• %45 (114/256)
    ·1/10
    Yazar burada demek istemiş ki, yaza yaza kafayı yedim. Büyüydü, reankarnasyondu, dejavuydu, Elifti. Muhtemelen karım da kafayı yemiş. Ben tükendiğim için bir geziye çıktım. Hop Hilal de buradaymış. Dur bir macera yaşayalım, üzerinden de para kazanalım.
    Bayılarak okuduğum Veronica ölmek istiyor dan sonra tam bir hayal kırıklığı.
  • Ağaca tırmanmış çocuğa söylenebilecekler:
    -Aşağı in derhal!
    -Dikkat et!
    -Ağaçtan düşersen ne olabileceğini düşünüyor musun?
    -Dur, dur, merdiveni getiriyorum.
    vs. Demek istediğim "Eğitim Önemli"
  • 358 syf.
    ·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
    "Farklı düşünceler, inançlar, farklı dinler,mezhepler, farklı diller ve kimlikler yüzünden başka insanlara düşmanlık etmemeliyiz... insan bir kimlikle, bir dinle, bir dille gelir dünyaya ve onunla yaşar.İnsanın ne suçu günahı var bunda?"

    Bazen hikayenin sonunu bilseniz de sonu oluşturan hikayeyi merak edersiniz. Neden böyle bir son der ve gömülürsünüz hikayeye…Sondan başa doğru gitmiş hikaye…İlk etapta sıkılsam da kitabın ortalarına doğru kitabı bitirmeden bırakamadım.
    Hayatın anlamı sevmek üzerine kurulmuş bence… sevmek ve bunu aşk ile taçlandırmak… Ağacın hışırtısını, kuşun sesini, yağmurun nağmesini,denizin dalgasını sevmek; her haliyle doğaya aşık olmak….Ve yaratılanların en şereflisi olan insanı sevmek….Farklı düşüncesini ,farklı dinini,farklı mezhebini, farklı dilini, farklı kimliğini sevmek…..Yaratandan dolayı yaratılanı sevmek…Yaratan ve yaratılana aşık olmak….

    İnsanoğlu sevmekten uzak, insanoğlu birbirini anlamaktan hissetmekten uzak, insanoğlu farklılıkları zenginlik olarak görmekten uzak…insanoğlu biz olmaktan uzak…insanoğlu yaşamak ve yaşatmaktan uzak. Kitabı okuduğunuzda bütün bu cümleler aklınızdan geçer durur...

    Ve sorarsınız yaşatmak varken neden öldürmekte karar kılınır?. Dün de aktı kan, bugünde akıyor kan ve belli ki yarında akacak kan… Dur demek neden bu kadar zor? Öldürmek için harcanan emek neden sevmek, yaşatmak için kullanılmaz? Neden biz olmayı beceremeyiz? Neden anlamak yerine ön yargıya tutunuruz? Ölümüm öldürmenin tarafı olur mu?.....Okudukça sorgular durursunuz yaşananları….

    Doğa tasvirlerini okurken karda yürüyen, donan, ateş başında ısınan siz olursunuz. Tipiyi, karı, rüzgarı hissedersiniz adeta...Yaşanan duyguları sizde yaşarsınız.
    Duyguların aktarımı,betimlemeleri, akıcı diliyle güzel bir kitap….Ön yargıyı bir kenara bırakıp okumanızı öneririm.

    “Ölüm; insanın ve insanlığın en eski ve en yeni kaygısı. Özgürlük; İnsanın ve insanlığın en eski ve en yeni amacı. Edebiyat; insanın ve insanlığın en eski ve en yeni sığınağı..."
  • “Ben sizi bilirim, civan delikanlılar. Bütün fedakârlık hamleleriniz post kapın-caya kadar sürer!” diye söyleniyordu.
    Bunlardan biriyle konuşurken:
    “Azizim!” diye sormuştu: “Sen tıbbiyeyi bitirince ne yapacaksın? Köye mi gide-ceksin?” Öteki birdenbire boş bulunarak:

