkün olmadığının çaresizliğini yaşadım .Sevgisizlik kuyusuna düşene sevgi ipini uzattım .Yoksulluk kuyusuna düşene aş olmak ,İş olmak ,ateş olmak istedim .Yalnızlık kuyusunda bogulanlara beraberlik ipini uzattım .
    Bosvermislik,umursamazlık ,nemelazimcilik kuyusuna düşenleri ellerimle sarstım ,silkinin,kendinize gelin.Duygusuzlugunuzu ,ruhunuzun katiligini eritin benliginizde , daginikliginizi toparlayın bir an önce,dedim ...


    Kime dokunduysam ağrıyan ,incinen yerleriyle birlikte ruhlarinin yorgunlugunun yüzlerine silik bir iz bıraktığına şahit oldum .Mursid için başkalarının hayatında söz sahibi olup hayatına yön vermesi ,itaatsizlik olarak algılayıp çok istediği ideallerini sırf başkaları istiyor diye gerceklestirememesi, bir kerecik yaşayacağı hayatını kelepceleyip teslim etmesi karşısında acı acı yutkundum sadece.Mursid kendisi için çizilen yolda,kucuk yaşta işlemiş olduğu ağır günahın yükünü unutuslarla kandiramayacak şekilde yıllara yayarak kendisiyle büyütüp yuklenmekten kurtulamadigi ,yüreğinin altında ezildiği sırtında kocaman kambur misali belini büken hatasiyla yaşama zevki elinden alınmış,bosvermis,yılmıs ,yol yürüdükçe kan kaybetmeye devam eden ağır yaralı misali eski defterleri unutamayacak,yepyeni bir sayfa acamayacak kadar yorgun,bugunlerini düne feda edecek kadar takati kesilmiş,kendisini kaybetmiştir...




    Mursid ruhu hayattan bu denli tiksinince bir başka kuyuda kendisini ıssız madene sürgün etmiş arkadaşı Madenci ile birlikte kendisine ızdırap veren ağrıyan yanlarını; içmeye vererek kendisini, geçici de olsa uyusturmaya çalışıp aklının ve ruhunun tacizinden kacacagini düşünüp yararsiz bir teselli arayisiyla iskemlesine yığılıp çökecek,yürek yangınını söndüremeyecektir.Mürşid'i nbosvermisligi ,sorumsuzlugu ,bencilliği sinir bozucu gerçekten.


    Mürşid'in bunalan ruhunun yansıması canından kanından varliklara tesir edip ,aralarında görünmez uçurumlar açacaktır .En başta eşiyle olan ilişkisi kağıt üzerinde ;kırgınlık ,hissizlik ruzgarlarinin estiği ,elin ele soğuk bir şekilde temas ettiği lakin kalbin kalbe degemedigi duyguların taslastigi sevginin yerini öfkeye bıraktığı enkaza donusecektir.Aşkın enkaz halindebileyoksulluklara,sefilliklere,imtihanlara,her şeye rağmen şükreden Şükran istemediği hayatın dumanını tüttürecektir,istenilmedigi gönülde merhametsizce azap çekecektir .



    Kendi acısının dehlizlerinde boğulan Mursid ,yaşanmış olanın baskısından yüzeye cikamayinca,kendisinin babasıyla olan hatalarını oğlu Özgür üzerinde tekrarlamaktan geri durmayacaktir .Aynı yanlışları sadece kıyafet değişikligiyle taze ,heyecanlı bir beden üzerinde özgürlüğünün önünü tıkayarak ilikleyecektir .



    Özgür ise babasına tam zıt karakterde ideallerini askıya alıp zengin olmanın hayaliyle acının ,yoksullugun,soğuğun titrettigi insanların mesken ettiği oteli düze çıkarmanın,yenilemenin,nefes aldirmanin gayreti içindeydi .


    Madenci ise Mursid'le tam tersi sevgiyle büyümüş ,sevginin buhurdanliginin tüttüğü sıcak aile ortamında yetişmiş birisi .Eşi Arzu'nun aşırı sevgisinden bunalmış ,yorulmuş kalbini esirgemeye çalışan ,eşinin tutundugu dalı acımasızca koparan,yaptığı hata ile hayatın dibine sürgün etmiş, Mursid ile beraber gerçeğin kuyusuna inmemek için mücadele etmiş ,kendi cehenneminde yanmış bir karakter .


    Yazar genel olarak insanın kendi acılarını kalbine şikayet etmekten ,etrafındaki acıları isitemeyecek kadar,yabancilasmis,kayıtsız kalmış toplumu da resmediyor bize .Insanların birbirine sağır davranıp,birileri diğerini
    "Alevi " diye otekilestiriyorsa Kemal Sayar'in ifadesiyle musamahanin toprağına yabancilasmisiz demektir .Ayrıca insanlar nedenini nasilini sorgulamadan,
    masumiyetini araştırmadan,bir başkasını rahatlıkla toplumsal cinnet geçirip linç kültürüyle acımasızca katletmeyi kendilerinde bulacaklardir .Televizyonda evlilik programı ,karı koca yarışmaları gibi programlarla hayatı ciddiye almayacak şekilde sahte hayatların golgesindeki yalancı tebessumlerle mesleklerini kötüye kullanan ,adet yerini bulsun diye hakka hukuka riayet etmeden memuriyetini gerçekleştiren insanların varlığı size tiksinti verecektir .Yoksulluktan nefesleri kokmuş insanların ancak altın fikriyle yaşama tutundugunu ,insani ilişkilerde menfaatin ön planda tutulduğu bayağilik sizi de yoracaktir .Hayatın da ölümün de herhangi bir kiymetinin kalmadığına ,rakamlarla belirtilen ölü sayılarının duygularımızı öldürdügünden ,hislerimizi dondurdugundan;intiharın türüne göre ölüye muamele edilip ,ölüm şekli acımasızca dillendirilip medyada servis edildiğine ülkenin adeta kaskatı bir mezarlık sessizliğine gomuldugune acı acı şahit olacaksınız .


    Netice itibariyle dünyanın kendisi ağrı .Muhakkak aksaklıklarimiz, kederlerimiz,hayal kirikliklarimiz ,dibe vurmusluklarimiz olacaktır.Kalbi hayatımızın da aksatmaksizin bir check-up'tan geçmesi gerekiyor .Kendimizle hemhal olmadan başkasiyla nasıl hasbihal edebiliriz ki ? Önemli olan gecmisteki hatalarımızı bugüne taşımayıp sürekli dünde kalmamak,dunde yaşamamak...Ne nefret,ne kin,ne öfke ne de başkalarını iliskilerimizin arasına sokmamali .Sevgi de emek ister .Kalp kalbe degebilmeli ,göz ruhun penceresinden kalbimizdeki aşılmaz perdeleri aralayabilmeli . Pehlivan'in demesi gibi ""Dünya bir gölgelik Mürşit,“soluklandık, gideceğiz, gerisi boş.” suurunda yaşayıp ,sabırla metanetle bir sandal misali su dünya denizinde yılmadan,pes etmeden ,akıntıya kapılmadan kürek çekebilmek mesele .Yoksa koca bir hayatı boşa geçirmeyi hangimiz isteriz ki ?


    Ilk defa Ayfer Tunç okumuş oldum.Ayfer Tunç benim çok geç tanıştığım bir yazar ne yazık ki ...Psikolojik tahliller muhteşemdi .Yazar o kadar etkisi altına aldı ki beni kitap boyunca bitiş kısmını biraz zayıf buldum.Ama yine de çook başarılıydı .



    Keyifli okumalar ...