    “Ne münasebet!” dedi. Sonra, pek ustaca olmayan bir ricat yaptı: “Mamafih, icap ederse giderim!”
    “İcap etmesi nedir? Nasıl icap eder? Köyün doktora ihtiyacı var! Sen gitmek istersen kimse de mâni olmaz. Ne bekleyeceksin?” Çocuğun cevap vermeye hazırlandığını görünce devam etti: “Hiçbir şey söyle-me iki gözüm. İtirazlarını senden evvel ben sayıvereyim: Köylere gitmeden evvel birçok şehirlerimize bile doktor lazım!.. Köylerde, vesait noksanı yüzün-den kâfi derecede faydalı olamayız!.. Bu kadar tahsili ve yurdun bizde tecelli edenI emeğini mahdut bir mıntıkada ziyan edemeyiz!.. Değil mi? Pekâlâ, ben de size hak veriyorum, öyleyse ne diye feragat makaleleri, köylüye destanlar yazıp duruyorsunuz? Bak, ben sana, senin neler istediğini sayayım: Evvela, bütün muvaffakiyetinin başı olarak büyük bir iltimas arayacaksın... İtiraz et-me, bal gibi arayacaksın. Hatta, eğer son sınıflara yaklaştıysan aramaya baş-lamışsındır bile... Ondan sonra memleketin göz önünde bir yerine tayin olun-mak... İhtisas yapmak imkânlarını elde etmek... Sonra para kazanmak: Bol bol, avuç avuç, çılgınlar gibi kazanmak... Sonra güzel bir karı almak... Kafaca anla-şacağın ve ruhu ruhuna uygun bir kadın değil! Herkes gördüğü zaman ‘Aman! Bakın, falancanın ne enfes karısı var!’ desin yeter!.. Yalnız bu noktada idealist-siniz; ve maddi menfaatler ve rahatlar haricinde yegâne manevi zevkiniz bu-dur: Güzel karı alıp herkese parmak ısırtmak... Sonra otomobil, apartman... Daha sonra göbek, poker vesaire... Hayatınızı gözümün önüne serilmiş gibi görüyorum, bir şey dediğim de yok, pekâlâ! Demek ki böyle icap ediyormuş, böyle olsun... Fakat bu istikbale hazırlanırken şu yaptığınız işler tarzındaki bir mukaddemeyeII ne lüzum var? Yarın yaşlanınca eşe dosta: ‘Gençliğimizde çok idealisttik ama, hayat insanı değiştiriyor... Şimdi realist olduk... Ah, o ateşli günler!’ diyebilmek için mi? Bu kısa gevezelik devrine sırtınızı vererek bundan sonraki hayatınızın kepaze ve boş mahiyetini mazur göstereceğinizi mi ümit ediyorsunuz?”
  • Polis romanları tutkunları iyi bilirler; kendinizi o tür edebiyata kaptırdınız mı sonu gelmez. Gelmez ve gelemez çünkü karşınızda derya kadar engin, bol çeşitlemeli, her zevke, her heyecan arayışına uygun bir malzeme var. Polis romanı, içerdiği tüm macera ve gerilim unsurları bir yana, her şeyden önce bir mantık oyunu ve bir güç çarpışmasıdır, yasa dışı eylemlerde (soygun, cinayet, şantaj) bulunan ile onun peşine takılan yasa temsilcisi (polis,özel hafiye, avukat) arasında. Bir kovalamaca oyunudur polis romanı, bir ya da bir kaç esrarın çözümlenmesidir ve okurun her daim tetikte bulunması gerekiyor, nerede ise hafiye kadar, hiçbir ip ucunu kaçırmamak için.


    Polis romanı demek ya üstün zekâlı cani (Fantoma, Sherlock Holmes’ün ezeli düşmanı Dr. Moriarty) ya da onun kadar üstün zekâlı hafiye demektir. Ama polis edebiyatının ilk özel hafiyesi oldukça geç doğuyor, 1841’de. E.Allan Poe’nun yarattığı Fransız şövalyesi Auguste Dupin alışılagelmiş bir hafiye değilse de, bir prototip olarak, onu izleyecek olanların başta Sherlock Holmes olmak üzere çoğu özelliklerini taşıyor.

    1887 de ise polis romanı tarihinde önemli bir yıl oluyor çünkü o yıl Sir Arthur Conan Doyle yeni bir kahraman yaratıyor: Kareli pelerini ve şapkası, piposu, kemanı ve yardımcısı Dr. Watson ile klasikleşecek olan Sherlock Holmes. Sherlock Holmes’un ilk serüveni olan A study in Scarlette kahramanımız tanınmış bir öğrenci olarak karşımıza çıkıyor. Holmes artık maceralarını sürdürüyor...

    Sherlock Holmes, Conan Doyle' un üniversitedeki profosöründen esinlenerek yarattığı özel dedektif, tamamen düşünce ve mantık için-ile yaşar, gözlem gücünü sistematik bir biçimde geliştirmiştir, aseksüeldir, çözecek bir problem bulamadığı zamanlarda zihni onu rahatsız ettiği için kokain ve morfin kullanır, kopernik teorisini, kendi düşünce sistemi ile ilgisi olmadığı için bilmez, ama hangi külün hangi sigaradan düşmüş olduğunu anında söyleyebilir, "kanunun diğer yanında yer alsaydım en başarılı suçlu olurdum" der, en büyük düşmanı Mortiary isimli bir "kötü" dür, en yakın ve tek dostu Dr.Watson 'dur.

    Keyifli okumalar diliyorum.
  • Bir İnsan Sevmek Demek Onunla Birlikte Hayatına Gelecekleri Göze Almak Demektir, Cesaretin Yoksa Uzak Dur Çünkü Sevgi Hak Edenindir.
  • Güçlü insan ne demek biliyor musunuz, gereğinde kendi duygularını dur diyebilmektir güç.